Makam uğruna bütün servetini bitirenler, şehveti yolunda iflas edenler, şöhret için malını merdiven yapanlar gördü gözlerimiz bu dünyada.

Dünyanın bütün serveti, güzellikleri, şöhreti ve şehveti en fazla kabre kadar gider.

Dünyanın tamamı, cennetin bir gülüne değmez.

Dünyanın tamamı altın olsa bir kâfirin Müslüman olmasının kazandıracağı sevaba denk olmaz.

Onun için şehit, dünyasını, kanını ve tenini insanların cehenneme giden yolunun üzerine seren ve cennete gitmesi için her şeyinden geçen insandır.

Şehitler, arkadan gelenlere de yol gösterirler.

Rabbimiz buyurur: “Allah’ın onlara fazlu ihsanından verdiğiyle sevinçlidirler ve onlara arkalarından henüz katılmayan gazilere: Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar mah­zun da olmazlar’ diye müjde vermek isterler. Onlar, (şehitler) Allah’tan olan bir nimeti ve fazlu ihsanını ve şüphesiz Allah’ın mü’minlerin mükâfatını zayi etmeyeceğini, müjdelemek isterler” (Al-i İmran Suresi, ayet: 170–171).

İstanbul’u fethetmek için gelen ve Kostantin surları dibinde şehit olan Ebu Eyyub el Ensari’nin ardından nice şehit kanlarıyla temizlendi bu topraklar, Kur’an’ın “Neces” dediği insanlardan.

Vatikan’ın temellerinde de eski papa, yeni Müslüman Dağatır isimli bir şehit yatmaktadır.

Sevgili Peygamberimizin İslam’a davet mektubu, Bizans İmparatoru Herakliusa mektup varınca kral mektubu Roma’daki papa Dağatır’a gönderir. Roma’daki papa, bu mektubun sahibinin beklenen peygamber olduğunu bir mektupla Heraklius’a bildirir.

Bizim kaynaklara göre Roma’daki papa Müslüman olmuş. Müslüman olduğunu papalığın başkilisesinde Hıristiyanlara ilan etmiş ve orada linçe edilerek şehit edilmiş (İbni Hacer-il Askalani’nin el-İsabe’de 2/216, Dağatır madedesi No: 421, İbn-i Hacer, Feth-ül Bari 1/37, 43, Üsdülğabe 1/532, İbn-i Sa’d, Tabakat-ü Kübra 1/276, İbn-i Hıbban, Sikat 2/7).

Çin’in Guangzhou şehrinde miladi 651 yılında yapılan ve adına Saad bin Ebi Vakkas Camii denilen cami haziresindeki mezarlar, şehitlerimizin izleri Çin’de 150 milyon Müslüman olarak ayakta durmakta.

Yolun doğruluğu, o yoldan gidenleriyle de bilinir.

Peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihler gitmiş bu yoldan.

“Kim Allah’a ve Resulüne itaat ederse, işte onlar Allah’ın kendilerine nimet verdiği nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraberdirler. Onlar ne güzel arkadaştırlar. İşte bu, Allah’tan bir lütuftur. Bilen olarak Allah yeter” (Nisa Suresi, ayet: 69–70).

Ömer’ler, Osman’lar, Ali’ler, Hüseyin’ler, Ebu Eyyub’lar, Dağatır’lar (Allah, hepsinden razı olsun) gitti bu yoldan.

Dünyamızın en temiz suları, senin temiz kanını kirleteceği için cenazen yıkanmaz.

Sana layık kumaş olmadığı için kefenin kanlı elbisendir.

Öldürseler ten kafesinden kurtulur.

Kafesten kurtulan bülbül gibi sevinir.

Yasin Suresi’nin 27’inci ayetinde haber verilen, linç edilerek şehit edilen yiğidimizin son nefesinde söylediği.

26–27’nci ayetlerde, “Ona, Gir cennete’ denildi. O da; Keşke kavmim Rabbimin beni afvettiğini ve beni cennette ikram olunanlardan kıldığını bilseydi’ dedi” sözünü söyler.

Kendisini linç edenlere üzülendir şehit.