Bir hayalin gerçekleşmesi; bu hayali gerçekleştirecek azim, bu yolda gerekli birikim, seferde karşılaşılacak engellemelere yönelik sabır ve ulaşılacak zafer sonrası vakarla sağlanabilir. Bu noktada “eğitim” süreçlerindeki “talim, terbiye, tedrisat, tahsil” çerçeveleri ve seviyeleri fark edilmelidir. Talim ile yapıyı, terbiye ile insanı, tedrisat ile süreçleri ve tahsil ile ilişkileri yeniden çerçeveleyen anlayışı geliştirmeliyiz. Ramazan bunun için fırsattır!

Sosyal hayatı güçlendiren Ramazan, öğretim (talim) ile azim ve birikim kazandırır. Eğitim (terbiye) ile sabır ve vakarı şekillendirir. Bu açıdan her inanan, her Ramazan ayında çözüm üretme kapasitesinin çerçevesini yeniden belirler. Hem kapsayıcı hem de kuşatıcı çalışma disiplini ile gerçekçi çözümlere kapı aralar. Sosyal yapısını geliştiren bu metodoloji sayesinde yapı, insan, süreç ve yönetişim konularına yeniden odaklanır. Böylelikle insanlığa umut olacak hayallerini gerçekleştirir.

İfadeden İstifadeye

“Sosyal yapı”yı şekillendiren her konu alanı, talim boyutuyla doğru bilgiyi (information) belirler. İnsan ise terbiye alanında rol model faktörü ile güzel davranışları almaya odaklanır. Böylelikle süreçleri değiştiren ve geliştiren tedrisat sayesinde uzmanlık (know-how) yakalanır. Böylece doğru bilgi, güzel davranış ve faydalı çalışmalar neticesinde oluşan tahsil (knowledge) ile geliştirilen ilişkiler sosyal hayata yön verir.
Bu Ramazan’da da doğru bilgi, güzel davranış ve faydalı çalışmalar neticesinde sosyal yapımızı güçlendirecek etki üretmeliyiz. Ancak böylelikle cüruf değil cevher olabilir, saman dolu değil canlı kuş kalabiliriz.

Elbette bunun için; menfaati ilk sıraya almayı durduracak takva, kutuplaşmayı frenleyecek ihlâs, benliği arka plana atacak birlikte çalışma kültürü ile fikir birliğini tazelemeliyiz.
Suizanı bitirecek istişare, ifrat ve tefritten kurtaracak ihsan, gıybet ve tecessüse son verecek güzel ahlâk ile söylem birliğini güzelleştirmeliyiz.
Ümitsizliği sonlandıracak infak, ertelemeyi durduracak sadakat, tembelliğe son verecek itaat ile eylem birliğini geliştirmeliyiz. Bu tazeliği, güzelliği ve gelişimi kendimizde bulacağımız Ramazan iklimi elbette sosyal hayatı güçlendirecektir.

Kapasite İnşa

“Sosyal hayatın güçlendirilmesi”, bu dört temel alanda öncelikli konular, örnek konuklar ve sembol kurumlardan istifade ederek oluşturulacak etki ile yeni bir kapasite inşa etmeyi hedeflemektir. Yaşanan sosyoekonomik gerçekliklerle yüzleşerek yeni bir metodolojiyi geliştirmektir.
Bu bağlamda; “öncelikli konular”da yapılan çalışmalar ve bunları yapan kuruluşların listelenmesi (veri) ilk adım olmalıdır. Böylelikle “niçin, ne, nasıl” sorularını cevaplayarak “eğitim, çalışma ve sosyal hayat” dengesine ulaşılacaktır. Bu dengenin yaygınlaştırılması ise; fikir, söylem ve eylem birliği sayesinde ihtiyacımız olan azim, birikim, sabır ve vakarı bizlere kazandıracaktır.

Fikr-i Takip

Bu özgün katkının yaygınlaştırılması için seçilen konukların katılımıyla yeni yaklaşımlar (tasarım) kazanılmalıdır. Seçilecek “öncelikli konumlar” ise, mercek (teknoloji) görevi görmelidir. Hem konuları hem de konukları çerçeveleyen içeriklerle gelecek perspektifi çizilmelidir. Nihai kararlarla gelişen trendler ve fikirler yakından takip edilmelidir.
Böylece insanlığa umut olacak konularla talim, konuklarla terbiye, konumlarla tedrisat üreterek bilinç oluşturulabilir. Doğru bilgi, güzel davranış ve faydalı çalışmalar neticesinde sosyal yapılar güçlendirilebilir. Hem kuşatıcı hem de odaklanmış bu seviyeleştirme sayesinde yapılacak öncülüğün öncelikleri de sıralanabilir.

Ahlâk-ı Hamîde

Ahlâk kitaplarında konuların tasnifi, öncelikleri sıralamaya en güzel örnektir. Sıralama şu şekildedir: “Ahlâk-ı hamide, nezafet, mesai, riyâzat, hüsn-i idare, kanaat, ilim, sabır, hilm (yumuşak huyluluk), intizam, hakşinaslık (hakkı tanımak), insaniyet, hayırhahlık, sadakat, muhalasat (iyi muamele), adalet, muhabbet, uhuvvettir.” Tüm bunların itidal noktası ise “hilm”dir. Çünkü hilm, “cehaletin zıddı”dır!
Efendimizin; “En hayırlınız, ahlâkî en üstün olanınızdır” ifadesiyle; “hayırlı olmak, ahlâkî üstünlükle” değerlendirilmektedir. Dinimizde iman olgunluğu, ahlâkî üstünlük (ahlâk-ı hamide) ile yapısal ilişki içindedir. Bu açıdan peygamberlerin ortak uğraş alanları; “nefsin terbiyesi/bireyin eğitimi ve toplumun/ümmetin yönetimi” olmuştur.

Ahlâk, Allah ve ahiret inancı ile görünür hale geldiği için peygamberler, “müttakîlerden oluşan sosyal yapılar” hedeflemiştir. “Bizi müttakiler topluluğuna önder yap” ayeti ve duası bu hedefi ortaya koymaktadır. Bu hedef için gereken tüm meziyetlerin dengesi ise hil(i)mdir. Çünkü “el-hilmu, seyyidü’l-ahlâk”tır! Bunun için Ramazan-ı Şerif’i vesile kılarak, insanları esasa ve usullere yaklaştıracak bilinci tetikleyen sosyal hayatı güçlendirmeliyiz.
li