Siyonist İsrailli insan hakları kuruluşu B’Tselem…
Bu kuruluş diyor ki; “İsrail, Filistinlileri yok etme projesini uyguluyor…”
İsrailli insan hakları kuruluşu B’Tselem, raporunda, Tel Aviv yönetiminin işgal altındaki Batı Şeria’da, İsrail ordusu ve Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin çeşitli faaliyetlerle Filistinlileri yok etme projesini uyguladığını kaydetti.
B’Tselem, işgal altındaki Doğu Kudüs’te, “Yok Etme Projesi” başlıklı yeni ve kapsamlı raporunun tanıtımı için bir konferans düzenledi.
BATI ŞERİA’DA ŞİDDET ARTTI
Konferansta işgal altındaki Batı Şeria’da şiddetin geçmiş yıllara göre ciddi artış gösterdiği ve İsrail’in Filistinlileri yok etme projesini uyguladığı belirtildi.
Konferansta konuşan B’Tselem İcra Direktörü Yuli Novak, İsrail’in bu projesinin mevcut İsrail hükümeti veya 7 Ekim 2023 ile başlamadığını ve bugüne kadar farklı formlarda geldiğini geçmiş örneklerle açıklarken “Gazze’de bu projenin soykırımla en vahşi formuna ulaştığını” vurguladı.
Novak, “Bu raporu yazdık çünkü gelişmelere ayrı ayrı bakmak artık şiddetin toplamını yansıtmıyor. Yaklaşık 3 yıldır İsrail, Batı Şeria’daki Filistin varlığının koşullarını sistemli bir şekilde ortadan kaldırırken İsrail kontrolünü ve Yahudi varlığını giderek daha kalıcı hale getiriyor.” ifadelerini kullandı.
İngiltere ve bazı Batı ülkelerinin İsrail’e karşı attığı adımların önemli olduğunu kaydeden Novak, buna rağmen yetersizliğine işaret ederek şunları söyledi:
“Tepki, yalnızca yerleşim yerlerine odaklanan tedbirlerle sınırlı kalamaz. Burada tanımlanan ihlaller İsrail devlet politikası. Gazze’deki soykırım, uluslararası politikayı İsrail rejimine karşı kökten değiştirmeliydi. Değiştirmedi. Aynı cezasızlık şimdi Batı Şeria’daki Filistin kolektif yaşamının yok edilmesine imkan tanıyor.”
Novak, özellikle ABD’nin desteğinin İsrail’e Gazze ve Batı Şeria’da meşruiyet ve dokunulmazlık kazandırdığını kaydetti.
B’Tselem Sözcüsü Kerim Cibran, Batı Şeria’nın güneyindeki Seir kasabasının 3 girişinden ikisinin İsrail ordusu tarafından kapatıldığını, diğerinin ise yalnızca belirli saatlerde açık tutulduğunu söyledi.
Çocukluğunun geçtiği bölgeye artık özgürce ulaşamadığını belirten Cibran, benzer kısıtlamaların işgal altındaki Batı Şeria’nın genelinde yaşandığını vurguladı.
İşgal altındaki Batı Şeria’nın çeşitli bölgelerinden örneklerle Filistin topraklarını gasbeden İsraillilerin saldırılarından dolayı Filistinlilerin neler yaşadığını anlatan Cibran, İsraillilerin, Batı Şeria’da 1 milyon dönümü kontrol altında tuttuğuna ve bunun, bölgenin toplam alanının yüzde 18’ine tekabül ettiğine dikkati çekti.
B’TSELEM NEDİR?
* B’tselem, merkezi Kudüs’te bulunan İsrailli bir insan hakları kuruluşu…
* “B’Tselem (İşgal Altındaki Topraklarda İnsan Hakları İçin İsrail Bilgi Merkezi)
Kuruluş temel olarak şu faaliyetleri yürütüyor:
* İşgal altındaki Filistin topraklarında (Batı Şeria ve Doğu Kudüs) yaşanan insan hakları ihlallerini belgeler ve kamuoyuna duyurur.
* İsrail’in bölgedeki politikalarını, askeri uygulamalarını ve yerleşim faaliyetlerini uluslararası insan hakları hukuku çerçevesinde raporlar.
* İsrail kamuoyunu ve uluslararası toplumu bölgedeki hak ihlallerine karşı harekete geçmeye çağırır.
NEDEN ŞİMDİ ÖZELLİKLE HEDEFTE?
İsrail Batı Şeria’da neyi hedefliyor?
Batı Şeria’daki gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, İsrail’in hedefinin belirli silahlı grupları etkisiz hale getirmek olmadığı görülüyor. Askeri operasyonlar, yerleşimci şiddeti, arazi kayıtları, paralel belediyeler ve Filistin yönetiminin yetkilerini ortadan kaldıran kararlar tek bir sürecin farklı parçaları olarak ilerliyor.
Bu stratejinin ilk ayağını Filistinlilerin yaşadığı alanların birbirinden koparılması oluşturuyor. Yasa dışı yerleşimler ve yalnızca İsraillilerin kullandığı yollar genişledikçe, Batı Şeria kuzeyden güneye kesintisiz bir Filistin toprağı olmaktan çıkıyor. Filistin kentleri, İsrail’in askeri ve idari kontrolü altındaki birbirinden kopuk adacıklara dönüşüyor.
İkinci ayakta ise Filistinlilerin toprağa ilişkin haklarının ortadan kaldırılması bulunuyor. Yeni arazi kayıt sistemiyle mülkiyetini İsrail’in kabul ettiği belgelerle kanıtlayamayan Filistinlilerin toprakları “devlet arazisi” ilan edilebilecek. Böylece askeri yöntemlerle başlayan işgal, tapu ve belediye kararları üzerinden hukuki ve idari bir görünüme kavuşturulacak.
Üçüncü hedef, Filistin yönetiminin işlevsizleştirilmesi. İsrail’in A ve B bölgelerine müdahale etmeye başlaması, Oslo Anlaşmaları’yla Filistin yönetimine bırakılan sınırlı yetkilerin de ortadan kaldırılması anlamına geliyor. Bu süreç devam ederse Filistin yönetimi, kendi kentlerinde dahi ruhsat veremeyen, yapılarını koruyamayan ve vatandaşlarının toprakları üzerinde söz sahibi olamayan sembolik bir yapıya dönüşebilir.
Dolayısıyla bugün Batı Şeria’da yürütülen süreç, klasik anlamda tek seferlik bir ilhak ilanından farklı ilerliyor. İsrail sınırları resmen değiştirmeden; toprağın mülkiyetini, belediye yetkilerini, ulaşım ağını, güvenlik düzenini ve nüfus dağılımını değiştiriyor. Böylece uluslararası tepki doğurabilecek resmî bir ilhak kararı yerine, geri çevrilmesi çok daha zor olan fiili bir egemenlik düzeni kuruluyor.


