Oruç bizi mânevî atmosferine çekti ve kendimizi kaptırdık orucun iklimine Arefeye ulaştık ve ardından güzel bir bayramı yaşadık. Fakat bu yıl bayram sohbetlerine "Ramazan bayramı mı şeker bayramı mı" adlandırması damgasını vurdu. Siz Ramazan bayramını mı yoksa  şeker bayramını mı kutladınız

Evet, birileri oruç sürecine ve ardından kutlanan bayrama, adlandırma konusunda limon sıkmak istedi. Şeker mi, Ramazan mı Ramazan mı, şeker mi Birileri ne kadar da meraklı özellikle dinî konularda "ikilik" üretmeye...

***

İlkokul öğrencileri, kendilerini eğiten kişiye "öğretmenim" diye seslenirler. Büyüdüklerini hissetmeye başladıklarında da aynı konumda olan kişilere "hocam" diye hitap ederler. Mâşerî vicdanda biri gerçekten "çocukluk" (mübtedîlik) alâmeti olarak öne çıkarken, diğeri büyümenin, olgunlaşmanın bir alâmet-i fârikası olarak görülmektedir.

İlkokuldaki çocuğa "hocam" dedirtemezsiniz. Çocuklar ve çocuklukta kalanlar için de durum aynıdır. Vücudu büyümüş fakat zihni küçülmüş nice baylar ve bayanlar gördüm, dini çağrıştırıyor diyerek kör bir inat uğruna "hocam" dememek için direten

Bırakınız çocuklar "şeker bayramı" desinler Çünkü onlar -oruç tutmadıkları için- bayramı, kendilerine verilen şekerle özdeşleştirmektedirler, bu da çok doğaldır. Liseli gençlere de "hocam" dedirtmemek için TV dizisi bile yapıldığını unutmayınız; sonuç herkesin mâlumu Ne dedirtiyorlardı: "Hoca camide, hoca camide " Herkes görevini yapıyor.

***

Kim ne derse desin benim hoşuma gidiyor bu tür tartışmalar, hatta atışmalar Herkesin böyle bir konuda sözünün olması güzel bir şey Çünkü yaşamak umurunda olan bir insan konuşur. Bu da ibadetlerin dipdiri bir şekilde yaşanmasının olduğu kadar, onlardan rahatsız olan birilerinin varlığının alâmetidir. Özellikle İslâm la ilgili hususlarda kimse uzmanlık isteyen bir konudur deyip de kenara çekilmiyor.

Fakat birileri dini, uzmanlık alanı haline getirmeye çalışıyor. Böyle yapmakla da dini tekelleştirmek istiyor. Asıl tehlikeli olan da budur. Dağlardan tepelerden de aşsa, toprağın altında da kalsa, suyun sonunda mecrasını bulması gibi elbette "doğru" ortaya çıkacaktır, yeter ki inatlaşma olmasın.

Elbette inandığı değerlerle kendini özdeşleştiren bir kimse, inancıyla ilgili konularda ne düşündüğünü göğsünü gererek söyleyecektir. Bu da birtakım güzelliklerin ortaya çıkmasına vesile olacaktır.

Ramazan ayında tutulan orucun sonunda kutlanan bayrama, "Ramazan bayramı" dedi diye kimse itham edilemeyeceği gibi; yetişme tarzı gereği oruç tutmayan ya da yapılan ibadeti tahfif ederek "şeker bayramı" şeklinde adlandıran kimseye bir şey denmemelidir. Demiyor muyuz "Müsâdeme-i efkârdan bârika-i hakikat doğar" diye Bu tür ikilemleri hep yaşıyoruz zaten

İyi niyetle baktığımız zaman, bu tartışmalar herkesin bizzat ya dolaylı olarak düşündüğü, ya da bildiğini sandığı hususlara açıklık getirme gayretinin bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Fakat burada İslâm ve İslâmî değerler konusunda "ikilik çıkaranları" söz konusu dahi etmiyoruz.

İyi niyetle, yazarak veya söz söyleyerek düşüncelerini ifade edip zihin yoranların bu halleri takdire şayandır. Bunlar, birçok kimsenin kenarından köşesinden doğruyu öğrenme niyetinde olduğunun bir göstergesidir ki, bunlar, din adına, insanlık adına güzel gelişmelerdir.

Herkesin diline dolandı: Şeker bayramı mı Ramazan bayramı mı Oruç tutup bayram yapmak isteyen müminleri kategorize ederek, kimini şehirli, kimini köylü ayırımına tâbi tutarak; birlik beraberlik, paylaşma ve sevinç günü olan bayramı nasıl kutlayacaksınız ki

***

İslâmî literatürde, Ramazan orucu sonunda kutlanan bayrama îydü l-fıtr (fıtır bayramı) denir. Fıtır bayramı öncesinde, "yaratılış şükrü" için sadaka-i fıtır (fitre, fıtır sadakası) verilmesi vâciptir. Bu yüzden halk arasında herhangi bir kaza ucuz atlatıldığında "verilmiş sadakan varmış" denir.

Müslüman, yaratanına kendini yarattığı ve yaşattığı için şükreder. Müslümanın Allah a şükrü en büyük ve en anlamlı ibadettir. Çünkü Allah, insanın şükürlü olmasını istemekte, kul şükrettikçe, nimetini arttıracağını bildirmektedir. Fâtiha sûresi de "hamd" (şükür) ile başlamakta ve şükür tâlim edilmektedir.

Siz, müslümanların camide, mescidde, tekkede, dergâhta "birlik; barış ve sevinç günü olan bayramı" şeker çağrışımlı bir şekilde kutladıklarını hiç gördünüz mü

Bütün bunlara rağmen yapılan tartışmaların nasıl bir faydası oldu derseniz, birçok kimsenin bayramın adını doğru bir şekilde öğrenmesine vesile oldu derim.

Not: Bir Arabolog arkadaşımın iyi niyetli şöyle bir yaklaşımı var: Arapça da şeker(a), şükür kelimesinin köküdür. Dilimizde, şeker(a) kökünden gelen şükür kelimesinin şükür, teşekkür, şâkir, şükrü, şükran gibi türevlerini sıkça kullanıyoruz. Şükrün mânevî tadı, ruhsal enginliği, şeker gibi bir tat vermesinden kinaye olarak "şeker gibi bayram" anlamında şeker bayramı (şükür bayramı) denmiş olabilir.