Bir Fotoğrafın düşündürdükleri:

O fotoğrafları gördüğümde, dinler tarihi ile ilgili kitaplarda okumuş olduğum eski bir Musevi duasını hatırladım. Bazı Yahudi gruplar, Yaradan a kendilerini kadın yaratmadığı için her sabah muntazam olarak dua ve şükrederlermiş. Bu duanın sebebi ne olursa olsun, bunun yapıldığı toplumda, yarattığı bazı menfi psikolojik ve sosyolojik etkileri olduğu da var sayılabilir.

Yine bu tarih kitaplarındaki savaşlar incelendiğinde, tarihi kayıtlardan anlaşıldığı gibi, Müslüman grupların savaşta, düşmanın kadın ve çocuklarına zarar vermemeleri ve onları öldürmemeleri emredilmiştir. Bunun yanı sıra savaş sonucunda çevreye ve hayvanlara da zarar vermemeleri emr buyurulmuştur.

Diğer taraftansa, yine bu kaynaklardan öğrenildiğine göre, Hristiyan ve Yahudi grupların kazandıkları zaferlerin sarhoşluğu içinde yenilen tarafın tüm insanlarını: kadın-erkek demeden, kadın-çocuk demeden öldürmeleri veya cezalandırmaları da bilinen hususlar arasındadır. ( Bunlar eski Talmut ta bile yazılmıştır) Bu tutum, toplumlar ve medeniyetler arasındaki bariz  farklardan sadece bazılarını  izah etmektedir.

İşte, birkaç gün önce medyada yayınlanan İsrail askerlerinin Filistinli kadın gruplar üzerine ateş açmaları ve ellerinde bir taş bile bulunmayan kadınlara karşı dolu namluları çevirdiği fotoğrafların akla getirdiği düşünceler de bunlar olmuştur. Tarihi bilgiler ışığında, bugün bile o gruplar için fazla birşeyin değişmediği anlaşılmaktadır. İsrail buna bir isim vermiş bile:"Güz Fırtınası" adı verilen bu operasyonda her türlü ceza veya işgence vacip. Mesela, rutin arama için durdurulanların saatlerce ayakta bekletilmesi veya çırılçıplak soyularak, bardaktan boşanırcasına yağan yağmur altında tutulmaları gibi. (Bakalım, insan olarak bu kadar baskı ve zulmün ne kadarına dayanabilecekler dercesine).

Bu durumda sormak gerekir: Hani, nerede insan hakları İnsanlar için en başta, gelen yaşam hakkı ve diğerleri   Ne oldu bu haklara ve onları koruyanlara Nedense bu hakları şimdi hatırlayan yok. Hatırlatan yok. Hatta konuşan bile yok.

İşin en ilginç ve düşündürücü yanı da şu:

w Bu üzerlerine ateş edilen insanlar, kendi vatanlarında, kendi topraklarında, yüzlerce yıldır yaşadıkları yerlerde direnmeye çalışıyorlar. Bunlar işgalci değil, bunlar dışardan gelip, kimsenin toprağını elinden almamışlar. Bunlar, sadece kendi topraklarında kalabilmenin ölüm-kalım savaşını veriyorlar. Bu bile kafi gelmiyor.

w İspat edilsin veya edilmesin bu Filistin topraklarında yaşayan  ailelerin erkek üyeleri bir nümayişte bile bulunsalar, o ailenin evi, barkı tümü ile başlarına geçiriliyor ve yıkılıyor. Ellerinde veya yakınlarında bulunan tüm zeytin ağaçları veya diğer ağaçlar da varsa hepsi dibinden kesiliyor, sahip oldukları hayvanlar öldürülüyor...

Ve bütün bunlar İsrail askeri güçleri tarafından  "Barış ve istikrarın temini ve İsrail in güvenliği bahanesiyle" gerçekleştiriliyor.  Aynen ABD nin yeni "Pre-empiıve Strike metodu" gibi. Yani Düşman seni vurmadan sen vur,  icap ederse sadece şüphe üzerine VUR,  Herhangi bir bahane ile VUR ve düşmana zarar ver"  metodu ile......Acaba bu yolu kim, kimden öğrendi   Yoksa bu uygulama, birlikte yaratılan bir stratejinin ortak  sonucu mudur

Devamı Yarın