Bismillahirrahmanirrahim;
TARİH mazinin derinliklerinden ses veriyor. Olayları gözümüzün önüne seriyor ve uyarıyor. İbni Haldun der ki: “Suyun suya benzediği gibi, geçmiş de geleceğe benzer.”
Çanakkale öyle bir çığlık ki, gökleri yırtacak yükseklikte! Çünkü onda esaret altına alınmak istenen şerefli bir milletin özgürlük sevdasıyla kabına sığmayan şahlanışını görürüz. Ölümü öldürenyiğitlerin tarihe sığmayan kahramanlıklarını!
Kimlerdi karşımızdakiler? Akif’in, “Gösterdiği vahşetle bu bir Avrupalı” şeklinde ifade ettiği Batılılar! Çanakkale’yi geçmek, Hilafet merkezi İstanbul’a ulaşmak, oradan da tüm Anadolu’yu ele geçirmek istiyorlardı. Osmanlı’yı yıkmak ve onun temsil ettiği İslam’ı yok etmekti hedefleri…
Bencil ve kibir heykeli Batılılar, Müslümanların yaşadığı topraklarda uyuyan aslanlardan habersizdi. Şehadet özlemiyle yanan bağrı yanık yiğitlerden. Onlar, Allah’a kavuşmayı her şeyin önüne alanadanmış insanlardı: “Allah yolunda öldürülenlere ‘ölüler’ demeyiniz. Gerçekte onlar diridirler. Lakin siz anlayamazsınız.” (Bakara, 154)
İnanmış kişinin önünde durabilecek beşeri güç yoktur. O, dünyalığa prim vermez. 21 yaşında kucağında yavrusuyla cepheye koşan Şerife Bacı’yı bilir misiniz? Birleşik Haçlı sürülerinin İslam’ı hedef aldığını sezmiş; “İnancım, vatanım olmadıktan sonra yaşamak neye yarar?” diyerek orduda cephane taşıma görevi üstlenmişti. Yağmur yağarken, mermiler ıslanmasın, düşüncesiyle pardösüsünü, yorganını silahların üzerine örtmüştü. Emanete böylesine bir hassasiyetle sahip çıktı. Yavrusuyla birlikte soğuktan donarak şehit oldu.
İşte,inancım yaşasın, vatanım elden gitmesin diye yapılan fedakârlık bu!
ÖLÜMÜ ÖLDÜREN YİĞİTLER
HAVRAN’LI Seyit Onbaşı… Sömürgeci güçlere ait gemilerdeki askerlerin Boğaz’dan karaya çıkmaya hazırlandığını gördü. Tehlike büyüktü. Elde bir tek ağır top mermisi kalmıştı.276 kg. ağırlığında. Arkadaşının yardımıyla “Ya Allah!” diyerek kaldırdı. Topun merdivenlerinden çıktı; mermiyi sürdü. Besmeleyle birlikte tetiği çekti. Tam isabet! Öndeki cephane yüklü geminin makine dairesine ulaşan mermi en büyük zırhlıyı yüksek bir gürültüyle infilak ettirdi.
Onbaşı rütbesindeki bir askerin, böyle bir heyecan anında hedefi tam isabet ettirmesi, belki 250 trilyonda bir ihtimaldi. İhtimal gerçek oldu: “Attın, attın; sen atmadın; Allah attı.” (Enfal, 17)
Gazeteci Ahmet Nedim cepheyi dolaşıyor. Toplar atılır, gülleler patlar, alevler her tarafa saçılırken Allah’a teslimiyet içinde namaz kılan bir askerimizi görüyor. “Bir Müslüman nasıl olur, bu levhadan anladım” diyerek onunla konuşmak için namazını bitirmesini bekliyor. O,“Nöbete yetişemem” diyerek hemen işine yöneliyor. “Nerede bulunduğu” sorusuna, “Kanlı Sırt’ın önündeki siperde” deyince duygularını şiirle yansıtıyor:
“Kanlı Sırt’ın önlerinde eyleşirmiş bu aslan / Fakat, bilmem bu toprağın kansız yeri neresi? / Allah Allah! Bu ne yüksek bir imandır Yarabbi! / Bir Müslüman ne büyük bir kahramandır Yarabbi! / Ey medeni İngilizler daha varsa getirin, / İnsanları küme küme öldürecek şeyleri, / Getirin de şu cenneti cehenneme çevirin, / Bak onlar da korkutur mu bir Müslüman neferi!”
SU UYUR; DÜŞMAN UYUMAZ
ÇANAKKALE’DE, tarihe sığmaz kahramanlıklar gösteren adanmış şehitlerin iman, azim ve fedakârlıkları anlatmakla bitmez. Onlar görevlerini hakkıyla yaptılar. Peygamber’in (sav) kucak açıp beklediği nasipli insanlara derece vermeye gücümüz yetmez.
Şimdi imtihan sırası bizde! Annelerin destanlar yazan yiğitleri yetiştirme zamanı! İnancı uğruna kendini feda eden yiğitleri! Kendini Rabbine adayan erleri! Namlunun ucuna bakarken cennetteki makamını gören serdengeçtileri!
Bu, inanışının heyecanını duymakla olur. Helal, haram hudutlarına dikkat etmekle! Allah’ın emrettiğini yapan pazarlıksız Müslüman olmakla!
Sömürgeci Haçlı ruhu hâlâ kaybolmadı. 15 Temmuz bunun örneği. İçimizdeki kuklayı kullanarak yine topyekûn karşımıza çıktılar. Darbeyle bizi yok etmek isteyenler yine Haçlılardı. Kukladan çok, kuklacıyı görmeliyiz. Yani ABD’yi, AB’yi! Asıl sömürgeci başı onlar.
Hollanda, Almanya, Danimarka gibi Batılı ülkelerle aramızdaki siyasi krizi biliyorsunuz. Onlar teröristlere sonuna kadar kapıyı açtıkları halde; yöneticilerimize kapıyı suratlarına çarpıyorlar. İşte Avrupa bu!
Kesinlikle“AB medeniyet projesi olamaz.” Onların medeniyet anlayışlarını görüyorsunuz! Milli şairimiz “Avrupa medeniyetinin canavarlığını” anlatmadı mı? “Ehli Salib’in asla güvenilmez sözüne!” demedi mi? Lütfen, sömürgecilere tek taraflı sevdalanma zavallılığını bırakın!
Sömürgeci güçleri sevindirmemek için; referandumda, oy pusulasını “Evet” veya “Hayır” tercihlerinizle mühürleyin ama; şehitlerin çilekeş evlatlarını kamplaştırarak “terörist”; “hain” şeklinde damgalamayın! Ülkenin bu insanlara ihtiyacı var.