ZAMAN insanın ellerinden hızla akıp gidiyor, hiç durmadan, hızla akıyor. Hele bu hız çağında insanın durup da şöyle bir kendine bakması, kendini gözden geçirmesi pek mümkün görünmüyor. Bu kadar hızla akan, hızla değişen zaman, insanın durup düşünmesi, durup ne oluyor diye sormasını engelliyor. İnsanın en önemli meziyeti düşünebilmesi, düşünerek harekete geçmesidir. Hem içine doğru bir yolculuk (hareket) hem de dışına doğru bir yolculuk (hareket) etmesi, hayata ve zamana dair ne kadar tortu varsa onları gözden geçirmesi ve de yeni bir sayfa açması için bir anlık dahi olsa bir sükûna ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Düşünmek için durmak gerekiyor. İnsan durdurmalı ki düşüncesi harekete geçsin. Tabi ki durum pek de buna uygun değil. İnsana durup düşüneceği anları vermeme üzerine kurulan bir günlük yaşama sahip. Onun içindir ki her gün yüzlerce uyarana, yüzlerce enformasyona muhatap olan insanın temyiz yeteneği giderek körelirken, insan sadece yeni duruma uyum sağlayan bir nesne haline geliyor. Bütün zihinsel performansı içinde olduğu günün zaman dilimlerinde kendine yöneltilen iletilere verdiği duygusal reflekslerden ibaret olduğunu ne yazık ki müşahede ediyoruz. Bilgi yerine malumat, görgü yerine moda ya da trend davranışlar, duygular ise paramparça Böylesi bir tablo elbette insana hüzün veriyor. Ancak kendimizi şanslı sayacağımız, bereketli zamanlara da sahibiz. Bunların en önemlisi ise idrak ettiğimiz Ramazan. Ramazan bütün letafeti ile yine bizi sarıp sarmaladı. Bizi yeniden hayatı ikame etmek için kucakladı.

Zamanın debdebesini, insanlığı kasıp kavuran bereketsiz bu sömürü çarkını, merhametsiz haz ve hız çılgını tüketim çağı insanını kendine getirecek bir çağrı olarak oruç geldi ve kapımızı çaldı. Oruç nefsin kör ve zalim tutsaklığından, türlü maddi ve manevi hastalıklarımızdan bizi kurtaracak, diriltecek ve de insanlığımızı kıyama kaldıracak bir sükûn anı olarak geldi yakaladı bizi. Düşünmeyen, akletmeyen insan için bir pencere araladı. Bugün zihin dünyası iğdiş edilmiş insanın kendisini, adeta kafeste doğan kuşlar gibi uçmanın bir hastalık olduğunu düşündükleri gibi, düşünmenin de bir hastalık olarak düşünülmesi, böyle görülmesi ne kadar acıdır. Bu bakımdan Sezai beyin ifadesi ile Oruç, dolu geldi. Kendindekini boşaltacak. Giderken de dolu gidecek, gitmeli. Evet, yeni bir mevsim gibi gelen Ramazan, bizleri, hakikat bilgisi ile doldurup, hikmetle buluşturup ve şuur noktasında da çelikleştirip gitmeli. Özellikle Ramazan programları diye hoca efendiler tarafından malumat gölüne döndürülen, eğlenceye dönüştürülen televizyon ve belediye programlarından kendimizi kurtarmanın yollarını aramalı ve bulmalıyız. Belki de bu ramazan yapacağımız en büyük iyilik bu olur. Nasıl mı olacak Kalbimizi mutmain kılmak için durup hayretle bakmamız yetecek.

İnanın, insanın mutmain olması için bir yere bakmasına birilerini dinlemesine gerek yok. Tatminin olmak için yemeye, doymaya, nefsi doyurmaya gerek yok. Bize lazım olan şey itminan; kalp sükûneti. Yani kendine, fıtratına yaptığın yolculuktan ibarettir. Mutmain bir kalbe sahip olmaktır. O da zikreden, akleden, düşünen ve aslına uygun hareket edenlerin yitiğini bulduğudur. Oruç, sükûn zamanına erenler için bir imkândır. Hikmeti arayanlar için de Ramazan, bu arayışın mevsimi. Hoşça bakın zatınıza

İnsan ancak yüreğiyle baktığı zaman doğruyu görebilir. Gerçeğin mayası gözle görülmez...

Saint-Exupéry

TAŞ GEMİ

İYİLİK eden, mükâfatını beklediği an tefecidir. (Cemil Meriç)

Giden geri döner sanma Yan yaralı yüreğim yan

Alev canda söner sanma Yan yaralı yüreğim yan

Avcılar çökmüş oturur Ceylan yavrusunu yitirir

Gece bir çığlık tutturur Yan yaralı yüreğim yan

Sitemle kalkarsan şaha işlerim kalır ey vaha

Tövbe etmeden bir daha yan yaralı yüreğim yan

Al feryadı ezberine susma inerken derine

Uslanmayan kaderime Yan yaralı yüreğim yan

Söz: Dursun Ali Akınet / Müzik: Avni Kaysal

Not: Avni Kaysal dan dinle

Bize Kadar

1- Her şey hakkında konuşan insanlardan uzak dur. Çünkü onlar, sözlerinde zehir taşır.

2- Affetmeyi öğren, bütün görülmemiş hesapları çöpe at. Hayat o kadar kısa ki

3- Arada ağlamayı dene, yüreğini yumuşat. Herkes vazifesini yapar, kimi kazanır kimi de kaybeder. Kazanan sen ol.

4- Eşkıyaya bakıp nefsini şımartma, yüce gönüllü insanlara bak eşkıyalığını gör.

5- Dünya dönse de sen dönme, zeminini kaybetme, vefalı ve adil ol.

6- Sadece sev, sevilmeyi bekleme Dünyayı sevgi kurtaracak.

7- Ramazanla aranı iyi tut ki; o, seni tutacaktır.

8- Ramazan eğlencelik bir şey değil, yaşanılacak, öze dönülecek bir imkândır.

9- Ramazan anlamaktır. Anlatmak değil.

10- Ramazan sabır hareketidir.

Dağarcık

Açlığa tahammül imtihanı değildir oruç

Bizim Müslüman olarak oruç tutmamızın sebebi bizi yaratanın, bize hayat verenin Allah olduğunu bütün insanlığa göstermektir. Biz bir şeyler yiyip içtiğimiz için ayakta kalıyor değiliz. Yani açlığa tahammül imtihanı değildir oruç. Oruç şuurlu olarak bir Müslümanın kendisini Allah ın yarattığını ve hayatta tuttuğunu göstermek üzere Allah tan başka bir şeye hayatta bulunmak için ve hayatını idame ettirmek için muhtaç olmadığını göstermek üzere tuttuğudur.

İsmet ÖZEL Üryan Geldim Gene Üryan Giderim