İnsanoğlunun gücü sınırlıdır. Hem manevi gücü hem de maddi gücü. Doğal afetler insanın iradesi dışında olan olaylardır. İnsanın iradesi dışında olanlara insanın hiçbir şekilde gücü yetmez. Hiçbir şekilde müdahalesi söz konusu değildir. Ne yaparsa yapsın olacak olan olur. Burada bir kader planı vardır. Bütün gücün üstünde bir güç. Bütün iradelerin üstünde bir irade. Bu kaderdir. Doğal afetlerin meydana gelişinde insan iradesi söz konusu değil. Doğal afetlerin meydana gelirken insanoğlundan kaynaklı etkisi insan iradesindedir. Doğal bir şekilde meydana gelen depremi engellemenin mümkünü yok. Depremin etkisinin bırakacağı hasarı engellemek insan iradesindedir. Herhangi bir depremin herhangi büyüklüğünün meydana getireceği sarsıntı ve bu herhangi sarsıntıdan nelerin ne kadar zarar göreceği insanoğlunun bilgisi dâhilindedir. O zaman ona göre davranmak insan iradesiyle mümkün. Peki, ülkemizde neden bu olmuyor? Deprem kuşağı üzerinde yer alan ülkemizde neden deprem bilimine göre yapılmıyor evler binalar rezidanslar? Bunun mümkünü yok mu? Var elbette. Toplumun isteğine bırakılmayacak kadar önemli ve tehlikeli bir konuda devletin kendi hazırladığı deprem yönetmeliğini neden aynı devlet yerleşim yerlerindeki yapılara uygulamaz. Vatandaşlarına uygulatmaz. Burada sorumluluk kimlerin? Örneğin büyük Kahramanmaraş depreminde binlerce insanın ölmesi, binlerce yapının yerle bir olması sonucunda sorumluluğu alan bir tek devlet yöneticisi çıktı mı? Çıkmadı maalesef. Halk, yöneticileri seçmiş sorumluluk vermiş, neden bu sorumluluğu yerine getirmedi devleti yönetenler? Birinci yerine getirilmeyen sorumluluk; depremin etkilediği şehirlerde binlerce insanın ölmesine neden olan deprem değil depremde yıkılan evler binalar rezidanslardır, o yapılar o şekilde yapılırken devleti yönetenler neden sorumluluğunu yerine getirip gerekli müdahaleleri zamanında yapmadı. İkinci yerine getirilmeyen sorumluluk ki bu sorumluluk pasif sorumluluktur yani sonucu kökten değiştirmeyen tali değişikliklere neden olan sorumluluk; deprem olduktan sonra zamanında müdahale edilmemesidir. Ölümcül bir olay olduktan sonra yapılan müdahaleyi pasif ya da tali sorumluluk diye adlandırabiliriz çünkü ölmeyi engellemiyor sadece ölenleri mezarlığa taşıyor. Depremden sonra ülkemizi yönetenlerden hiç kimse istifa etmedi. Sorumluluk alan kimse olmadı. Bu da ülkemizin sorumlu bir yönetim şekliyle yönetilmediğini kanıtlıyor.
Bir yerin bile isteye yakılması dışında bir yerde yangın çıkması doğal afettir. Ülkemizde meydana gelen yangınların çoğunluğu doğal afet değil. Çoğunluğu insan kaynaklı kazadır. Bile isteye yakılmış değil. Bazıları da terör faaliyeti, bu kategoridekiler bile isteye ülkeye ve millete zarar verme amaçlıdır. Yangınların çoğunluğu kazadır. Kaza da bir nevi doğal afet. Çünkü kazaya neden olanlar bile isteye kaza olsun demezler. Mesele yangına neden olan durumları ortadan kaldırmaktır. Eğer yangın nedenleri ortadan kaldırılmıyorsa sorumlu ülkeyi yönetenlerdir. Yangına neden olacak durumları yangın çıkmadan önce ortadan kaldırmak birinci sorumluluktur. Yangından sonraki müdahale ikinci yani pasif sorumluluk. Olanlar olduktan sonra yerine getirilen sorumluluk olanlardan ölenleri geri getirmiyor. Bolu’daki turistik otel yangınında, devleti yönetenlerin sorumluluklarını yerine getirmedikleri ortada. Otelde en basit dışarıdan bir yangın merdiveni bile olmadığı gibi yangın konusunda denetleme yapılmadığı da ortaya çıktı. Lüks bir otelde yangın çıkması ihtimaline karşı herhangi bir önlem alınmamış olması sorumluların sorumluluğunu yerine getirmediğini gösteriyor. Yangından birinci sorumlu devleti yönetenlerdir. Belediye başkanı sorumludur, sorumluluğunu yerine getirmemiş, devleti yönetenler neden görevden almamış. Yangından sonra istifa eden olmadı, en azından ilgili bakanın istifa etmesi gerekir. Kanunlara uygun yapılıp işletilmeyen otele müdahale etmediği için ülkeyi yönetenler sorumludur yangından.
Ülkemizi yönetenler sorumluluklarını yerine getirmedikçe facialar kaçınılmazdır!