Anatomi, vücudun şeklini, yapısını; vücudu oluşturan organları ve bu organlar arasındaki yapısal, görevsel ilişkileri inceleyen bilim dalıdır. Ülkemizin yönetim yapısıyla her yirmi yılda bir oynandığı herkesin malumudur. Yaşadığımız son yirmi yılın gelişmeleri yapı ve görev ilişkileri bakımından incelendiğinde ulaşacağımız sonuç, geçmiş yirmi yıllık dönemlerin de kavranmasına vesile olacaktır.

1988 de insanımız çözümün inançlı kadrolarla olacağını hissetmeye başlamıştı. Yasaklı liderlerin partilerinin başına geçmesiyle inançlı lider de kendini hissettirmiş oldu. Bu his, insanımızı bir ittifak arayışına yöneltti. Ve ittifak adresi bulundu: bu ülkenin refaha ihtiyacı vardı.  Meselelerin çözülmesi konusunda yapmacık tavır sahibi değil, ihlâs sahibi insanları buluşturan bu teşkilat, mensuplarına ittika sahibi olmalarını tavsiye ediyor, her fırsatta iyi ahlâkla vasıflanmalarını önemle vurguluyordu. İttifak içinde ihlâsla çalışan kadrolar, takva basamaklarını iyi ahlâk ölçüsünde teker teker çıkıyor, kendisine verilen görevi en güzel şekilde yaparak ihsan sahibi olduğunu da gösteriyordu. İşleri en güzel şekilde yapmanın yanında istişare de yapıyor ve iki günün eşit olmaması, ziyana uğramaması için sabahlara kadar toplantı ve gayretlerini sürdürüyordu.

Bu süreç esnasında, sahip olduğu şuur neticesinde gerçek bir itaat sergiliyor, hiç düşünmeden ve arkasına bakmadan ilerliyordu. Bu gayreti ile sadakat noktasında da hiçbir sorun yaşamıyor, lehinde ve aleyhinde bilmesi gerekenleri öğrenerek üzerine düşen diğer farzları da yerine getirerek zirveleri zorluyordu. Önce iyi bir muhalefet sergileyerek iktidar adayı olduğunu ispatlıyor, ardından halkın, yetkilerini "emin ellere" teslim etmesini temin ediyordu. Bu başarılar elbette ki bu kadroyu iktidarla da buluşturacaktı.

Buraya kadar aktardığımız, sizin de bildiğiniz gibi: son yirmi yılın ilk bölümüdür. Bu bölümde görüldüğü gibi: prensiplere ve modele uygunluk kısa sürede hedefleneni getirmiştir. Sonrasında ise bir hedef sapmasından bahsetmek durumundayız. Yeryüzünün halifesi olarak sorumlu olduğumuz alanda elde ettiğimiz makam ve imkânlar neticesinde ulaşılan yetkiler, sorumluluğumuzun önüne geçti. Ve asıl sorun: yetkimizi sorumluluk dışında kullanmaya başladık! Bu durum: amaçla aracın karıştırılmasına sebep oldu ki; işte bahsettiğimiz sapma budur.

Bu hedef sapması, diğer farzları yerine getirme noktasındaki ihmallerimizle buluşarak sadakat derecemizi zayıflattı. Bu zayıflık itaat gücümüzü düşürdü. Artık istişare yapmamaya başlamış ve bir bilen olmuştuk. Bilmiş olduğumuz için; verilen görevi en güzel yapma noktasında ihsanımızı devredecek kişiler aradık. Halbuki bu bizim görevimizdi ve iyi ahlâk sahibi olmamızı verilen görev sağlıyordu. Artık "bana bir şey olmaz" diyerek ittikamızı da kaybetmek üzereydik. Ve korkulan oldu: ihlâsımızı da kaybettik. Bir süre ittifak halinde göründük ama aslında dünyalarımız da ayrıydı. Bu ayrılığın parti uygulanması da çok geçmeden sergilendi. "Bu partiyse o da bir parti, o liderse bu da bir liderdi" artık.

Buraya kadar aktardıklarımız da; yakinen bildiğiniz son yirmi yılın ikinci bölümüdür. Bunları yanlışlarımızı hatırlatmak için anlatmıyoruz Yanlışı yapanlar düşünsün! Biz 2008 deyiz. Yeni bir yirmi yıllık dönem başlıyor. Milletimiz yine ittifak arayışında. Üstelik bu sefer sadece ittifak etmeyi değil, süreci de görüyor. Bu ne demek Yanlış ittifak ile nelerle karşılaştığını gördü, gerçek adrese koşacak! Sadece koşmayacak, koşturacak. Çünkü eda etmesini de öğrendi. Geriye sadece ihlâs kaldı Meselelerin çözülmesi konusunda yapmacık tavır sahibi değil, ihlâs sahibi insanlar bu işi bitirecek!

Ne konuşuyoruz biz İslâmsız saadet olmaz diyorsan, hayırla şerri ayıracak şuura sahipsen, ittifak karargâhında ihlâsla bekle! 70 milyon sana koşacak. Son saniye golünde nasıl ekranları başına koştu ise, öyle koşacak, nasıl kucakladı ise öyle kucaklayacak. Ama sen, sana verilen son imkânı, son dakika golüne çevirebiliyor musun Karşıki takıma değil, karşıki kaleye odaklan. Çünkü sen gol attığında, sadece bu ülke değil, bütün mazlumlar coşacak.