Önceki gün Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde yaşanan patlama olayı tazeliğini koruyor. Henüz cenazeler defnedilmedi. Olayın kim ya da kimler tarafından planlandığı ve yapıldığı ülkenin birinci gündem maddesi.

Son yıllarda gönüllü olarak sürdürdüğümüz BOP projesinin adım adım ülkemize sirayet ettiğini görüyoruz. Tunus’la başlayan ve dalga dalga yayılarak pek çok ülkeye giren proje, şimdi topraklarımızda. Zaten hiçbir aklı başında özgür kafa, ülkemizin bu ateşten vareste kalacağını düşünemezdi de. Ülke çok zamandır her an patlamaya hazır bomba üzerinde duruyordu. Beklenen oldu, ateş üzerimize sıçradı.

Gayretullah’a dokununca ilahi adalet devreye giriyor.  Sen komşularında savaş tamtamcılığı yapacaksın, Irak’ı bombalatacaksın, Libya’yı bombalatacaksın.

Suriye’de fitne ateşi yakacaksın, yüzbinlerin ölümüne baş tahrikçi, azmettirici olacaksın, milyonların evini yurdunu vatanını terk etmesine sebep olacaksın, sonra da keyif çatacaksın, böyle bir şey mümkün değildi olmadı da.

***

Suruç’ta ölenlerin kimliği üzerinde magazin haberleri yapılıyor. Sanıldığı gibi hepsi solcu, eylemci terör yanlısı kişiler değildi. Olsa da ne fark eder ki! İçlerinde saf Anadolu çocuğu, fanatik “Trabzonsporlu” (ismi bizde mahfuz) biri, 100 lira yevmiye karşılığı gitmişti Suruç’a. Ölenler birbirlerinin ellerini hangi şekilde tutmuştu Ölmeden önce en son ne içmişlerdi

Tüm projektörler Sırrı Süreyya’yı aradı. O neden Suruç’ta yoktu Demek ki onlar yapmış. Fotoğrafın büyüğünü, büyük fotoğrafı görmek lazım. İşin içinde hangi küresel proje var, hangi devletler, hangi istihbarat örgütleri var. İçerde cirit atana ajanlar, füze kalkanları ve tabi nerede hata yaptık sorusu.

***

Burada bazı özeleştiri soruları sormak gerekiyor. Mesela seçimden sonra, Milli Savunma Bakanı TBMM Başkanı seçilince, hükümet otoritesi boşluk kaldırmaz diyerek alelacele halkın seçmediği biri (Vecdi Gönül) Milli Savunma Bakanı atanıyor. Ama halkın seçtiği, TBMM’nde temsil edilen partilere hükümet kurma görevi verilmiyor, verilirse kurdurulmuyor.

Cümle âlem biliyor ki iki başlı devlet yönetiminin biri koalisyon isterken, diğeri hemen seçim istiyor.

Faili ararken sebeplerden birinin de, hükümetsiz kalmadan kaynaklandığını bilmeliyiz.  Hükümet kurulmasın tüm ipler elimizde olsun... Süreci uzatabildikçe uzatalım derseniz bu sonuca katlanırsınız.

***

Anlaşılan BOP kapsamında Kuzey Suriye’de Kürt devleti kuruldu, arazi lazım. Şimdi Türkiye’den toprak tedarik ediliyor.

Bölgede çoktandır kontrol, PKK güçlerinde idi. Durum tescili olacak birileri tarafından Müslüman Kürt halk da örgüte sempati duyar hal getirildi. Yıllardır sürdürülen bilinçli politikalarla PKK meşruiyet tescillendi.

Öyle anlaşılıyor ki “gezi” olayları ve 6-7 Ekim girişimleri biraz daha farklıydı. Onlar iç dinamiklerle yapılan prova ve denemeydi. Şimdi düğmeye basıldı ve BOP ateşinin Türkiye’deki ilk işaret fişeği atıldı...

***

Bu yaşananlar sebep değil; sonuçtur. On yıldır sürdürülen politikalar meyve vermeye başlamıştır. Rüzgâr eken fırtına biçer sözü tahakkuk etmiştir. Hiç kimse, bir örgütün ismini telaffuz ederek işin içinden sıyrılamaz.

Aklını kiraya veren platform, her şeyde partilerini haklı gösterme gayretinde. “Oy vermediniz o yüzden bombalandık! AKP tek başına iktidar olsaydı, böyle olmazdı! AKP’ye karşı Siyonist oyun!”

Hiçbir uyarı dinlemeden basiretsizce her türlü tavizi verdiniz. BOP artık topraklarımızda... Aynı anda pek çok noktada saldırı da bunun bir göstergesi.

Belki de “zararın neresinden dönülürse kârdır” kuralı mucibince daha fazla hasara meydan vermeden “akılların başlara” gelmesine neden olur. Gidilen yanlış yoldan bir önce vaz geçilmesine bir fırsat olur.