Bismillahirrahmanirrahim;

ANAYASA metnini Meclis’ten geçirip onayımıza sunanlar, referandum kampanyalarında değişiklik paketini doğru dürüst anlatamadılar. Ya konuyu teğet geçtiler; ya da menfaatlerine uygun olanı seslendirdiler. Rakipleriyle TV’lerde tartışma cesareti gösteremediler. Hep karanlığa küfrettiler; gölgelere meydan okudular. Son günlerde işi, sanki Erdoğan ve Kılıçdaroğlu arasında bir seçim varmış, havasına büründürdüler.

Yoksa yaptıkları kötü bir şey mi? Niçin konuyu başka noktaya çekiyorlar? Yaşadıklarımız, tereddütlerimizi daha da artırdı. Eyalet sistemine geçileceğini yeni duymaya başladık. Kademeli olarak bölünmeye gitmekte olduğumuzu düşünür olduk. AKP, çıkardığı “İkiz Yasalar”ın gerekçesini açıklamıyor. Türkiye’nin 40 senedir beklettiği İkiz Yasalar “Farklı etnik kökene sahip grupların kendi geleceklerini belirleme hakkı” getiriyor.

Erdoğan, 9. 2. 2014’teki, Fatih Altaylı’nın Teke Tek programında anlatmıştı: “Dünyada gelişmiş, güçlü ülkelere bakarsanız; bunların hiçbirinde eyalet korkusu diye bir şey yoktur. Tam aksine eyalet yapılanmaları o güçlü ülkelerde çok daha süratli kalkınmayı getirir; özerklik siyasi rekabeti getirir.” Bunları Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) Eş Başkanı olduğunu söyleyen kişinin seslendirmesi düşündürücü!

Kuzey Irak’ta Barzani  “bağımsızlık referandumu”na giderken; Suriye’de Kürt devleti kurulması için Amerika ile YPG anlaştı. Sıra, Arz-ı Mev’ud haritasında yer alan Doğu bölgelerimize mi geliyor? Trump’ın “ABD’nin güvenliği” gerekçesiyle Suriye’ye saldırması işgalin resmen başladığını gösteriyor. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şükrü Karatepe’nin “Başkanlık çıkarsa eyalet sistemine geçileceğini” açıklaması da endişeleri artırdı.

REFERANDUM OLMAZ OLSUN!

REFERANDUM kampanyalarında nelere şahit olduk?: Menfaat uğruna dini, imanı kullananlara… Farklı tercih yapacak olanları “hain”, “terörist” olarak yaftalayanlara… Bunu sorumluluk mevkiindeki Hükümet Partisi’nin yapması daha acı! “Hain” ve “terörist”ler piyasada dolaşırken siz armut mu topluyordunuz? Niçin mekanizmayı işletmiyorsunuz? Masum halka iftira atmak sorumlu insanlara yakışır mı?  

Süreçte, “Falan kişiler yaşasaydı, şöyle tercih yapardı” deyip ölüleri konuşturarak (!) konuyu gözden kaçırmaya çalışanlar oldu. Yaptığınızı izah edemiyorsanız bu piyasada işiniz ne? Bilge Başkan Karamollaoğlu uyardı: “Propagandalarda İslami değerler menfaate alet edilmemeli.”

AKP’nin ilginç bir huyu var: Her seçim öncesi açılış yapma iştahı doymak bilmiyor. Bunu referandumda da gördük. Sizce, bu “samimiyet” midir? “Bize güvenin” diyorlar. 6 yaverinden 5’i FETÖ’cü çıkan yönetici örneği ortada dururken; her seçimde terörü önleyeceğinizi vaat edip artırmışken öyle mi?

El birlik olmamız gereken milli konular referanduma alet edildi. Avrupa ülkeleriyle aramızdaki kriz, hatta 15 Temmuz “Evet” diyecek olanlarca “tek taraflı” kullanıldı. Cumhurbaşkanı Şubat’ta, “Trump’la derhal görüşeceğini” açıkladı. Sözcüsü Kalın da!. Trump cevapladı: “Referandumu yap da gel!”

Bu, “Anayasa değişikliğini halka onaylat” anlamında ev ödevi demekti. ABD; Meclis, Yargı, TSK gibi kurumlarla ayrı ayrı uğraşmak yerine; süreci tek kişi üzerinden yürütmek istiyor. “Bu şekliyle” anayasa değişikliğini dört gözle beklemektedir. İsrail, İngiltere de!

AKP DE ZARAR GÖRÜR

“KAPATMA davası” açıldığında; “Partileri halk açar, halk kapatır” diyerek AKP’ye en büyük desteği veren Anayasa otoritesi Prof. Dr. Mustafa Kamalak, “Bu paket cumhurbaşkanı için de bir tuzaktır” diyerek uyardı: “Zerre kadar aklım var, diyen herkese soruyorum: Bir tek kişiye kanun yapma yetkisi vermek, bu ülkenin lehine olur mu? Düşünüp, bu paketi okuyup ‘ülkenin lehinedir’ diyecek tek kişinin bile olacağını sanmıyorum.”

Düşünün! Tek kişi kurumsal olan Yasamanın yetkisini üstlenerek Meclis’in yerine kanun çıkaracak? Milli iradeyi tanımayan değişiklik, tek kişiye “Kanun benim” dedirtecek. Tek kişinin, “adalet mekanizmasını kontrolünde tutması”, “adalet katliamı” değil midir? Hani, “yargı bağımsızdı”, “adaletin mülkün temeli”ydi? Denetlenemeyen, kontrolsüz güç, güç değildir. Partili cumhurbaşkanlığı; siyasi olgunluğu, uzlaşma kültürü gelişmemiş Türkiye için büyük fecaat!

Sonuçta;  referandumda “Evet” çıkarsa Türkiye telafisi çok zor bir sürece girer. Bunu kendi elimizle hazırlamış oluruz.

“Hayır” çıkarsa endişe verici, sakıncalı maddeler yeniden gözden geçirilir; milletimize yakışır, eksiklikleri giderilmiş bir anayasa hazırlama imkânı doğar. Bundan kimse zarar görmez ama Türkiye kazanır.

Teklifleri dinlenmeyen, TRT’de konuşturulmayan, İstanbul’daki binasına “evet” afişi asılmak istenen… Saadet’in Genel Başkanı Karamollaoğlu açıkladı: “Hükümet ‘Hayır’ dememiz için elinden geleni yaptı.”

Unutmayın, referanduma gidiyoruz; cumhurbaşkanlığı veya milletvekili genel seçimine değil. 17 Nisan’ın hesabını bugünden yapmak en mantıklı olanı!