Müsbet medya, menfi medya… Merhum Milli Görüş Lideri Prof.
Dr. Necmettin Erbakan hocamız, medyayı bu şekilde tasnif ederdi. Yaptıklarıyla
toplumun iç dinamiklerini bozmaya niyetli olan, bu yönde çalışmalar
gerçekleştiren, insanların zihinlerini bulandıran medya için menfi medya
tabirini kullanırdı. Toplumun yapısını ifsad etme niyetiyle hareket edenlerin
karşısında ise dimdik duran, ahlak ve maneviyat hamlesi gerçekleştirmek için
çalışanlara ise müsbet medya sıfatını kullanırdı.
İşte, müsbet medyanın varoluş sebebi, hayra motor, şerre
fren olabilmektir. Bu yönde atılacak her adım, ahlaksızlığı ve kötülüğü
içselleştirmek, toplumun manevi dinamiklerini bozmak, ahlakı dejenere etmek
için mücadele eden medyayı frenlemek için hayırlı bir hizmet olacaktır.
Müsbet medyanın 41 yıldır en önemli temsilcisi
pozisyonundaki Milli Gazete’nin Hakk’ı hakim kılmak, şerri defetmek için
yaptığı mücadeleyi çok yakından izliyor ve takip ediyorsunuz. Bu yönde medya
program yapılanması bağlamındaki bir hadiseyi, bundan birkaç hafta önce bu
sütunlarımıza taşımıştık.
Kanal D ekranlarında yayınlanan Ben Bilmem Eşim Bilir adlı
yarışmada, final bölümünde arabayı kazanabilmek için yarışmacıların
kadınlı-erkekli bir arabanın içine 20-25 kişi binmeye çalıştığını, kapitalizmin
ve kazanma hırsının getirdiği körlüğün insanlarda hiçbir mahremiyet algısı
bırakmadığını ifade etmiştik.
Kazanmak… Kazanmak… Kazanmak… İnsanların zihin yapısını
kazanmaya şartlandıran bu tür programların, ahlak ve maneviyat algısını tamamen
ortadan kaldırarak, yeni bir şartlanmayı ortaya koyduğu, zihin yapımızda
“Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler” sloganlı kapitalizm bataklığını
oluşturdukları acı bir gerçek.
Normal yaşantısında böyle bir arabanın içine karısını
tıkıştırması istenen sade bir vatandaş, büyük ihtimalle “Siz ne diyorsunuz
Böyle saçmalık olur mu Ben karımı 25 kişinin üst üste bindiği bir arabaya niye
sokuşturayım ” diyerek kavga çıkartır.
Oysa, iş bir televizyon programı ve kazanılacak bir materyal
olduğunda ise durum tam tersine değişiveriyor. Gazetemizin bu yönde yaptığı
“Kanalizasyon” manşeti ve kaleme aldığımız “Mahremiyet Algısı” başlıklı
yazımızdan sonra, Ben Bilmem Eşim Bilir programının formatını hazırlayanlar,
önce kadınlı-erkekli arabaya sokuşturma bölümünü, sadece erkekler olarak
değiştirdiler. Daha sonra ise tamamen kaldırdılar… Şu anda programda, finale
kalan yarışmacılar son bir oyun daha oynuyorlar ve arabayı böylelikle kazanmış
oluyorlar.
Bir şerre fren olabilmekten gerçekten çok mutluyuz…
Aslında bu tür programların formatlarındaki sıkıntıyı
sezmesi, ahlak ve maneviyat çizgisini ortaya koyması gereken yapı Radyo
Televizyon Üst Kurulu. Çoğu zaman, garip garip şeyler için toplanan Radyo
Televizyon Üst Kurulu, medya kuruluşlarına şaka gibi cezalar vererek,
yaptıkları bu eylemlerden dolayı onları teşvik ( ) eder bir pozisyon
sergiliyor.
Televizyonların reklam gelirlerinden beslenen ve müthiş bir
bütçeye sahip RTÜK’ün amacının “bindikleri dalı kesmemeye çalışmak” olduğu çok
aşikar.
Bu çelişki, izlediğimiz programlarda, yarışmalarda,
dizilerde ahlaksızlığın ve kötülüklerin gözümüzün içine sokulduğu bir süreci
tetiklemesine yol açıyor. Öncelikle RTÜK’ün bağımsızlığını ve özerkliğini
tartışmaya açmamız, denetim meselesinin daha bağımsız bir yapıya
kavuşturulmasını sağlamamız gerekiyor.