PKK terörünü sona erdirmek için başlatılan müzakereler
istenen sonucu verir mi şimdiden kestirmek zor olmakla birlikte Suriye deki
olaylar son bulmadan bölgesel barışın sağlanması ötesinde imkânsız görülüyor.
Çünkü Suriye deki çatışmalar sadece bu ülkenin iç meselesi olmanın çok ötesine
geçmiştir. Türkiye, Irak, Ürdün ve Lübnan daki mültecilerin sayısının 1 milyonu
geçtiğini hatırlatmak bile Suriye olaylarının bölge ülkelerini nasıl
etkilediğini göstermeye yetecektir.
Ülkemize gelen mültecilerin yaklaşık 200 bini kamplarda
barındırılırken bir o kadar mültecinin de ülkemizin çeşitli illerine dağıldığı
belirtiliyor. Bu açıklamayı yapan da BM Mülteciler Yüksek Komiseri dir.
Diyebiliriz ki, kayıtlı mülteci sayısı kadar belki daha fazlası ülkemizde
hayatını sürdürmeye çalışıyor. Elbette, hayatlarını kurtarmak için ülkemize
sığınan insanlara millet olarak her türlü destek ve yardım bugüne kadar olduğu
gibi bundan sonra da sağlanacaktır. Ancak, pek çok ilimizde sokakların bu kayıt
dışı sığınmacılarla dolmakta olduğunu, çocukların dilencilik yaptığı gerçeği
ile karşı karşıyayız. Bu bakımdan mülteci sayısının daha da artması, ülkemizde
çok ciddi sıkıntılara yol açacaktır.
BM Mülteciler Yüksek Komiseri Guterres, yılsonuna kadar
Suriyeli mülteci sayısının 3 milyona ulaşabileceğini söylüyor ki, bu da
ülkemizde Suriyeli mültecilerin sayısının en azından iki katına çıkma
ihtimalini gündeme getiriyor. Kamplarda kayıt altında barındırılanların
ülkemize etkisi sadece maddi bakımdan söz konusudur, bunun da altından millet
olarak kalkabiliriz ama kayıt dışı yurdun çeşitli köşelerine dağılmış,
olanların bir takım uluslararası karanlık örgütler tarafından kullanılması söz
konusu olabilecektir. Diyebiliriz ki, Suriye deki çatışmalar biran evvel
bitirilmez ise sosyal terör ile karşı karşıya kalabiliriz. Bu bakımdan tüm
dikkatlerin PKK terörünün sona erdirilmesi üzerine odaklandığı şu günlerde bu
yakın tehlikeyi gözden kaçırmamak gerekiyor. Bu arada BM yetkilileri ile
görüşmelerde artık bir takım rakamların dile getirilmesinin ötesine geçilerek
soruna kalıcı bir çözüm bulunmasının gündeme gelmesi gerekiyor. Bu arada BM nin
tüm yetkililerine bu teşkilatın artık istatistikî bilgiler açıklayan bir kurum
olmaktan çıkarak sorun çözücü konuma gelmesi, bunu yapamıyorsa teftiş heyeti
gibi iki de bir ülkemize gelerek mültecilere şöyle bir görünüp gitmekten
vazgeçmeleri gerektiğinin hatırlatılması gerekiyor. Özellikle mülteciler konusu
BM yetkilileri ile görüşülürken konunun maddi boyutundan çok muhtemel sonuçları
üzerinde durulmalıdır. Bir ülkede hiçbir kayda tabi olmayan yüz binlerce
yabancı barınmaya başlamış ise hem bu insanların derdine derman olmak mümkün
olmaz, hem de bu insanlar ayakta kalabilmek için her yola başvurmaya başlayabilirler.
Bu arada Ürdün e sığınmış olan bazı çaresiz kadınların fuhşa sürüklendiği
haberleri medyaya yansıyor. Hem de bu insanlar kamplara yerleştirildiği halde.
Ülkemizde mülteciler şimdiye kadar kendilerini çaresiz hissetmemişlerdir.
Bundan sonra da o duyguya kapılmamalarını dileriz. Ancak, artık ABD, İngiltere,
Fransa ve İsrail gibi devletler kendilerine yakın buldukları muhalifleri
eğitmenin ötesinde soruna çözüm getirecek adım atmak durumundadırlar. Özellikle
de BM istatistik kurumu olmadığını hatırlamalı, ciddi adımlar atmalıdır. Çünkü
mültecilere ne yapılması gerektiği hususunda ülkemizin onların tavsiyesine
ihtiyacı yoktur. Eğer BM mevcut yapısı sebebiyle bu adımı atamıyorsa, hiç
olmazsa yapılabilecekleri engelleyici konumundan kurtarılmalıdır.
Kısacası PKK terörünün sona erdirilmesine odaklanmış
ülkemizin önemli sorunları bu arada unutulmaya terk edilmemelidir.