Babanın dağda işi var.

Beş-altı yaşında yavrusu da heves etmiş “Ben de geleceeem” diyor.

Baba, yavrusunu kıramaz ve götürür.

Baba işini yaparken çocuk, etrafa taş atarken, kayadan kayaya koşarken ayağı kayar ve dizi acıyınca “Anaaaam” diye sızlanır.

Karşı dağdan bir ses “Anaaam” diyormuş.

Çocuk karşı kayadan gelen sese, “Sen kimsiiin” demiş,

Karşı kayadan “Sen kimsiiin” diye bir ses daha gelmiş.

Çocuk, “Benimle dalga geçmeee” deyice aynı ses yine gelmiş.

Çocuk, o sesin sahibine sövmüş.

Aynı sövme yine gelince babasına sormuş, “O karşıdan bana söven kim?” demiş.

Baba da çocuğuna, “Sana söven sensin” demiş ve yavrusuna, “Seni seviyoruuum de” demiş.

Çocuk, “Seni seviyoruuum” deyince aynı ses geri gelmiş ve baba, “Yavrum, hayat bir yankıdan ibarettir” demiş.

Rabbimiz, Yahudiler üzerinden bize ders veriyor:

“Eğer iyilik yaparsanız kendinize iyilik yapmış olursunuz. Eğer kötülük yaparsanız kendinize (kötülük yapmış olursunuz)…” (İsra Sûresi, ayet 17/7)

Sevgili Peygamberimiz,

“Büyük günahların en büyüklerinden biri kişinin, kendi anne ve babasına lanet okumasıdır” buyurmuş.

“Ya Rasûlallah bir kişi anne ve babasına nasıl lanet edebilir” denildiğinde,

“Bir kişi, bir başka kişinin babasına küfrederse, o da onun babasına ve annesine küfreder” buyurdu. (Buhari, Sahih, K. Edeb bab 4)

Birisinin anne ve babasına küfrederseniz, o da size küfredince anne ve babanıza siz küfretmiş sayılırsınız.

Başkasının size küfretmesini istemiyorsanız, siz başkasına küfretmeyiniz.

Hadis-i şeriflerde Sevgili Peygamberimiz, arkadaşlarıma/ashabıma sövmeyiniz, kişilere sövmeyiniz, zamana, rüzgâra, ölmüşlere, sizi namaza uyandıran horoza… sövmeyiniz” buyururken, yaratılmışlardan her birine sövmeyi yasaklamıştır.

Yaratılanlara sövmek yasak olduğuna göre geriye ne kaldı?

Yaradan kaldı.

Yaradan’a da sövmeyeceğiz.

“Söven mi var?” denebilir.

Rabbimize kulak verelim:

“Allah’tan başkasına dua eden (kâfir)lere sövmeyiniz. Sonra, onlar da bilgisizce haddi aşarak Allah’a söverler…” (En’am Sûresi, ayet 6/108)

Sayın Bedrettin Dalan’ın büyükşehir belediye başkanlığı döneminde, belediye tarafından evi yıkılan bir kadının, zabıtalardan birine bağırarak sövdüğü kelimeyi, daha önce hiç duymadığım gibi o günden bugüne kadar da duymadım.

Ben de o kaba olduğu kadar hiç duyulmamış sövgüyü hiçbir kimseye söyleyemedim.

Sövmediğimiz gibi, başkasına yapılan sövmeleri de nakletmemeye ve haber yapmamaya dikkat edelim.

Yazarlardan biri, kendisine gelen yüzlerce sövgülü mesajları yayınlayınca, küfürbazlara yeni malzeme vermiş oldu.

Sövme çeşitlerinin yaygınlaşmasına sebep olarak aynı günaha gireriz.

Mehmet Akif Ersoy merhum,

“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem

Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem!” diyor.

Sünbülzade Vehbi de,

“Pek hatadır ana avrat sövme

Darılırsan kapıdan sür (kov), dövme” diyor.

Yunus Emre de,

“Sövene dilsiz gerek” demiş.

Biri bize söverse, ilk iş ağzımızı kapamak, dilimizi tutmak olsun.