Sayın Bakan,

Milli Görüşçüler sizi ahlaki ve mânevî değerlere sahip bir kişi olarak biliyorlar. Daha önceki Milli Eğitim Bakanlarından farklı kabul ediyorlar. Şimdi sorumluluk konumunda olduğunuz için Milli Eğitimde, toplumun huzur ve barış içinde yaşayabilmesini sağlayacak gençler yetiştirecek düzenlemeleri yapmalısınız.

Orta öğretimde okutulan kitaplar çocuğa canının istediği her şeyi yapma hakkı olduğunu, ebeveyninin hiçbir şekilde çocuğu zorlamaması gerektiğini telkin ediyor. Ana-babanın çocuğunu terbiye etmek için bazı konularda yaptığı engellemeleri, verdiği basit cezaları çocuğa baskı yapmak olarak gösteriyor. Neticede çocuk nefsini ilah kabul eden bir yapıda yetişiyor.

Ayrıca İslâm dini öğretileceğine, din kültürü dersi verilmekte çocuklara hak ile batıl eşit şekilde tanıtılmaktadır. İnsanların bu dünyada yaptıklarının karşılığında hak ettikleri cezadan kurtulsalar bile ebedî bir hayatın olduğu herkesin dünyada yaptıklarının hesabını vereceği gerçeğinin öğretilmesi gerekir.

Böyle bir müfredat programıyla Allah korkusu, âhiret inancı, başkalarının haklarına saygı, “insanların hayırlısı onlara faydalı olandır” yapısında bir genç yetişmez. Sonra da ellerinizle yetiştirdiğiniz sizin eseriniz olan çocuklar hoşlarına gitmeyen bir şey olursa ölçüsüz şiddete başvurarak ortalığı yakıp yıkmaya kalkarlar. Gezi Parkı olaylarında bunu gördünüz.

Milli Eğitimde hazırlık komisyonlarında Avrupa Birliğinin uzmanları, ahlâkî ve mânevî değerleri ön planda tutmak isteyen üyelere “Avrupa birliği uyum yasalarına göre” bunlar yapılamaz demekte ve yabancı uzmanların fikrine uygun düzenlemeler yapılmaktadır. Milletimizin kendi ahlâkî ve mânevî değerleri Milli Eğitim Bakanlığı aracılığıyla böylece tahrip edilmektedir. Bu uygulamadan vicdan azabı duymuyor musunuz sayın Bakan Yoksa siz de İmam Hatip Okulunda hoca ders anlatırken dersi dinlemek yerine arka kapıdan çıkıp bahçede top oynayanlardan mısınız