Bismillâhirrahmânirrahîm;
BİZ bu filmi çok gördük. Ne zaman seçim yaklaşsa, gücü elinde bulunduranlar, kendi çıkarlarına göre seçim sisteminde “ayarlama” yapmaya çalışırlar. Dikkat edin! En çok oynanan yasaların başında “Seçim Sistemi” ve “Siyasal Partiler Yasası” gelmektedir. Ufukta seçimin göründüğü bu süreçte, yine Türkiye gündemi seçim sistemine kilitlenmiş durumda.
Türkiye’nin “adalet” ve “ülke gerçekleri” üzerine kurulmuş “köklü” bir seçim sistemi olması gerekmez mi? Konu, “ülke yönetimi” olduğuna göre, sistemin “adalet” üzerine kurulması zorunludur. “Adalet”in olmadığı yerde düzenli işleyen hiçbir şeyi göremezsiniz. Adalet mülkün temelidir. “Mülk”ten maksat “devlet”tir. Devleti yaşatmak istiyorsanız “adalet”ten şaşmamalısınız. Ben kurallara uymam, diyenler; Türkiye’yi bitirir, geleceğimizi karartırlar!
Gücü elinde bulunduranlar seçim barajı, dar bölge sistemi, ittifak yasası gibi kendi çıkarlarını önceleyen konulara el atıyorlar. Bu alanda da âdil, herkesin içine sinen adımlar atılmalı. Bu da siyasi patilerin konuyu “birlikte” müzakeresinden geçer. “Gücüm var, dilediğimi yaparım” kibirliliği ülkenin keyfi yönetilmesine yol açar. Bu, ülkeyi felâkete hazırlamaktır.
Seçime baskıcı yöntemlerle gidileceği anlaşılıyor. İtham ve iftiralarını artıranların varlığı bunun işareti. Gözünü iktidar hırsı bürüyenler, çıkarları için her şeyi yapmaya hazırlar! Kendi öz ülkesinin insanlarının seçerek, kendisine temsilci yaptığı siyasi partilerle iletişime geçebilme becerisi gösteremeyen yöneticiler, bazı başarılar sağlasalar da, iyi bir yönetici sayılmazlar.
SİRK AYNASI GİBİ
ANAYASA, “Temsilde adalet, yönetimde istikrar” prensibini getirir. Yönetimde istikrar, temsilde adaletle sağlanır. Ama bizdeki seçim sistemi sirk aynası gibi! Millî iradeyi Meclis’e olduğu gibi yansıtmıyor. 2002’de AKP yüzde 34 oyla, yüzde 63 temsil gücüne ulaştı. Yüzde 9,9’la birkaç milyonun oyunu alan parti TBMM’ye giremedi. Millî irade çöp sepetine atıldı. İşte, millete verilen değer bu!
Temsilde adalet, âdil tanıtma ile sağlanır. TRT, bir partiye yüzde 95 tanıtma imkânı sunarken, diğer tüm partilere yüzde 5 tanıtma imkânı veriyor. “Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul” mantığı. “Bu taksimi kurt yapmaz.”
Siyasi partiler asıl bu “adaletsizliği” konuşmalı. Hıncal Uluç, TRT Müzik’in yayın üslûbu üzerinden, “Elektrik faturası ve vergilerle yayın hayatını sürdüren TRT, 81 milyonu eşek yerine koyuyor” (Sabah, 02.09.2021) sözünü etti. “Bütün siyasilere “âdil” yer vermeyen TRT’ye vergi vermek istemiyoruz” diyemeyecek miyiz?
Geçtiğimiz aylarda TRT’ye yeni üyeler atandı. Bunların ehliyet ve liyakati yerine, AKP yanlısı oluşları konuşuldu. Bunlardan birinin gazetecilerle haksız dalaşma “dır dır”ını dinlemeye devam ediyoruz. Hele, TRT’nin Millî Görüş’e koyduğu ambargo! Baştan beri TRT Millî Görüş partilerine haksızlık yaptı. AKP döneminde bu haksızlık zirveye çıktı. Önceden, hiç değilse, seçimin son 10 günü içinde siyasi partilere “dönüşümlü” radyo ve TV’lerde konuşma imkânı verilirdi. AKP, bunu da kaldırdı.
ADALET Mİ? O DA NE?
RTÜK Başkanı, “Yalan haber terörüne karşı ortak mücadele etmeye” çağırdı. (01.09.2021) Bu söz milletin gazını alma açıklaması olmasın! Böyle değilse bunun yansımasını TRT’de görmek isteriz. Onurlu TRT yöneticilerinin yapması gereken “âdil yayıncılık”tır. Millete saygının da gereği budur.
Cumhurbaşkanı, bakanlar, memurlar, TRT vatandaşa eşit mesafede olmalı. 14 Mart 2019 akşamı “ilginç” bir olay yaşandı. Bir siyasi parti başkanı 3 kanaldan halka sesleniyordu. Ne dese beğenirsiniz?: “ Saadet Partisi İstanbul’da seçime girmiyor!” Bu sözün söylendiği saatlerde Saadet Partisi İstanbul’da miting yapıyordu. Saadet Partisi, “Bütün seçim bölgelerinde seçime girdiğini” ilân etmişti. İstanbul belediye başkanı adayı da AKP Genel Başkanı’nın eski mesai arkadaşıydı.
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, bu yalan söze büyük tepki gösterdi: “Yahû, hiç mi Allah’tan korkunuz yok! Bu kadar yalan nasıl söylenir? Hiç mi utanma duygunuz yok! Bu yalanları nasıl söylüyorlar, havsalam almıyor hakikaten!”
TBMM, “Siyasi Ahlâk Yasası”nı öncelemeli. TRT, yalan terörüyle mücadeleyi kendi içinden başlatmalı. Siyasi hırslıların temiz insanlara, “hain, terörist, yalancı, şerefsiz, FETÖ’cü” deme hakkı yoktur. Bildikleri varsa suç duyurusu yaparlar; cezasını yargı verir. Siyaset kurumu kendini yargı yerine koyamaz.
Seçim güvenliği gereği, seçim sürecinde İçişleri, Adalet ve Ulaştırma bakanları görevlerini tarafsız bakanlara bırakmalıdır. Seçimin “âdil” yapılmasının önündeki bütün engeller “mutlaka” kaldırılmalıdır.