Şiir kitaplarının ismi şiire dâhildir. Hem de bir şiir kitabının en kısa şiiridir kitaba konulan isim. Korkarım şiir kitaplarına dokunmaktan. Sayfasını açınca raflar devrilecekmiş gibi bir his olur hep. Bir süre öylece elimde tutarım içten içe şiir okuyan kitabı. Cemal Süreya mıydı o hani şöyle demişti: “Küçük bir kitaptır hayat/Elinde tutmaya yarar” diye. İşte öyle bir şeydir şiir kitapları ile aramdaki ilişki. Uzun süredir şiirlerini Karabatak dergisinde okuduğumuz Sevgi Yerlioğlu’nun ilk kitabını bu heyecan ile okudum. Önce uzun süre kitabın giriş kapısı önünde bekledim. Ustaca bir kapak kompozisyonu bir şiir kitabına ancak bu kadar yakışabilirdi. Birkaç kez tekrarladım kitabım ismini dilimde çoğalsın diye: Av Gürültüsü! Önce heyecandan yanlış okuduğumu fark ettim, ‘ay gürültüsü’ diye yapışıvermiş dilime. Bu haliyle bile sevdim. Ayın gürültüsü olur mu? Neden olmasın?! Fakat av gürültüsü daha bir canhıraştır. İyi ki ay ile av arasındaki akrabalığı yerinde sezmişim. Bu seziş beni şairemizin birkaç de şiir adımı mesafesindeki ay imgesine taşıyıverdi. ‘Ay Kesiği’ şiirinin önünde öylece kalıverdim. Sustum şiirin şairi konuştu: “sen adımını atınca beliren izde/ay kesilir ve başı bir yana düşer/ gövdesinden yeni bir ay doğar/ güneşin gölgesinden yeni/ kırılır buzlar yüzünü aşan suda/ burnun çizginin altında donuk.” Bu dizelerde keskin bir iç bakış var. Fotoğraf çekmiyor bu dizelerin sahibi resim çiziyor ve çizdiği resimleri tabiattan ödünç aldığı renklere boyuyor. Ay Kırılmaları’ndan hemen Av Gürültüsü’ne dönüyorum. Belli ki şair resimden dönüyor, dünyayı daha iyi anlamak için: “fırça darbeleriyle dağıldı gökyüzü, bu benim elim/sen bir sepet taşırken alnında elma/nehre gem vuruldu alnında elma”. Sevgi Yerlioğlu sade ve sakin bir söyleyişe sahip. Bütün şiirlerinde ilk adımın muhkemliği ve güzelliğini fark etmekle birlikte “Sesle Boğulmuş İp” şiirine şapka çıkardım. “Göç Suyu” ve “Mermer Islığı” şiirleri de Sevgi Yerlioğlu’nun şiirde zora talip olduğunun göstergesi. Her iki şiirde de uzak imgeleri bağdaştırma yeteneğini görmekte zorlanmıyoruz. Ey hangi kitabı okusam da kütüphaneme koysam diye sürekli soran okur, bundan daha iyi tercih mi olur? “Av Gürültüsü” seni sobelenmemiş kelimelerin dünyasına taşıyacaktır. Şule yayınları şiir dizisinden çıktı. Kış kapıya dayanmadan oku.
Şafak Çelik ilk şiir kitabı “İlk Değilim Üstelik”i 2014’te çıkarmıştı. Şiirde bunun gerçekten bir ilk olmadığını ikinci kitabıyla gösterdi ve “Kuş Adımı” okuyucularıyla buluştu. Şafak Çelik de Sevgi Yerlioğlu gibi Ali Ural mektebinden mezun olmuş isimlerden. Şiirlerindeki titizlikten bunu kolayca anlıyoruz. Kuş Adımı ne güzel bir şiir kitabı ismi. Madam öyle kuş adımıyla gezelim kitabın sayfaları arasında. Üç bölümden oluşuyor Kuş Adımı, yani üç adımdan. Birinci adım, Salım, ikincisi Seferi ve üçüncü adım Menzil başlıkları altında toplanmış. Şu dizelere dikkat: “yazdan yetiştirip/sarktı kışa/ kıştan kalan büyük cezaların/ müreffeh serinliği/kışta gördük ezayı şükür/böyle geçilirse karla” “rahat bir yaz için beklediler/ oysa yoktu yazıda rahat.” Sesini fazla yükseltmeyen dizeler bunlar. Gerçi Şafak Çelik şiirinin bütününde bu sesini bir ayarda tutma özelliği mevcut. Şiir yeni iklimler ister, yeni heyecanlar arar. Onu çekip çıkaracak olan şairin şiire dahil olan hayatından başkası değildir. Aziz okur, bunca sözden sonra hâlâ ne okuyayım diye mi soruyorsun? Al eline bir kitap kuş adımlarını izle. Her zaman böyle şairler gelmez dünyaya. Gelse de birçoğu ayaklarına değil kanatlarına davranır ve onları bir daha yakalamak mümkün olmaz. Bilmem anlatabildim mi?
Şimdi bana yukarıdaki başlığın aşağıdaki konu ile ne alakası var diyebilirsiniz. Lütfen sakin olun. Düşünün bulacaksınız. Bulduğunuzda ise bir daha hiç kaybetmeyeceksiniz.