Süper Lig’de geri sayım (Yeni Malatya-Trabzonspor haricinde) tek haneli rakamlara geldi. Artık ligin son 9 haftası kaldı. Bu sezonun ikinci yarısının çok renkli olacağını sizlere bu sütunlardan ifade etmiştim. Tabii ben Fenerbahçe ile Beşiktaş’ın da zirvede puan puana olacağını tahmin ediyordum. Hatta sondan bir hafta önce oynanacak Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinin şampiyonluğu çözecek bir maç olarak ön görüyordum. Sarı-lacivertliler mağlubiyet ve beraberlik serilerine devam edince bu amacından uzakta kaldı. Beşiktaş ise zirvedeki takımların birbirleriyle yapacağı maçlardan çıkacak sonuçları bekliyor.

Geride bıraktığımız hafta sonu hem Başakşehir’e hem de Beşiktaş’a yaradı. Sivas, Galatasaray ve Trabzonspor’un beraberlikleri, geri sayım başlarken ligin son haftasına kadar her an her şey olabilir dedirtti. Son dönemlerde böyle bir sezon yaşadığımızı pek hatırlamıyorum.

Kalan maçlara bakıldığında ise “şampiy” diyebileceğimiz bir isim henüz netlik kazanmadı. Bu da heyecanın son haftalara kalacağına işarettir.

Tabi hâl böyle olunca ortaya mücadelesi izlemeye değer, temposu yüksek, en ufak hata yapanın puan kaybı yaşadığı maçlara takımlar imza atıyor. Başakşehir eğer Fenerbahçe yenilgisi olmasaydı 3. haftadan bu yana namağlup gelecekti. Galatasaray her ne kadar seriyi Sivas ile berabere kalarak ufak bir sekteye uğratsa da kalan maçlarına ve her geçen gün üstüne koyarak oynadığı tempoya bakıldığında zirveye büyük bir psikolojik baskı yaptığı hiç şüphesiz. Trabzonspor’un bir eksik maçı ona bir avantaj sağlıyordu fakat aldığı 2 beraberlik bu avantajı şu an için nötrledi. Malatya ve Başakşehir maçları sonraki haftalarına ışık tutacak karşılaşmalar olacak. Zira bu durum son haftaların hem Avrupa’da hem Süper Lig’de başarılı takımı Başakşehir için de geçerlidir. Başakşehir de çok zorlu bir 4 hafta oynayacaktır.

Fikstüre bakıldığında en avantajlı takım ligin ilk yarısına damgasını vuran ve aldığı sonuçlarla geri dönüş yapan Sivasspor’dur. Yiğidolar kümede kalma mücadelesi veren takımlarla maçlara çıkacaktır. Buradan da izleyip analiz edeceğiz. Bakalım zirvedeki takımlarla oynamak mı daha zor, yoksa küme düşmemek için puana ihtiyacı olan takımlarla mücadele vermek mi daha zor?

Bu hafta sonu değerlendirmesini yaparken çok teknik, taktik konuları yazmak istemedim. Zaten takımların az çok güçleri biliniyor. Bu haftalar artık bir şekilde puanı veya puanları haneye yazdırılması gereken haftalardır.

Tecrübe, teknik adamlık dokunuşu ve farkları bu haftalarda belli olacaktır. Kim baskıyı kaldırabilecek? Hangi takım sabırlı ve sakin kalabilecek? Yazılıp çizilenlere, dış etkenlere kim ne tepki verecek? Bunların hepsi eksi veya artı olarak toplanıp şampiyonluk yaşayacak takımı işaret edecektir.

Yine de birkaç cümle bahsedelim. Başakşehir, sessiz sedasız yorumlardan, baskıdan uzak zirveye oturdu. Okan Buruk elindeki oturmuş kadroyu biraz daha zenginleştirerek kendi istediği düzeye getirdi. Beşiktaş ise bir kartal gibi uzaklarda süzülmeye devam ediyor. Sergen de takımını yorumlardan saklıyor. Hem zirve için hem de gelecek sezon için şimdiden planlarını yapıyor. Trabzonspor ile Galatasaray deplasmandan galibiyetle dönebilecekleri maçlardan bir puanla ayrıldılar. Oynadıkları futbolun kalitesi hak ettikleri puanı işaret etmiyordu. Fakat futbolun cilvesidir. Zaten futbol da bu yüzden çok popülerdir. Fenerbahçe son haftalarda tersine bir seri yakaladı. Oysa Başakşehir ve her ne kadar yenilse de Trabzonspor (bu iki takım zirvenin ortağıdır) maçlarındaki üst düzey futbol Fenerbahçe taraftarlarını umutlandırmıştı. Denizli maçı da aynı serinin devamı gibiydi. Fenerbahçe bu sezonu en azından kurtarmak için Türkiye Kupası’nı alarak kurtarabilir. Tabi eldeki danışman ve antrenörlerle ne kadar olabilir o da merak konusudur. En azından Fenerbahçe’yi seven iyi bilen bypass bir teknik adam ile sezon sonu getirilmelidir. Gerçi Fenerbahçe’de Terim gibi “yangın halinde kullanılacak” bir teknik patron bulmak zor görünüyor. Belki de Fenerbahçe’nin en büyük eksikliği bu durumdan kaynaklanıyordur.

Son haftalara girerken takımlar, teknik heyet ve yönetim ile birlikte dikkat etmesi geren bir başka merci de TFF ve ona bağlı olan MHK’dır. Artık aleni bir şekilde futbola siyasiler de karışmıştır. Eğer dikkatli davranılmaz yine bariz şekilde standart kararlar çifte standart olarak uygulanırsa “sabır derecesi”nin boğazı geçtiği ülkemizde hiç kimse olayların önünü alamaz. Yıllardır sağcı-solcu veya şucu-bucu diye kargaşa çıkarmak isteyenlerin ekmeğine yağ futbol alanından gelir ki, toplu ölümler koronadan daha fazla yaşanır. Çünkü şartlar, hava ve zemin futbol oynamaya müsait(!)

Hani şirketine muhasebe müdürü arayan patron başvuru yapana sormuş; “2 kere 2 kaç eder” diye. Muhasebe müdürü adayı da; “Siz kaç olmasını istersiniz efendim” demiş.

Yoksa dediğim gibi; sona doğru geri sayım başladı. Zamanı durdurmazsınız!