Prof. Dr. Necmettin Erbakan, Müslümanların Batı karşısında mağlubiyet psikolojisine esir olduğu bir dönemde “Batı taklitçiliği”ni reddederek mücadelesine başlamış, İslâm’ın yeryüzünde hâkimiyet kurmasının mümkün olduğuna inanmış, Allah-u Teâlâ’nın arzının şeytanın çocukları tarafından fesada uğratılmasına karşı çıkmış ve bu yüzden Siyonizm’e başkaldırmıştır.

Necmettin Erbakan, fikirlerindeki dirayeti, halka hizmetteki gayreti, tavırlarındaki samimiyeti ve yüreğindeki merhametiyle kalplere dokunmuş, istikamet üzere ömür sürmüş müstesna bir şahsiyetti.

Onun, ulvî değerler etrafında şekillenen bir hayatı vardı. İnancında kavi, hareketinde ölçülü, zalimi hasım bilip mazlumu hısım bilen bir anlayışa sahipti.

Erbakan Hoca, Türkiye, İslâm âlemi ve bütün dünyanın selameti için uğraşan, imanlı nesiller yetiştirmek için çabalayan, en önemlisi izzetli ve şerefli Müslümanların Siyonizm’i bertaraf edebileceği inancını kitlesine aşılayan; mukaddes davanın cesur komutanı, mukaddes davanın mebruk lideriydi.

Prof. Dr. Necmettin Erbakan, hayatını “İslâm’ın Dünya Görüşü”nün anlaşılmasına adamış, ilim adamlığı, siyasi mücadelesi ve dini hassasiyetiyle temayüz etmiş mümtaz bir şahsiyetti.

Kur’an-ı Kerim’deki “(Yahudiler) Yahudi olun ve (Hristiyanlar da) Hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız dediler. Deki: Hayır, biz hak yolu üzere bulunan İbrahim’in milletindeniz (dinindeniz), o hiçbir zaman Allah’a ortak koşanlardan (müşrik) olmadı” (Bakara Sûresi, 135) ayetindeki “millet” tabirinin “din” anlamına geldiğini iyi idrak etmiş, tam da bu manasıyla kullanmıştı. Bundan dolayı başlattığı harekete “Millî Görüş” adını vermişti. Bundan dolayı, kurduğu gazete “Millî Gazete”, kurduğu gençlik hareketi “Millî Gençlik”, ilk kurduğu parti Millî Nizam’dı. Millî Selamet’le devam ettiği yolculuğunu milletin “Saadet”ini düşünerek menziline ulaştırmayı hayal etmişti.

Millî Görüş ve Adil Düzen kavramları Türk siyasetine Prof. Dr. Necmettin Erbakan ile girmiştir. Erbakan Hoca, siyasal İslâm düşüncesinin genel dünya görüşünü “Millî Görüş”, ekonomik görüşünü de “Adil Düzen” olarak adlandırmıştı.

Erbakan Hoca, ırkçı emperyalizmin “efendi-köle” dayatmasına karşı çıkmış, insanların izzet ve şereflerini koruyarak adil paylaşımını önemsemişti. Bu yüzden faizsiz bir sistem inşa etmeyi hedeflemişti.

Erbakan Hoca, sıkça kullandığı ve slogan haline getirdiği “Batı taklitçiliği” kavramını kurduğu partilerde “yabancı kültür istilası” şeklinde tanımlayarak bu tehdide karşı tabanını uyarmış, kitlesini anti-emperyalist, anti-siyonist bilinçle yetiştirmiştir.

O, Allah-u Teâlâ’nın nizamını yeryüzüne hâkim kılmak isteyen bir mücahitti. Değerler etrafından şekillenen hayatı, değişmez doğruları, dinmeyen heyecanı, her daim zinde bir imanı vardı.

Bu yüzden Müslümanların kölelikten kurtulup eski izzetli ve şerefli günlerine kavuşabilmesi için Siyonizm’e başkaldırdı, bu yüzden Millî Görüş erlerine “Cihad” şuurunu aşıladı.

Erbakan Hoca, Müslümanların üç asırdır içine düştüğü “Mağlubiyet Psikolojisi”nden kurtarmak için mücadele etti.

İslâm’ın hükümlerinin günümüzde uygulanmasından şüphe etmek şöyle dursun, “Biz tarihin en şerefli milletiyiz” diyerek yeniden ayağa kalkmanın mümkün olduğuna inandı ve bunun için mücadele etti.

Erbakan Hocamızın, İslâm dünyasının fetret dönemi yaşadığı buhranlı dönemde “Siyonizm’e başkaldırısı” önemliydi. Bu yüzden hep öndedir ve bu yüzden asrın lideridir.

Vefâtının sene-i devriyesinde Siyonizm’e başkaldırın simge ismine, asrın liderine minnet ve dua ile…