Seçimlerden tek parti iktidarı çıkmadı ama en az dört farklı koalisyon hükümeti kurma imkânı varken gelinen noktada tüm alternatiflerin geçersiz kılınması karşısında insan ister istemez, acaba bir zamanlar olduğu gibi yine bir takım iç ve dış gizli eller siyasete müdahale mi ediyor, diye düşünmek zorunda kalıyor. Hemen belirteyim ki böyle bir ihtimali düşünmek bile istemeyenlerdenim. Siyasetin gidişatını seçmenin iradesi doğrultusunda sonuna kadar siyasilerin belirlemesi gerektiğine inanıyorum. Ancak, bir ayı aşkın süreden beri yapılan temaslar ve günler süren görüşmelerin ardından ortaya bir koalisyon hükümetinin çıkmayışını insan izah etmekte zorlanıyor.

Neden bu noktaya gelindi Bu noktaya gelinmesinin asıl sorumlusu kim ya da hangi siyasi partilerin yöneticileri

Bu soruya bir tek isim vererek cevaplandırmak doğru olmaz kanaatindeyim. Çünkü gerek seçim kampanyası sırasında, gerek seçimlerden sonra liderlerin yaptıkları ilk açıklamalardan bugüne kadar geri adım atmamış olmaları belirleyici olmuştur. Bir bakıma daha seçim kampanyası sırsında belirlenen strateji aynen sürdürüldü. Böyle olunca da koalisyon görüşmeleri başladığı andan itibaren görüşmelerden sonuç çıkmayacağı belliydi. Hatta bu köşede sürdürülen görüşmelerde neyin olacağını değil, neyin olmayacağını göstermek, bu arada da olumsuzluğun sorumluluğunu karşı tarafa yıkmanın öncelikli hedef haline geldiğini belirtmiştim. Öyle de oldu. Keşke böyle olmasaydı da biz tahminimizde yanılmış olsaydık.

Dünkü yazımda da dikkat çekmeye çalıştığım gibi terörün her gün insanımızın yüreğine ateş düşürdüğü bir noktada parti liderlerinin duruşlarını biraz olsun esnetebilmeleri gerekirdi. Böylece, önceki gün bir şehit annesinin oğlunun tabutu başında, “Bir araya gelin teröre bir çözüm bulun ne olur” feryadı da karşılığını bulmuş olacaktı. Ama ne yazık ki niyet yükselen çığlığa kulak tıkamak olmasa da sonuç aynı kapıya çıkıyor.

Gelinen noktada bir tekrar seçimden başka çıkar yol görünmüyor. Sadece bu seçimin nasıl olacağı belirsiz. Sanıyorum bu belirsizlik de birkaç gün içinde ortadan kalkacaktır. Peki, adı ister erken, ister tekrar seçim olsun, terörün gemi azıya aldığı bir noktada nasıl sonuç verecektir Bazı bölgelerde seçimin güvenliği sağlanabilecek mi Yoksa birileri devletin bazı bölgelerde hâkimiyetini yitirdiğini mi göstermek istiyorlar Yaşanan bunca olumsuz direnişin ardından ister istemez insanın aklına siyasete siyaset dışı bir takım güçlerin müdahalesi mi söz konusu sorusunu getiriyor. Eğer böyle bir durum söz konusu ise bu iç ve dış etki odaklarının arzusu istikametinde çalışan siyasi/siyasiler kimler Bu sorunun cevabının net bir şekilde ortaya konulması gerekiyor ki,bu siyasete müdahaleyi iş edinmiş eller etkisiz hale getirilsin. Çünkü gelişmeler serinkanlılıkla düşünüldüğünde insan koalisyon hükümetinin niçin kurulamadığının makul bir sebebini bulamıyor. Çünkü tüm siyasi partiler iktidar olmak, programlarını uygulama imkânı bulmak için mücadele ederler, etmeleri gerekir. Biz sadece muhalefet yapacağız anlayışı hem siyasi hayatın yapısına ters düşer hem de partilerin varlık sebeplerini inkâr anlamına gelir.

Böylesine olağan dışı bir durum ise normal bir mantık ile izah edilemez. O zamanda ister istemez siyasete bir takım siyaset dışı güçlerin müdahale ettiği, müdahaleye hizmet edecek siyasileri de bulduğu anlamına gelir ki, böyle bir durum ülkenin eskiye döndüğü anlamına gelir. Dileriz böyle değildir.