Bütün mevzular bitti sıra cinsellik sınırlarına geldi.
Pes doğrusu!
Dünya ateş sarmalında, memleket nerdeyse bir çıkmaza gelip dayanmış, (efendilik bizde kalsın) bizim kimi hocalarımız cinsel mevzularda art arda açıklamalarda bulunuyor.
Ağızlarına tutulan her mikrofona konuşuyorlar.
Ey yeşil sarıklı ulu hocalar, biraz zekâ, biraz uyanıklık lütfen!
Böyle sorulara tav olarak birer mizah malzemesine dönüştüğünüzün farkında mısınız
Ne kadar da bu tür konulara cevap yetiştirmek için can atıyorsunuz.
Susmanızın konuşmanızdan çok daha hayırlı olduğu noktalar var oysa.
Bir din görevlisi, bir İslam tebliğcisi için Ramazan ayı denilince illa yatmak-kalkmak meselesi mi akla geliyor
Yaşadığımız dünyanın çatısı çökmek üzere, zemin ayaklar altından kayıyor.
Aile kurumu bir belirsizliğe doğru sürükleniyor.
Gelir dağılımdaki eşitsizlikler, boşanmalar, uyuşturucu bağımlılığı, kadınlara şiddet ayyuka çıkmış.
(Efendilik yine bizde kalsın) Hocalarımıza bu konularda hiç mi soru sorulmaz, ya da hocalarımız başka bir gezegende mi yaşıyorlar
Cinsel mevzuların cılkını çıkarıp üslupsuzca ulu orta konuşmanın toplumu ifsat edip cahilleştirmekten başka bir şeye yaramayacağını bilmiyorlar mı
İslam nezahet, nezaket ve estetik üslubuyla bir hayat sistemidir.
Suyu bile kaç yudumda içeceğini hatırlatır insana.
Tuvalete gitmenin bile bir adabı vardır.
İslam’ın ruhunu kavrayan bir Müslüman ticaretinden, eğlencesine, çalışma hayatından cinsel yaşamına kadar her durumda nasıl hareket edeceğini bilir.
Hilkatini ve fıtratını Müslüman kılmışsa bunun aksi düşünülemez.
Yok, eğer fıtratı ile çatışan bir kişilik sergiliyorsa ondan hayatın incelik ve nezahet isteyen safhalarında tutarlı ve uyumlu davranması beklenemez.
Din görevlilerinin cinsel mevzulara dil disiplini sağlayamadan yönelmeleri, her şeye sadece caiz ya da değil noktasında yaklaşmaları İslam’ı söz yoksulu, yaşantı fakiri bir sistem konumuna düşürecektir.
Hâlbuki İslam’ın yaşanılır olmak gibi bir mecburiyeti vardır ve bu mecburiyet en ayrıntı sayılabilecek mevzuları bile yaşarken söze hacet bırakmadan hal yoluna koyar.
En büyük cinsel eğitim hayattan yalıtılmamış, dinden koparılmamış olandır.
Ebeveynler çocuklarına cinsiyetlerine uygun, cinsel gelişimleriyle bağdaşır, cinsel ilgi ve temayüllerine pedagojik yaklaşarak hareket ettiklerinde sorun kalmayacaktır.
İslam’da eğitim, İslam’da ekonomi, İslam’da insan, İslam’da kadın… gibi ‘İslam’da cinsellik’ şeklindeki başlıklar geçmişi fazla olmayan nevzuhur başlıklardır.
‘İslam’da üzüm yemenin adabı’ diye bir başlık açarsanız, hemen ardından ‘elma yemenin adabı nasıl ’ sorusu gelir.
Sorunları doğuran sorulardır. Soruları sorunlara musallat eden ise yersiz cevaplardır.
Bugün din anlatıcılarının cevapları soru soran kişinin zihnini aydınlatmaktan çok bir sürü insanın gereksiz bir sürü soru ile boşuna zaman harcamasına neden olmaktadır.
Cinsel mevzularda sorulan sorular şayet ciddiyeti kundaklayacak, cevabı unutturacak ya da ikinci plana itecek nitelikte ise o alana hiç girmemek en iyisidir.
Bu tarz yaklaşım dolaylı anlamda bir cinsel eğitim şeklidir.
Eğitim sadece bir şeyleri anlatmak ve öğretmek işi değil, aynı zamanda zamansız ya da muktezay- hâle uygun olmayan bir şeyi anlatmamak ve öğretmemektir.
Zamanı gelmeden öğretilen şeylerin de bir öğretim hatası olduğu açıktır.
Hayâ ile marazi utanma arasındaki farkı göz ardı etmeden verilecek cinsel eğitim, bütüncül eğitimin belli aşamalara dayalı iyi zamanlanmış bir safhasından başka bir şey değildir. Kız ve erkek her iki cinse de cinsiyetlerinin ayırtına varacak biçimde bir eğitim verilmelidir. Ortalığa saçılan, yerlerde sürünen cinsellik mevzuları ne cinsel ne de dinsel anlamda kişilikli bir toplum olmamıza katkı sağlamayacaktır.