Suriye nüfusu 22 milyon… Şu an kalan insan sayısı 11 milyon… İnsanların yarısı nereye ve nasıl gittiler?

Esad devrilecek, yerine demokrasi gelecek, diye galeyana getirilen kitleler, ne yazık ki, şiddetin mağduru, savaşın kurbanı oldular.

Dört yüz bin insanın öldüğünden bahsediliyor… Bunların bir kısmı çocuk.

Avrupa kapılarında sığınma hakkı almak için bekleyen insan sayısı bir milyonu geçmiş durumda. Türkiye, Ürdün, Irak gibi ülkelerde mülteci olarak hayatına devam eden milyonlarca Suriyeli var.

İç savaş hâlâ devam ediyor.

Suriye’de aktör olarak kimler yok ki? Dünyanın güçlü ülkeleri, güvenliğini müslüman topraklarında arayan birçok ülke, orada üs kurmuş durumda.

Amerika, Rusya, Fransa, Almanya… İran, Suudlar, Körfez ülkeleri… Birçok aktörlü ve iç karartıcı bir filmde rol alanların haddi hesabı yok.

Türkiye ne yaptı peki?

Suriye’nin toprak bütünlüğü, ülkemizin toprak bütünlüğüdür diyemedi. Heyecana kapıldı, Amerika’nın rüzgârından etkilendi, Fransa’nın sözünü güvendi… İleri atıldı, bir daha da geri duramadı… Şimdilerde suskunluğu tercih ediyor.

Güttüğümüz siyaset başarılı oldu mu?

Aslında, Suriye politikasında ilk başa dönmek istiyoruz ama şu an bunu başarmak zor. Çiviler bir kez sökülmüş tahtadan… Yeniden çakmak, güvenli bir yol sunmuyor bize.

Gelişmeleri izliyoruz sadece.

Yaptığımız en iyi şey, sınırlarımızın az ötesinde, sınırlı kalmak kaydıyla güvenli bir şerit oluşturmak… Suriyeli ile 900 kilometre sınır hattımızın olduğu düşünüldüğünde, sınır ötesi yaptığımız hareketin ne denli küçük olduğu görülür…

Esad devrilecek diye başladığımız sözler, bizi ne yazık ki, toprak bütünlüğü tehlikeye girmiş, farklı etnik toplulukların devletçikler kurmayı hayal ettiği… Ordular dizayn ettiği bir sona vardırdı.

DEAŞ, hâlâ orda… Direniyor.

Özgür Suriye ordusu, gittikçe geriliyor… Türkiye’ye doğru çekiliyor.

PYD, PKK Amerika’nın desteğiyle devletleşmeye çalışıyor… NATO’da müttefikimiz olan Amerika, bize yeni belalar peydahlama peşinde.

Bize rahat vermek istemiyor.

Öte yanda, Kerkük’ü içine alan yeni bir bağımsızlık sevdasının fitilini yakan Barzani, Suriye’deki boşluktan faydalanma kurnazlığına girdi.

Şu an yaşadığımız birçok olumsuzluğun müsebbibi Suriye’deki boşluktur, kaostur, huzursuzluktur.

Ülkeyi yönetenlerin, bu gidişi değiştirmeleri elzemdir.

Suriye’nin toprak bütünlüğü, Türkiye’nin toprak bütünlüğü demektir… Bu ifadeyi iyi idrak etmek gerekir.

Hamasetten, günlük heyecanlardan uzak bir hal ile çevremize bakmak önemli. Rasyonel bir çizgiyle adım atmak, gerçekler ışığında yeni siyasetler belirlemek yararımıza.

Artık, Suriye politikasının değişmesi kaçınılmaz. Müslümanlar kaybediyor… Ölüyor. Suriye’ye huzur gelmesi, bize huzur verecek…

Bu şekilde olup bitene bakmak, bize yarar sağlayacaktır.

Aklın da, iman etmenin de yolu birdir…