Her seçim sürprizlerle doludur. Ülkemizde yüzde 35-40 civarında “kararsız” değil; “partisiz” seçmen vardır.
Bu kitle her zaman umuda oy verir. Hangi partinin seçim propagandasından etkilenir, vaatlerine inanır, hangi adayları beğenir ve hangi partide umut görürse oraya yönelir.
Tabi ülkemizde seçmenin ters köşeye yatırmaları da meşhurdur. Örnekle hatırlatmak gerekirse 1983 seçimlerinde yüzde 45 oy alan ANAP, 1989 yılında yüzde 21’e düşmüştür. 1999 yılında yüzde 22 oy vererek başbakan yaptığı Ecevit’in DSP’sini, 2002 seçimlerinde yüzde 1’e indirmiştir.
Keza şanlı bir mirasa konan ve 2002’den önce olmayan bir partiye (AKP) sıfırdan yüzde 34 oy vermiş, daha sonraki 2009’da yüzde 38, 2011 yılında yaşanan olağan üstü şartlarla yüzde 46 seviyesine çıkarmıştır. Genellikle sonuçlar neredeyse tüm seçimlerde farklı olmuştur.
Kısaca seçmenin oyu değişkendir, kimseye tapulu değildir.
***
Seçimlerde genel olarak gözlemlerimizden biri de, kampanya dönemindeki durumuyla yükselişi beklenen parti, “büyük sıçrama” yapmakta, düşüşü beklenen parti ise büyük oranda hayal kırıklığı yaşamaktadır.
Seçmenin elinin ayarı yok, vur deyince öldürebiliyor da. Önümüzdeki seçimde de ihtar çekeceği partiyi yerle bir edebilir.
Seçim kampanyası kapsamında gittiğimiz yerlerde oy tahminlerimizi soruyorlar. Diyorum ki, -uçuk gelecek ama- barajı aşıp aşmayacağı tartışılan HDP, yüzde 13-15 oy alsa şaşmam. Çünkü herkes yükselmesini bekliyor.
İçlerinde AK Partilisi de dâhil olmak üzere, ülkenin halen yürürlükte olan “tek adam” yönetiminin meşrulaşmasından endişe duyan herkes, HDP’nin barajı aşması için dua ediyor.
CHP için üç aşağı beş yukarı stabil bir sonuç bekleniyor. Ne kadar merkeze kaysa da sicili değişmiyor.
MHP için ise seçmenden iyi bir ikaz bekleniyor. MHP’nin mat duruşu ve büyük heyecan uyandıran Milli İttifak’a yanaşmaması bunda etken.
Özellikle Milli İttifakın MHP’yi baraj altında bırakacağı endişesi bazı CHP’lileri bile korkutuyor. -Şimdilik bu konuda bu kadarla yetinelim-
***
Sayın Erdoğan’ın başında bulunmadığı iktidar yorgunu yıpranmış, bakanları yüce divandan döndüren ayyuka çıkmış yolsuzluk iddiaları ve saray-uçak israfı, diktatörlük görüntüsü, Kur’an’la dalga geçen bakana hesap sorulmaması ve ülkenin içinde bulunduğu ekonomik problemler ve sosyal buhranlar seçmenin kararında etkili olacak.
Hele dolar kuru böyle devam ederse…
Olumsuz aday listeleri ve kurucu lider kadronun tasfiyesiyle, artık kimse “AK Partiye oy vermezseniz Müslümanlara zarar vermiş olursunuz” diyemiyor.
***
Gelelim Milli İttifaka… Dost düşman herkes hem fikir ki, bu birlik ülke için hayırlı ve yerinde olmuş, milli bir ihtiyaçtır.
Ülkemizin bölgemizin ve dünyanın son dönemde maruz kaldığı durumlara karşı bu milli ittifakı oluşturan ruha ihtiyaç vardır.
Lafı dolandırmadan söyleyelim. Saadet Partisi ile BBP arasında yapılan ve merhum Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal’ın da içinde bulunduğu bu Milli İttifak, ülkemizde geniş kitleler için büyük umut kaynağı olmuştur.
Seçmen şimdilik zihinsel psikolojik sınırda. İttifak barajı yıkacak fikrine kanaat getirdiği zaman inanıyorum ki, beklenenin çok üzerinde oy alacaktır.
Gayret bizden muvaffakiyet Allah’tandır.