Küçükken malumunuz fikirler çocukça oluyor... Hayaller,
düşünceler vs... Mesela ben cenneti hep ilkokulumuzun bahçesine benzetirdim...
Bunu, daha önce bu kadar büyük bir meydan görmeyişime bağlıyorum şimdilerde...
Sonra büyüdükçe fikirler büyüdü, idealler büyüdü ve meydanlar büyüdü... İlk
meydan çok büyüktü... Kırmızı renkte bir sürü bayrak vardı... İnsanlar heyecan
dolu, belli ki bir şeyi bekliyorlar... Sonra bir adam belirdi o kocaman
medyanın en başında... Babamın omuzlarındaydım.
Babam, canım babam dedi ki bak oğlum, bu adam yıldız ... Yıldız hani çocuk
fikriyle gökte olur, yanar, parlar ya dedim ki kendi kendime böyle insandan
yıldız mı olur ... Hani büyüyoruz ya, fikirlerde büyüyor işte. O meydan
büyüdü, o fikirler büyüdü ve o adam da gerçekten bir yıldızdı Sonra ben de
büyümeye başladım zaman içerisinde. Her şey değişti, ben değiştim Babam
değişti, o meydan değişti, ben kocaman bir adam oldum.. Yıldıza bakıyorum yanıp
yanıp sönüyor, cıvıl cıvıl hareketli Bazen yorgun düşer o yıldız ama hiçbir
zaman ışığını eksiltmez. Her daim yanar ve hep parlak bir şekilde bir semadan
bakar gibi göz kırpardı. Bazen, yıldızın önüne bulutlar girer ya, heh işte
aynen o şekilde kara bulutlar dikilir önüne. Bir kaç gece bu şekilde geçerdi.
Sonra yıldız, o bulutları delen bir sevdayla çıkıverir bulutların arasından.
Göz kırpar ve ışıl ışıl yanmaya devam ederdi. Bir gün yani bir sabah, bir başka
ses duyuldu. O yıldız diğer parlayan yıldızlar gibi daha büyük bir meydana
gitmiş. Işığı öyle bir saçmıştı ki giderken sanki gitmemiş gibi hâlâ yanıyor.
Hemen herkesin çocukluğunda tuttuğu bir yıldızı vardır. Ve babam bana çok
kıymetli bir yıldızı işaret etmişti. Bu yıldız diğer yıldızlar gibi meçhul bir
diyara kaymıyordu, kaymıyordu çünkü hep yükseliyordu. Bize hep kendisi
göstermiş yol üzerinde nerede tuzak var, nerede hain! Bizde sevmişiz ölesiye...
Adını bilmediğimiz terimler öğretmiş her birimize. Siyonizm demiş,
Emperyalizmin demiş, ümmet demiş, yeni bir dünya demiş... Yıldız değil, güneş
olun demiş. Hiç bıkmadan, hiç yorulmadan adım adım, adam adam yürümüş.
Yürüyecek hali kalmamış koşmuş. Ve Anadolu kıtası büyüklüğündeki dava taşını
gediğine koymuş. Bir adam, bir adam, bir adam daha derken binler, on binler,
milyonlarca adamın yüreğinde yer bulmuş. Biz üzülmemeye söz verdik. Buluşma
noktası cennet dedi giderken. O çocukluk hayalindeki okul bahçesi kadar küçük
bir yere değil üstelik. Sevenlerin ve sevdalıların yerine. Ama gitmeden bir kaç
işler bıraktı bizler için. Tamamlayın dediği. Bununla bir mücadelemiz var
Güneş olabilmenin mücadelesi. Görevimiz;
- Hak ve hakikat adına ne var ise, gün gibi ortaya
çıkıncaya kadar
- Dün Nemrut, bugün Siyonizm olan bu beladan, ümmeti
kurtarıncaya kadar...
- Atlarımızı denize sürene kadar...
- Mekke, Medine, Kudüs, Şam ve Roma feth olunana kadar...
- Yeni bir dünya kurulana kadar...
- Şehit olana kadar...
- Güneş olana kadar..
Bir yıldız, bir Necmeddin Erbakan dı bu yazıda...Bir gün
gelecek, kalemler bir Şemseddin i yazacak...Şehadeti durak bilene, cennet konak
olur..
....
Ey Şehadet kurtuluş, azadelik senedir
İzzet, şeref, ar, namus yolunun üstündedir
Kanımın fışkırması gelişine müjdedir
Ey Şehadet çabuk gel bana getir müjdemi.
Ahde sadık olanlar, evliya, enbiyalar
Gözlerini kırpmadan sana talip oldular
Bir gülü koklar gibi haz ile kokladılar
Ey Şehadet konunun lezzetine vardılar
ŞEHADET KOKUSUYLA BÜTÜN KÜFRÜ DEVİRİR...
Selam ve daim muhabbetle...