Suriye’de iki yılı aşkın bir süredir devam eden iç savaşın faturası üzerinde sıkça duruyoruz. Çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı konusunda net bir rakam olmamakla birlikte bu rakam 150–200 bin arasında değişiyor. Ülkelerini terk etmek zorunda kalanların sayısı milyonlarla ifade ediliyor. Yaralananlar ve sakat kalanlar ile yıkılan şehirler işin bir başka boyutunu oluşturuyor. Ortaya çıkan bu tahribat ve yıkımın telafisi uzun yıllar alacağı ortada. Denebilir ki, Suriye’de çatışmalar son bulsa bile yeniden yapılanma kolay olmayacak. Bu noktaya nasıl gelindiği, çatışmaların devamı ve 150–200 bin Müslüman’ın hayatını kaybetmesinden hangi ülkelerin sadistçe haz aldığı, Suriye’deki olayları izlemekle yetinmelerinin temelinde Esad iktidarını korumaktan ziyade Esad sonrası ortaya nasıl bir Suriye çıkacağı konusundaki kararsızlıklarının yattığına bu köşede sıkça dikkat çekiyorum. Esad’ın arkasından Suriye’de İslami hassasiyeti olan bir kadronun işbaşına gelmesinin ABD ve İsrail ile yandaşlarını endişelendirdiği de kimsenin meçhulü değil.

Bu düşüncelerimizi doğrulayan bir takım gelişmeler ve haberlerde oluyor. Özellikle ABD ve İsrail kaynaklı haber ve yorumlarda her fırsatta Suriye’de El Kaide’nin üstlendiği ileri sürülüyor. İşte bu haberlerin ardından medyada Özgür Suriye Ordusu komutanı Selim İdris’e atfen yer alan haberlerde, muhaliflerin rejim güçleri ile birleşerek El Kaide’ye karşı savaşabilecekleri yönündeki açıklamaları sanıyorum sıkça vurguladığımız Esad sonrası durumla ilgili tespitlerimiz bu vesileyle bir kez daha doğrulanmış oluyor.

Özgür Suriye Ordusu komutanı Selim İdris’in Cihatçıları (El Kaide) Suriye’nin geleceği için tehlikeli gördüklerini ve bunun için Beşar Esad gittikten sonra rejim güçleriyle Cihatçılara karşı ortak hareket edebilecekleri açıklamasını doğru okumak gerekiyor. Öncelikli olarak bu açıklamanın Suriye’de Esad sonrası durumla ilgili endişeleri olan ABD ve İsrail’e teminat anlamına geldiğini söylemek yanlış olmaz. Belli ki, Özgür Suriye Ordusu Komutanı İdris, “Bizden korkmayın. Esad sonrasında Mısır’a benzer bir gelişmeye izin verilmeyecek, bunun için rejim güçleri ile ortak hareket etmeye hazırız” denmek istenmektedir.

İdris’in bu açıklaması ABD ve İsrail tarafından ne kadar ciddiye alınır, ne ölçüde güven sağlayabilir onu zaman gösterecek ama diktatör Esad’ı devirmek için mücadele veriliyorsa, Esad sonrası rejim güçleri ile ortak hareket etme çağrısı gizli bir niyetin ortaya çıkması anlamına gelmez mi

Bu açıklamalara bakılarak Esad ile Esad sonrası arasında ideolojik bakımdan ciddi bir fark olmayacağını söylemek yanlış olur mu Esad’da İslami gelişmelere karşıydı, özgürlük mücadelesi verdiklerini ileri süren muhalif gruplarda muhtemel İslami bir hareketlenmeye rejim güçleri ile birlikte hareket ederek karşı çıkacaklarını söylüyorlar ki muhalif hareket başlangıçtaki hedefini terk ederek ABD ve İsrail’in arzu ettiği noktaya hızla gelmektedir.

Bu noktada bağımsızlık ve özgürlük mücadelesi veren her İslami hareketin terörist ilan edilmesini, El Kaide olarak nitelendirilmesi ABD’nin ‘ılımlı İslam’ projesinin bir sonucu olarak nitelendirmek yanlış olmaz diye düşünüyorum. İstenen, ABD emperyalizmine ve İsrail yayılmacılığına karşı çıkmayan bir İslami harekettir. Aksine kim ya da kimler emperyalizme karşı çıkıyorsa “Terörist” damgası hemen vuruluveriyor. Bu bakımdan İslam dünyasındaki gelişmeleri ABD ve İsrail penceresinden bakarak değerlendirmek işin özünü görmeyi engelleyecektir. Bu oyuna gelmemek gerekiyor.