Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimiz’e, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.

Şeytan, İslam’dan uzaklaşan, nefsini ilah edinen, insanları Allah’ın yolundan saptırandır. Asıl şeytan cinlerdendir, insanlardan da şeytan olanlar vardır. İnsanlardan olan şeytanlar, cin şeytanlarına bağlıdır. İlk şeytan İblis’tir. Sözlükte şeytan; uzaklık ve uzak demektir. Gerçekten de şeytan haktan ve hakikatten uzaktır. Onun için şeytandan da uzaklaşmak, şerrinden korunmak gereklidir. Şeytan; Allah Teâlâ’nın Âdem’e secde etmesi konusundaki emrine karşı çıkıp isyan ettiğinden ötürü İlahi rahmetten kovulmuş olan bir varlıktır. İblis; şeytanların atasıdır. Kehf 50: Ve hatırla o zamanı ki, biz meleklere; ‘Âdem’e secde ederek saygı gösterin’ demiştik. İblis hariç, meleklerin tamamı secde ederek saygı gösterdi. O cinlerdendi. Doğru ve mantıklı düşünmeyi terk ederek Rabbinin icra planının dışına çıktı, isyan etti, günah işledi. Durum böyle iken ey insanlar; şimdi, siz, beni bırakıp da, onu ve onun soyunu mu emirlerine itaat edilecek otorite, koruyucu veli ediniyorsunuz? Onlar sizin düşmanınızdır. Allah’ı bırakıp da şeytanı veli edinmek, varoluş gayesine aykırı hareket eden zalimler için, bu ne kötü bir değişimdir.” İblis, bu olayda; kendini ayıplamak yerine, Allah Teâlâ’yı suçlayarak şöyle dedi. Araf 16-18: İblis dedi ki: ‘Öyle ise beni azdırmana karşılık, yemin olsun ki, ben de onları saptırmak için senin doğru İslam yolunun üstüne oturacağım. Sonra muhakkak onlara önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Çoğunu şükredici bulmayacaksın.’ Allah Teâlâ buyurdu: Haydi, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. Ant olsun ki, onlardan kim sana uyarsa, sizin hepinizi cehenneme dolduracağım.” Şeytan o günden kıyamete kadar bu sözünün gereğini yapmak için çalışmış ve çalışacaktır. Ve Allah Teâlâ insanları şeytan konusunda uyarıyor. Fatır 6: “Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır, öyleyse siz de onu düşman tanıyın. O, kendi taraftarlarını, ancak cehennemliklerden olmaya çağırır.” Şeytan bizim apaçık bir düşmanımız olduğuna göre, onun bütün kötülüklerinden korunmak için biz de onu düşman bilmeliyiz ki ona karşı mücadele edebilelim. Her insanın bir şeytanı vardır, şeytanı olmayan kimse yoktur. Fert ve toplumlar kendilerini, şeytanın bütün hile ve tuzaklarından sadece İslam’ın maruf ve münker, helal ve haram düzeni, Kur’an’ın yol göstericiliği ile koruyabilirler. Burada sadece cin olan şeytanlardan korunmak yetmez, insan olan şeytanlardan da korunmak gerekir. Bu insan şeytanları karşımıza, inkârcı, müşrik ve münafık olarak çıkar. ABD, İsrail ve müşrik Batı, şeytanı veli edinmişler, onun adına fert ve toplumları ifsat etmeye çalışıyorlar. İnsan ve cin şeytanlarına karşı mücadele etmek her şuurlu Müslüman için farzdır.

HAK İLE BATIL

Allah Teâlâ, fert ve toplumlara hak ve batılı bildirmiş, nefis ve şeytana da onları hak yoldan ayırma fırsatını vererek insanları imtihana tabi tutmuştur. İnsanlara da nefis ve şeytanın kandırmasına karşı koyabilecek güç, irade ve dirayet verilmiş, insanlar bu gücü, iradeyi ve dirayeti kullanarak nefsin kötü arzularına ve şeytanın aldatmasına karşı uyanık olacak ve onları etkisiz hale getirecektir. Tercih fert ve toplumlarındır. İsteyen fert ve toplumlar, hakka uyar ve kurtulur, dileyen fert ve toplumlar batıla uyar, şeytan ve adamlarıyla birlikte ilahi gazaba uğrayanlardan olur. Kehf 29-30: “De ki: ‘Hak Rabbinizdendir. Artık isteyen inansın, isteyen inkâr etsin.’ Şüphesiz biz zalimlere duvarları kendilerini çepeçevre kuşatacak bir ateş, cehennem hazırladık. Yardım istediklerinde kendilerine erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su ile karşılık verilir. O ne kötü bir içecektir. O cehennem ne kötü bir duraktır. Ancak inanıp İslam’ca işlerde bulunanlara gelince, şüphe yok ki biz, güzel ve yararlı işlerde bulunanların emeğini elbette ki, boşa çıkarmayız.” Allah Teâlâ İslam’a din ve düzen olarak teslim olmuş, Allah yolunda malıyla canıyla cihat eden fert ve toplumların gayretini boşa çıkarmayacak ve onları cennetle mükâfatlandıracaktır. Ya İslam tercih edilir, fert ve toplumlar saadet bulur. Veya Siyonizm, materyalizm tercih edilir, fert ve toplumlar Yahudi kölesi olarak zelil olurlar.

SAHTE VAATLER

Şeytan, fert ve toplumlara sahte ve aslı olmayan vaatlerde bulunur. Bu vaatlerin başında İslam’a karşı gururlanmak ve kibirlenmek gelir. Şeytan kendisini veli edinenlere, çeşitli sözler vererek, onları boş umutlara düşürür. Kur’an’ın ifadesiyle şeytan kıyamet gününe kadar insanları Allah’a itaatten, kulluktan alıkoymak için elinden her türlü hileyi, aldatmayı yapacaktır. İnsanları haramlara yönlendirirken, o haramları güzel ve cazip göstermek için güçlü bir tanıtma ağı kuracaktır. Kumarı, içkiyi, zinayı bir silah olarak kullanıp, fert ve toplumlara arasında büyük bir manevi tahribat ve ahlaki yozlaşma meydana getirecektir. Faiz de ticaret gibidir diyerek, fert ve toplumları Yahudi’ye köle kılacaktır. İnsanları yalana kulak verir hale getirecektir. Şeytanın en etkili silahlarından birisi de fert ve toplumlar arasına fitne sokmasıdır. Özellikle bu fitneyi Müslümanlar arasında körüklemektedir. Şeytan Müslümanların birlik ve beraberlik içerisinde olmaması için birbirleriyle uğraştırır ve aralarını açmaya çalışır. Müminlerin birlik, beraberlik, kardeşlik içerisinde olmalarından şeytan rahatsız olmaktadır.

Müminler, şeytanın fitne ve fesat oyununa gelmemeli, birtakım bahanelerle ittifaklarının bozulmasına fırsat vermemelidirler. Müminler “aralarında merhametli, İslam düşmanı inkârcılara, müşrik ve münafıklara karşı çetin olma” esasından zerrece tavizkar olmamalıdır. Üzülerek ifade edelim ki; müminler günümüzde bu esası uygulamaktan çok uzak bir yerde durmaktadırlar. Müslümanlar; düşmana yönlendireceği gazabı, kardeşlerine yönlendiriyor ve şeytanın işini kolaylaştırıyorlar. Selam hidayete tabi olanlara…