Halkın seçtiği Cumhurbaşkanı Mursi’yi darbe ile görevden uzaklaştırarak yargılamaya kalkışanlardan Mısır’a giden ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin yargılamanın adil olması çağrısında bulunması birbirinin içine geçmiş bir yığın saçmalık ve tutarsızlık ve demokrasi şaklabanlığını sergiliyordu. Çünkü, Mursi’nin ilk defa duruşmaya çıkartılacağı gün Kerry’nin Mısır’a uçması ve arada, “Herkes için adil bir dava” çağrısı yapmasının şahsen darbenin meşru kabul edildiğinin tescili anlamına gelmektedir. Bu düşüncemizi haklı kılan pek sebep olmakla birlikte Mısır’da darbenin arkasından ABD ve AB’den yapılan açıklamalarda olay kesinlikle darbe olarak nitelendirilmemiş, yapılan tüm açıklamalarda demokrasinin rayına oturtulması için yapılmış bir müdahale olarak nitelendirildi. Böylece daha işin başında darbenin meşru kabul edildiği ortaya konuldu. Olay bununla da kalmadı darbeciler bir günde 3 bini aşkın sivili katlettikleri halde yine ABD ve AB’den ses çıkmamış, katliam onaylanmıştır. Kısacası son sözü zalimlerin ve katillerin söylediği bir dünyada yaşıyor olmanın acısını duyuyoruz.
Darbecilerin halkın seçtiği Cumhurbaşkanı Mursi’yi yargılamalarını normal mantık ile izahı mümkün değildir. Çünkü suç olan halkın iradesi ve oyu ile iktidara gelmek değil, meşru iktidarı darbe ile görevden uzaklaştırmaktır. Böyle olunca da darbecilerin yargılanması gerekirken halkın seçtiği Mursi ve arkadaşlarının yargılanması ve bu adaletsizliğe dünyaya demokrasi dersi vermeye ve ihraç etmeye kalkışanların destek vermesidir. Yani, seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi’nin darbe mahkemesine çıkartılması gibi bir insanlık ayıbı ile yüz yüzeyiz. Gerçi bu ayıp dünya üzerinde ilk defa yaşanmıyor. Kendi ülkemizde de çeşitli kereler bu ayıp yaşandı. Utanması gerekenlerin utandığına, utançlarını ifade ettiklerine hiç şahit olmadık. Olaya bu açıdan bakıldığında ülkemizdeki darbecilerde önce ABD’yi ziyaret edip ardından darbe yaptılar ve halkın seçtiklerini oluşturdukları mahkemelerde yargıladılar. Yaptıklarına da adaletin tecellisi dediler. Bu bakımdan öncelikli olarak dünya üzerinde darbeler döneminin kapanması gerekiyor. Ne var ki; böyle bir beklenti içine girmek yaşadığımız dünyanın ikiyüzlülüğünü görmezden gelmek demektir.
Darbe ile halkın seçtiği iktidarın devrilmesinin ardından kurulan mahkemeler hiçbir zaman suçluların cezalandırılmasına yönelik yani adaletin tecellisi için değil, halka gözdağı vermeye yöneliktir. Bir başka ifade ile darbe mahkemelerinin yaptığı tek şey demokrasinin yargılanmasıdır. Ne gariptir ki demokrasiyi yargılamaya kalkanlar dünyaya demokrasiyi hâkim kılma iddiasının sahiplerinin desteğini alıyorlar. Bu yüzden dünyayı bu ikiyüzlü haydutlardan kurtarmak gerekiyor. Başka türlü yeryüzünde adaletin hâkim olmasını beklemek hem kendimizi hem de bize inananları kandırmak demektir. Çünkü gerçek ile yalanın uzun süre birlikte yürümesi mümkün olmaz.
İnsanı böylesine üzen sahtekârlıkların sergilendiği bir ortamda Mursi ve arkadaşlarının mahkemeyi reddetmeleri, kendilerini savunmaya gerek duymaları biraz olsun insanın yüreğini serinletiyor. Dört ay hapiste tutulan Mursi’nin dört ay sonra mahkemeye çıkartılmasının adaletsizliği bir yana ilk duruşmanın ardından ikinci duruşmanın 8 Ocak 2014’e atılması da bu adaletsizliğinin sürdürüleceğini gösteriyor. Elbette, darbecilerden adalet bekleyecek halimiz yok. Bu arada Kerry’nin çağrısına inanacak ve bunun adalet arayışının ifadesi olduğunu düşünecek kadar da saf değiliz. Böyle bir yaklaşımın insanın cellâdından merhamet beklemesi anlamına geleceğinin farkındayız. Bu sebeple yeryüzünde hakkın ve adaletin tecelli etmesi için İslam’ın tüm kural ve kurumları ile yeryüzüne hâkim olması, son sözü İslam’ın söylemesi gerekiyor. Geriye kalan sömürgecileri korumaya yönelik bir oyundan ibarettir.