Toplumsal ahengin sağlanmasında başat aktör siyasettir. Siyasi partiler de siyasetin temel taşını oluşturmaktadır. Özellikle siyasetin büyük oranda seçimle şekillendiği günümüzde siyasi partilerin önemi büyüktür. Çünkü siyasi partilerin hareket alanı bu seçimleri etkilemeye dönüktür. Halkın kendilerini ifade edebilmelerinin yolu siyasi partilerin temsiliyle mümkündür. Bu yüzden siyasi partilerin siyaset yapma anlayışları toplumsal yapıyı fazlasıyla etkilemektedir. Bu önemden dolayı bugün burada farklı siyaset yapma biçimlerinden bahsetmeye çalışacağız.

Bunlardan ilki belki de ülkemiz açısından en önemlisi kişilerdir. Siyasi partinin kurucu unsuru olan şahıs merkezi öneme sahipse harekete lider odaklı bir siyasi anlayış hâkimdir. Çünkü partiye değer veren liderdir ve o lideri partinin içerisinden çıkardığınızda söyleyecek sözleri de kalmayacaktır. Yakın siyasi tarihin gerçekleri bize göstermiştir ki, bu tür partiler kurucu lider sonrasında dağılmaya ve unutulmaya mahkûmdur. Kurucu şahsın oluşturduğu karizmanın ikinci bir şahsa devrettiği vaki olmamıştır.

Lider odaklı siyaset anlayışının ürettiği siyaset liderin becerisiyle orantılıdır. Üretilen siyaset liderin aktif olmasından kaynaklı olarak dinamik bir durum göstermektedir. Fakat liderin aktif siyasetin dışına çıkmasıyla birlikte liderin üretimi tüketilmeye başlanacaktır. Bu durağanlığın verdiği rahatsızlık lider kültü üzerinden giderilmeye çalışılacaktır. Nihayetinde lider odaklı siyaset anlayışına sahip siyasi hareketler liderin ömrüyle sınırlı kalması kaçınılmazdır.

İkincisini ise varlık sebebi belli bir ideolojik amaç olan partiler dar alanda siyaset yapmaya mahkûmdur. Çünkü siyasi tavırları ideolojilerinin sınırlarını aşamaz. Bundan dolayı geniş kitlelere ulaşma şansları yoktur. Bu tür partilerin normal demokratik süreçte yönetme hakkını elde etme imkânına da sahip değillerdir. Ancak olağanüstü süreçlerle yönetimi elde edebilirler. Netice itibariyle ideolojisinin tabana yayılma kaygısıyla hareket edeceğinden otoriter tavır takınması da kaçınılmazdır.

Üçüncüsü ise niceliği esas alan ve geniş kitlelerin tercihlerini amaç edinen kitle partileridir. Bu tür siyasi hareketlerin temel amacı iktidarda olmaktır. Demokrasiyi rakamlara indirgeyip ekseriyeti esas aldığından söylemleri ve icraatları da buna göre belirlenir. Bu tür siyasi hareketler kitlelerin tercihlerini etkilemek için popülist siyasete başvururlar. Söylemlerinde tutarlılık, eylemlerinde fikri istikrar aranmaz. Dini ve ulusal değerleri istismar ederek hamasi bir dille kitleleri manipüle etme amacı ön plandadır.

Son olarak ilkeleri siyasetin merkezine yerleştiren siyasi hareketler vardır. Burada esas olan insanlığın temel ilkeleriyle halkın tercihlerini uzlaştırmaktır. Bunun için siyasi hareketin bir duruş göstermesi gerekir. Halkın taleplerini göz ardı etmeden, ama hamasete de kapılmadan siyasetinin merkezine yerleştirdiği ilkeleri siyasetin geneline hâkim kılmayı amaçlamalıdır. İlkelerin merkeziliğinde siyaset üreten bu partilerin bunu doğru bir dil ile halkın tercihine sunması önemlidir. Çünkü günümüz siyasetinin temel motivasyonu iknadır. Halkın ikna edilmesi üretilen siyasetin kabul görebilmesinin temel şartıdır.

Bu şekilde farklılaşan siyaset yapma biçimlerinin her birini farklı partilerde görebiliyoruz. Bunun için siyaset yaparken kendimizi nerede görmek istiyorsak o siyaset yapma biçimine göre kendimizi konumlandırmamız gerekiyor. Lider odaklı ya da ideolojik partilerin sürdürülebilir şekilde yönetimde söz sahibi olma şansları yoktur. Kitle partilerinin ise siyaset içerisinde ahlâki bir karşılığı yoktur. Bu bakımdan ilkeli siyaset yapmaya çalışan siyasi partilerin varlığı siyaset kurumu için bir imkân olarak karşımızda durmaktadır.