Dün savunduklarının bugün arkasında duramıyor, dün çalıştıklarınla bugün çatışıyorsan; anlık tepkilerle nereye sürüklendiğini görmeli, taraftar anlayışıyla olaylara yaklaşmayı sonlandırmalısın. Çünkü güçlü olmanın türlü yolları olsa da, dürüst olmanın yolu tektir. Dürüstlük kalbin huzur bulması ise, adil olmayı kutsal bir görev kabul eden bir insan, gücün ve şartların etkisiyle değişen bir karakter taşımaz, taşıyamaz! Çünkü kâinatın özü insan, insanın özü ise onurudur. Onuru koruma adına yapılacak tek şey, ilkeleri esas almaktır.
İlkeli olmaya karar veren biri için huzur; varış değil, bir yolculuktur. Bu yüzden mutluluğun elinde olduğunu bilir. Çünkü birileri kaybetmeden de başka birileri kazanabilir, birileri alçalmadan da başka birileri yükselebilir. Bunu kabul etmeyenler ya da başkalarının kaybını kendileri için kazanç yapmaya çalışanlar, dünü kaybettikleri gibi yarını kazanma telaşıyla da hayatı şuursuzca yaşarlar. Bu telaş onları, kuralları çözüm için bir karar ve süreç aracı olmaktan çıkarıp güç için amaç görme yanlışlığına düşürür. Bu yanlışın süreklilik kazanması ise hayat yanılgısı olur ve insan tükenir…
Tükenmeyi bitirecek formül; sıfır beklenti, sonsuz huzurdur! Huzur içinde olmak, iyi niyeti barındıran bir kalbe ve sağlıklı bir bedene sahip olmaktır. O halde; önce faydayı arttırmayı başarır, sonrasında da aza odaklanabilenler hiçbir zaman tükenmeyeceklerdir. Bu durum sabrın meyvesidir. Bu meyveyi “daha fazlasını isteyen”ler değil, “daha fazla gayret” edenler hak edecektir. Hayatını adım adım güzelleştirmek isteyenler için bu gayret gerekli ve yeterlidir.
İnsanın değer kazanması veya değer kaybetmesi, huzur içinde yaptığı tercihlerin ve eylemlerinin bir sonucudur. O halde insan: zamanını nereye harcadığını bilerek, güçlü yanını inşa ederek, dürüstlük ve erdemle huzura kavuşmayı kolaylaştırmalıdır. Bunun için, gerçek ihtiyaç ve problemlerine odaklanmak gerekiyor. Bunu yaparken, iyiyi de kötüyü de tercih etme imkânıyla yaratılmış olduğuna dikkat etmeli, rikkatle “azla yetinebilecek” bir dünya inşa edebilmelidir.
İnsanlar, onlara göstermedikçe neyi istediklerini bilmezler. Tüketim toplumunun bu şifresi kırılmadan, tüketilenin aslında hayat olduğu anlaşılamaz. Bu şifreyi kırmak isteyenler, tükettiğinden faydalanma oranını nasıl yükseltebileceğiyle ilgilenmelidir. Yaşadığın sorunların gerçek nedenlerini öğrenmek istiyorsan; geçmişte yaptığın tercihlerini sorgulamalısın. Çünkü her şey, sen yaşarken oldu. Kalabalıkların koştuğu tarafa koşmanın seni kurtarmadığını, kurtarmayacağını gör ve beklentilerini sıfırla!