Bir dostun bürosunda sohbet ediyoruz.. Sohbetin konusu günün olayları.. Özellikle de giderek siyasi ortamın belli çevreler tarafından gerilmeye devam ediliyor oluşu.. Liselerde işlenen aşk(!) cinayetlerinin yaygınlaşması ister istemez konularımız arasında.. Bu arada aşk ile cinayet kelimelerinin yanyana getirilmesi ne kadar doğru olur, üzerinde ayrıca durulması gerekiyor. Bunun yanında 16 yaşındaki bir kızın sevgilisi ile birlikte annesini, babasını ve ablasını öldürmesi ister istemez hepimize "Ne oluyor, nereye gidiyoruz " sorusunu hatırlatıyor.. Bir arkadaşımız "Bunun adı konulsa da konulmasa da toplum bir sosyal çözülme ve bunalım yaşıyor. Bu olayın ciddiye alınması ve mutlaka çözüm ve tedavi yollarının araştırılması gerekiyor" diyor.

İster istemez sohbetimizin konuları arasına o günkü gazetelere yansıyan yeni bir çetenin yakalanmış olması da giriyor.. Daha birisi ile ilgili çalışma ve araştırmalar sonuçlanmadan bir başka çetenin ya da öyle söyleniyor- ortaya çıkmış olması insanları ister istemez endişelendiriyor.. Sanki, toplumda legal örgüt ve kurumların yerine illegallerinin geçtiği ve hakimiyet sağlamaya çalıştığı düşüncesini akla getiriyor.

Tüm bu gelişmeler toplumda ekonomiden siyasete, sosyal değerlerden, kültürel değerlere kadar giden bir çözülüşü ve dejenerasyonu akla getiriyor.. Hiçbirini diğerinin gerisine atabilecek noktada olmadığımız, hepsine birden çözüm bulmak durumunda olduğumuz hususunda sohbete katılan arkadaşların hepsi birleşiyor..

Peki bu sorunlara kim çözüm bulacak Toplumu her bakımdan yuvarlanmakta olduğu ümitsizlik girdabından kim çekip çıkaracak, kimler gerekli tedbirleri alacak ve gerekli çalışmaları yapacak Sanıyorum sıradan vatandaşlardan önce bu görev devletin zirvesine düşüyor.. Millet bu kişileri geldikleri yere meselelerine çözüm bulsunlar, ülkemizi ileri ülkeler seviyesine çıkarsınlar diye getirmedi mi

Konuşmamız ister istemez AKP iktidarına da geliyor.. AKP iktidarının da ülkenin meselelerini azaltmaktan çok artırdığı hususunda ortak görüş oluşuyor.. Bu arada milletin seçtiklerinin kendi haline bırakılmıyor oluşu, siyasete siyaset dışı güçlerin birtakım bahanelerle sürekli müdahele etmesi ve bu husustaki birtakım illegal oluşumların ortaya çıkması elbette kafaları karıştırıyor.. İnsanların tereddütlerini ve endişelerini artırıyor.. Olayları biraz yakından takip etmek durumunda olanlarda geleceğe dönük endişelerin artıyor olması ve bunu insanların konuşmalarına yansıtması geleceğe dönük ümitlerin zayıflamasına yol açıyor..

Kısacası sohbetimiz bu minval üzere devam ederken, arkadaşlardan birisi önündeki gazeteye bakarak, "Ülke böylesine bir sosyal çözülme ve bunalım yaşarken, çözüm bekleyen bunca sorun varken Cumhurbaşkanı Sezer, İsveç Kralı onuruna verilen yemeğe başörtülüler de davetli olduğu için katılmamış.. Ülkenin sorunu başörtülülerin katıldığı yemeğe katılmamak mı Böyle yaparak ülkenin sorunlarına çözüm mü bulunmuş oluyor " diye soruyor..

Bu soru aynı zamanda sohbetimize son noktanın konulması anlamına geliyor.. Sohbete devam etseniz bile bu soruya ne cevap vereceksiniz ki