Millî Gazete nin 31 Mart günkü manşetini gördünüz mü

Ahmet Yavuz Bey in hazırladığı dosyanın manşeti şöyleydi: Soyunma odası değil,

fabrika istiyoruz.

Haberde, Hükümet in Şubat ayında Antalya da görkemli bir

miting ile yaptığı 152 tesisi içine alan toplu açılışların analizi yapılıyordu.

Açılışı yapılan tesis sayısı yüksek olmasına karşılık,

içinde istihdam oluşturup işsizliği önleyecek, ekonomiyi güçlendirecek fabrika,

atölye türünden bir tesisin bulunmayışı düşündürücüydü.

Tesis ismi verilen listede neler yoktu ki: İzcilik kampı,

soyunma odası, yangın kulesi, sulak alanlar ikaz tabelası, aydınlatma tesisi,

deniz deşarj hattı onarımı vb. 10 yıldır faaliyette olan Sağlık Ocağı nın da

adı unutulmamıştı(!). Akdeniz Elektrik e ait 28 ek tesis de listede yerini aldı.

Diğer elektrik iletişim ekleri de.

Manzara, AKP nin kalkınma anlayışını anlatması bakımından

çarpıcıydı. Türkiye ekonomisini şahlandıracak dev projelerden eser yoktu.

Peki, bu yapılanlar Türkiye nin ihtiyacı değil miydi

Kimse böyle bir şey söyleyemez. Yapılanlar değişen şartlardan doğan

ihtiyaçlardı. Bahçenize kulübe yapmak kadar tabii ve rutin şeylerdi.

Hükümet in icraatlarına sömürge tipi kalkınma

denebilirdi. Bunlar, bağımsız ve lider ülke kalkınması olamazdı. Ağabeyleri

ancak bu kadarına mı müsaade etmişlerdi, dersiniz Bu mantıkla, Türkiye nin

ekonomik bağımsızlığını kazanabilmesi mümkün değildi. 

Kendi Gücümüzle Kalkınma

Erbakan Hoca nın kalkınma konusundaki heyecanını

biliyorsunuz. Daha siyasete girmeden Türkiye nin ilk yerli imalatı olarak Gümüş

Motor ve Devrim Otomobili ni yapmıştı.

Millî, yerli, bağımsız bir kalkınma modeli için çalıştı.

Türkiye nin ileri teknolojiye sahip olmasını istedi. Makine yapan makineden söz

etti.

Koalisyon hükümetleri döneminde canla başla çalışarak

Türkiye ye büyük ağır sanayi tesisleri kazandırdı. Ülkeyi fabrikalarla donattı.

Konuyla ilgili olarak Millî Görüş ile AKP farkını bir

cümle ile özetlemek mümkün: Millî Görüş hep yapmak için uğraştı; AKP ise hep

satmak için. Buna bir kılıf da buldular: Özelleştirme. Birinin gözü Türkiye ye

bakıyordu, diğerininki AB ye.

Millî Görüşçüler hep millî ve yerli üretimden yana

oldular; bunun mücadelesini verdiler.

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak ın

isabetli bir tespiti var: Çevrenize bakın! Caddeler, sokaklar, yollar bizim

ama otomobiller yabancı! Semalar, havaalanları bizim ama uçaklar yabancı!

Denizler, limanlar bizim ama gemiler yabancı!

Bu listeyi uzatabiliriz Alın, cep telefonlarını. Yerli

olanı var mı Girin AVM lere, satılan ürünlerin ne kadarı yerli Peki, bu ülke

bizim değil mi O halde, teknoloji ürünü yerli üretimlerimiz nerede

Kalkınma adına uygulananlar lider ülke kalkınması

değil; sömürge tipi kalkınmaydı. Yani dışa bağlı! Türkiye bu anlayışı kırmak

zorunda! Bu iş için millî ve yerli düşünmek şart. 

Millî Görüş İhtiyacı

Milli Görüş hareketinin siyasi hayatımıza girmesi bir

milat oldu. O zamana kadar Türkiye aydını Batılıların telkinine aldanıyor,

Sanayileşme bizim işimiz değil; biz ziraat ülkesiyiz, şeftali yetiştirelim

mantığını taşıyordu. Toplu iğne bile üretemeyen bir ülke haline gelmiştik.

Millî Görüş ün rahmetli lideri bu anlayışı kırdı.

Türkiye de bir sanayileşme heyecanı oluşturdu. Bunu göstererek yaptı. Halk, biz

de her şeyin daha iyisini yapabiliriz, inancını taşımaya başladı.

Bu piyasada tekel oluşturmuş iç ve dış menfaat odakları

gelişmelerden rahatsız oldu. Türkiye nin güçlenmesini, uyuyan İslam dünyasının

uyanmasını istemediler. Bu işin öncülüğünü yapan Erbakan Hoca ya karşı nice

oyun ve entrikalar kurdular. Her türlü yöntemi kullanarak halkı millî

değerlerimize bağlı bir liderden uzaklaştırmaya çalıştılar.

Elimizin altındaki Manavgat suyunu bile yabancılara satan

bir zihniyeti iş başına getirdiler. Şimdi o su pet şişelere girdi. Türkiye

kendi ülkesinde, kendi suyunu bile parayla içiyor. Kazancı ise İsrail in.

Millî Görüşçüler, Türkiye nin güç, imkân ve zengin

kaynaklarının farkındalar. Genç nüfusun ne anlama geldiğini çok iyi biliyorlar.

Allah ın bu ülkeye verdiği sayısız nimeti halkın istifadesine sunmak

istiyorlar. İslam Birliği ni kurarak Batı sömürgesine son vermeye çalışıyorlar.

Türkiye yi şahlandıracak bir zihin yapısına sahipler.

Türkiye yi yaşanabilir bir ülke haline getirmek ilk amaçları.

Bunlar lider ülke tasavvurudur. İlk iş buna inanmak.

Çünkü inanmış kadroların önünde hiçbir beşeri güç duramaz. Türkiye bu büyük

imkân ve heyecanı çok iyi değerlendirmeli.