Düşüncelerimizi aktarma aleti olan kelimeleri, ölçerek,

biçerek, yerli yerine yerleştirmek gerek.

Kelimelerin de ömrü vardır.

Tarih koridorlarından geçerken yüklendiği masalların,

kahramanlıkların, aşkların parmak izleri vardır üzerlerinde.

Savaş kestiren, baş kestiren, dost küstüren, gönül yapan,

evler yıkan kelimeler vardır.

Tanımadığın kelimeyi kullanmak, tanımadığın silahı

kullanmak gibidir.

Tanıdığın kelimeler tarihe karışmış ve eski lügat

müzelerine kaldırılmışsa onları kullanma.

Şiire nazım denir.

İnci, mercan, yakut, altından bir gerdanlık yapmak için

taşların kalitesine, büyüklüklerine, renklerine, ağırlıklarına dikkat edilerek

usta elinden çıkarsa güzel olduğu gibi şiir ve nesirde de kelimelerin dizimine,

kelimelerin rengine, tarihiliğine, kokusuna, ahengine göre dizilmesine dikkat

edilmeli.

Eşyanın israfı, zamanın israfı olduğu gibi kelimelerin de

israfı vardır.

Az kelimeyle çok mana anlatmanın önderi, örneğimiz,

Sevgili Peygamberimizdir.

Bir tek hadisinin açıklaması için bir kitap yazmış sözün

sultanları.

Kelimeler, okuyanın gözlerinden, dinleyenin kulaklarından

gül suyunun akışı gibi yumuşak ve kokulu aksın gönül denizlerine.

Tabiatta hiçbir taş, kuş, deniz, yıldız birbirinin aynı

olmadığı için görmeye doyum almadığı gibi kelimelerde cümle içinde

tekrarlanmadan binbir renkli, hikmetli ve ahenkli olmalıdır.

Hazreti Ali, Söylenene bak, söyleyene değil demiş.

(Aliyyül kari, Mirkat ül mefatih, şerhu Mişkat il mesabih Mirkat,

İbnüssemani nin Delail inden naklen, Kenz-ül Ummal hadis no 44218, 44397)

Söz doğru ise onu kim söylerse söylesin o söz doğrudur.

Söz yanlış ise onu kim söylerse söylesin o söz yanlıştır.

Yiyeceklerimizde önce helallığı arandığı sonra temizliği

arandığı gibi, sözlerimizin de önce doğruluğu, sonra güzelliği aranmalıdır

Dışımız, içimizi gösterdiği gibi sözümüz de özümüzü

göstersin.

Lastikli kelimelerden uzak duralım.

Billûr gibi parlak, saf ve temiz kelimeler seçelim.

Rabbimiz: Mü minler her sözü duyarlar, en güzeline

uyarlar buyurmuş. (Zümer 18) ve Sözlerin en güzelini Allah indirmiştir

demiş. (Zümer 23)

Sözün en güzelini de sözler arasından seçeceğiz. Söz

güzel olacak.

Taşıdığı mana güzel olacak.

Mana o sözde gül yağının gülde oluşu gibi bulunacak.

Çağının bütün insanına hitap edecek.

Anlaşılır, sade, inandırıcı, akıcı, akılcı ve

yönlendirici olacak.

Zaman aşımına uğramayacak.

Her sözü dinleyeceğiz.

En güzeline uyacağız.

Sözümüzü bileceğiz.

Yeri gelince sözümüzü esirgemeyeceğiz.

İğneli sözlerden kaçınacağız.

Gül gibi yüz, bal gibi sözler kullanacağız.

Sözümüze sahip olacağız.

Sözlerimizin özü gül yağı gibi olsun ama kelimelerimizde

gül yaprağı gibi güzel olsun.

Ülkeler arasındaki tel örgüler, mayın tarlaları, Çin

Seddi gibi duvarlar, gül kokusunun sınırı aşmasına engel olamadığı gibi

sözlerde sınır tanımazlar.

Veba mikrobu taşıyan rüzgârlar gibi inkâr, isyan, fuhuş,

terör taşıyan sözlerden uzak durmalı ve onlara karşı Allah ın kelamı ve

Resulü nün hadisleriyle aşı olmalı.

Peygamberlerin gönüllerinde yankılanan yüce sesler

binlerce sene geçmesine rağmen gönüllerden gönüllere yankılanıp gelmiştir.

Gönüllerimizde hâlâ Hz. İbrahim in, Hz. Musa nın, Hz.

İsa nın, Hz. Muhammed in (S.A.V.) bize aktardığı sözler yankılanmaktadır.

Onun içindir ki biz Ve selâmün alel mürselin /

peygamberlere selâm olsun diyerek sözlerimizi sona erdiririz.