"Dünyada en hızlı yukarıya yükselen nesneler, tozlar ve tüylerdir" "Medyanın, birilerini böyle balon yapması, aile kurumunu da dağıtıyor. Bu renkli dünyaya özenen genç neslimizin hayatları kararıyor" "Her birimizin sorumluluğu var. Bu ülkeden kazandıklarımızı bu ülkeye geri vermemiz, borcumuzu ödememiz lazım. Bunu şehitlerimiz kanlarıyla canlarıyla yapıyorlar, işadamlarımız ekonomik olarak, vergileriyle yapıyorlar, bilim adamlarımız ürettikleri bilgilerle yapıyorlar, toplumun önünden yürüyen sanatçılarımız ise sanatlarıyla yapmalı, medya ise güzel şeyleri göstererek yapmalı"

Ülkemizin Guinnes Rekorlar Kitabı na girmeye hak kazanan usta söz yazarlarından Ahmet Selçuk İlkan a ait bu sözler Önceki gün İkbal Gürpınar la Hayatı Paylaşmak adlı programda izledik usta sanatçıyı. Medyanın, toplumu nasıl dönüştürebileceğine, insanların zihinlerinde nasıl deformasyon yapabileceğine ilişkin çok güzel örnekler verdi. Aile kurumunun bir toplumun en mahrem ve dokunulmaz kurumu olduğunu belirterek, "Doğru, güzel ve geleceği okuyabilen bir aile yapısı tesis edebilmeliyiz. Eğer aileyi bozarsak, toplumu bozmuş oluruz" dedi. Son yıllarda gözümüzün önüne getirilen olumsuz örneklerin, toplumu ve aileyi nasıl yaraladığını, bir skandalla, bir şarkıyla, bir polemikle gündeme gelip, şan, şöhret ve maddi imkan basamaklarını üçer beşer tırmananların insanlarımızı nasıl olumsuz etkilediğini anlattı.

Her zaman altını çizerek vurguluyoruz Son on yıldır medyamızı habis bir magazin uru sarmış durumda. En ciddi haber bültenlerinde, en ciddi gazetelerde bile arızalı hayatlar, gayri meşru ilişkiler, mahremiyet kurcalayan konular sıradan olaylarmış gibi takdim ediliyor Dizilerimizde, aile dağıtma konuları, gayri meşru ilişkiler, ahlaksızlıklar çok normal olaylarmış gibi işlenebiliyor. Reyting alalım, farklı konular bulalım arayışına giren dizi senaristleri, aile mahremiyetini ayaklar altına alan, ahlakı paspas eden mevzuları normal bir şeymiş gibi kaleme alabiliyorlar. Kadın kuşaklarında, birbirlerini aldatan, türlü pespayelikler yapanlar, sanki başka konu yokmuş gibi saatler boyu tartışılabiliyor.

(Buraya anti parantez açıyorum. Aynı dakikalarda Star ekranlarında da İnci Ertuğrul la Sizin Sesiniz adlı bir program vardı. Tam, kanallar arasında zap yaparken, acayip ve garaip bir konunun tartışıldığına şahit olduk. Üvey babası tarafından karısı kaçırılan bir delikanlı, bu habis ve kepaze ilişkiyle ilgili bir şeyler anlatıyordu. Milyonların gözü önünde, bu pespayelikle ilgili öylesine bir cümle kullandı ki, bu programı ekrana getirenler adına bizim yüzümüz kızardı. RTÜK bu programı seyrediyorsa, hakkından gelsin ve gerekeni yapsın)

Bir medya uzmanı kendisiyle yaptığımız bu minvaldeki röportajımızda demişti ki, "Maraz meraklara servisin sınırı olmaz. Hep daha fazlası, hep daha fazlası istenir"

Eğer, canlı yayında bir üvey babanın, geliniyle gayri meşru ilişkisini tartışıyorsanız, bu pespayeliğin "çok didaktik ve çok edebi cümlelerle" yapılmasını bekleyemezsiniz Çünkü, ekrana getirdiğiniz konunun kendisi edepsizliğin dik alasıdır