Peygamberimiz (sav) Mekke’nin en güvenilir insanıydı. Herkesin inandığı, itimat ettiği, saygıyla andığı, hakkında asla kötü konuşmadığı bir insandı. O bir ahlâk abidesiydi. Adalet ve uzlaşı denildiği zaman akla ilk O gelirdi. Asla yalan söylemezdi, herkes O’na gönül rahatlığı ile malını mülkünü emanet ederdi. O, Mekke’nin parmakla işaret edilen en güzel insanıydı ve henüz İslâm yeryüzüne inmemişti. Henüz ilk ayet kendisine okunmamış dolayısıyla Peygamber olmamıştı ama O insan olarak çoktan gönülleri fethetmişti.

Ya bugün? Bugün İslâm’ı ve Müslümanları mı konuşmalı yoksa insanlığı mı? Biz Müslümanları, Müslümanların hal ve hareketlerini konuşmaya utandığımız bir dönemi yaşıyoruz. İnsanlıktan bu kadar uzaklaşmış haldeyken ayetlerden örnek vermeyi yüreğimizin kaldırmadığı bir dünyada yaşıyoruz. Hadis dersleri yapanların, Kuran öğreticilerinin yapıp ettiklerine bakıyoruz ve utanıyoruz. Düşündüğü gibi konuşmayan, söylemleri ile eylemleri çelişen bir toplumun içerisinde yaşıyoruz. Din dediğimiz, çıkarlarımızın gölgesinde kaybolmuş. Kaygılarımız en temel İslâmî kaidelerin önüne geçmiş durumda. Modern dünyanın dünyevileşmiş Müslümanları olmuşuz. Hakk’ı görüyor ama teslim edemiyoruz. Renkli ekranlar, medya kanalları, sosyal medya mecraları zihinlerimizi teslim almış. Patronumuzun, parti liderlerimizin, iş arkadaşlarımızın, eş dost ve akrabalarımızın rızası Allah’ın rızasının önüne çoktan geçmiş durumda. Bir yol tutturmuşuz ama nereye gittiğimizin farkında değiliz.

Mekke’nin cahiliye döneminin acıkınca yenilen putlarına gülerdik. Ya bizim putlarımız? Fırat’ın kenarındaki koyun, kanla verilen topraklar, hak namına haksızlığa karşı durmalar, zalim hükümdarın yüzüne zulmünü haykırmalar güçlü birer söylem putu değil mi? Makam putu, mal putu, şehvet putu! Putlar şekil değiştirdi ama mahiyet aynı. Puta köle olmak için dil ile ikrara ihtiyaç yok. Kalp nasıl atıyor, gönülden neler geçiyor, neler için nelerden taviz veriliyor ona bakmak lazım değil mi? Ey putları yerle bir eden İbrahimî duruş, bak gör Müslümanlar ne hale geldi?

Bu çarpık, bedevi zihniyeti bir de başörtüsü ve namaz zırhı ile örttük ki, akıllara zarar. Bütün insanlık için gelen son ilahi din bir avuç elitin tekeline alındı. Onlar gibi düşünmeyen herkes her şey oldu. Hani Ebu Cehilin çadırına 40 defa giden Peygamber (sav) hani nerde Mekke fethedildikten sonra Bilali Habeşi’nin ezan okuyuşuna kara eşek anırması diyen kişiye verilen Kabe’nin anahtarı, hani nerde tebliğ esasları, hoşgörü, sabır ile kıtaları aşan İlayıKelimetullahı ulaştırma aşkı? Küresel güçlerle yürütülen her türlü birlikteliğe kör, kendi memleket evlatları ile iletişime geçenlere kaplan kesilen süper mücahitler. İnsaf, vicdan, insanlık tanım mı değiştirdi?

İnsanlıktan nasibini alamayanların şehadet getirmesi, diğer insanların İslâm’dan soğumasından, uzaklaşmasından başka ne işe yarıyor? Muhsin başkanın makamı cennet olsun, “üç günlük dünya için fırıldak olmaya değer mi?” Erbakan hocanın makamı cennet olsun, “milli görüşçüleri maruz kaldıkları her türlü haksızlığa rağmen ayakta tutan İlahî adalete olan inançlarıdır.” Selam olsun Hak dava için yılmadan, usanmadan, bıkmadan, durmadan koşturanlara, beyaz gömleğini kana bulayanlara, cebindeki 3-5 lirayı davası için infak edenlere. Selam olsun asrın mücahitlerine. Selam olsun, sağolun, varolun.