İlla bir şey olmak isteyenler, her yolu sıradanlaştırabilirler. siyasetin sunduğu makamlar çeşit çeşittir... Ve ölçünüz olmazsa, buralardan mala mülke de gidebilirsiniz

Bugün, siyasetin cazip hale gelmesindeki en büyük faktör, güçlü, parayla, hazineyle içice olmasındandır.

Cari sistem, insanı öyle bir hale getiriyor ki, bağımsız kafalar, hür vicdanlar bir müddet sonra, en yakındakine benzemeye başlıyorlar.

Sorgulamak, derinleştirmek, itiraz etmek lügatten siliniyor. Her halükarda itaat etmek, tazim etmek geçerli akçe oluveriyor.

Böylesi bir iklimin bizi götüreceği yer neresidir? Rahmaniyet midir, şeytaniyet midir?

Kazanmak… Ne olursa olsun kazanmak… Kazanmak için her şeyi yapmak… Ama her şeyi yapmak... Yaparken, yaptıklarının ne derece ahlaki, ne derece insani, ne derece İslami olduğuna bakmadan… İnsanlığın yararına zararına diye gözetmeden, hedefe kitlenmek… Makam elde etmek, zaferle çıkmak… Böylesi bir hevesin doğuracağı sonuç, huzur getirir mi, saadet getirir mi?

Bir şeylerin değişmesi... Hem de kökten değişmesi kaçınılmaz.

Yeniden yapılanmak, yeniden dizayn etmek gerekiyor. İnsanı önceleyen, insanı öne çıkaran… İnsan haysiyet ve onurunu yukarı çıkaran bir sistem… Adaleti dayanak kabul eden, insanı, şerefli bir mahlûk olarak gören anlayış… Böyle bakılırsa, Yaradana yaklaşmamız mümkün olur…

Aksi takdirde, paraya, mala mülke makama ram oluruz ki, bu bizi kaybedenlerin yoluna itecektir.

Kazanmak ya da kaybetmek kimi kafalara göre farklı şablonlar içerse de, dünyalık her kazanç, olumlu resimler içermez… Hüsrana uğramak, bazen hayırlı neticeler de doğurabilir.

Güç sahibi olmak, haklılık değil, doğruluk hiç değildir.

Kimi mazlumların doğruluk naraları, belki de Allah katında, insanlık nezdinde en muteber olandır.

Hayata ahlakı hâkim kılmak, insanı yüceltir.

Siyasete ahlakı hâkim kılmak, siyasete seviye kazandırır.

İnsanların, kendilerini en çok aşağıya doğru düşürdükleri dönemleri, yani hayat kesitlerini, seçim öncesi yarışta görürsünüz.

Liste savaşlarında, hemcinslerimizin başvurduğu yolları gördüğünüzde, bu işte bir sakatlık olduğunu seziyorsunuz.

İlla da, bir sıfat sahibi olmak… İlla da makamlardan bir makama konmak… Bunu yaparken, ölçüsüz ve vicdansız davranmak, herhalde insani haslet olamaz.

Türkiye doğru yöne doğru ilerleyecekse, siyasi sistemini baştan sona değiştirmek mecburiyetindedir.

Var olan düzenle, işleri organizeye çalışırsak, eski alışkanlıkları, yeni yüzlerle devam ettirmekten başka bir iş yapmamış oluruz.

Partiler değişir, sonuç değişmez, hal değişmez.

İsimler, yüzler farklılaşır, netice ve vardığımız sonuç aynı olur.

Yani mutsuzluk, huzursuzluk, insafsızlık yol olur…

İşlerimize ahlakı hâkim kılmak gibi bir vazifemizin olduğunu unutmamız gerek… Hayatın her alanına… Evimize, hanemize… Sokağımıza, siyasetimize, ticaretimize… Dürüstlüğü, islami ölçüleri, insaflı olmayı, vicdanımızla hareket etmeyi temellendirmeliyiz.

Böyle gelmiş, böyle gider, ne yapalım diyen zihniyetin doğurduğu, yeryüzünde bozgunculuktur, huzursuzluktur, mutsuzluktur.