Gerçek ve Algı, Hakikat ve Hayal ne dersek diyelim; varlık kavramlarımızı kavrayamadığımız sürece bir hamlenin imkanını yok. Bu imkansızlık retorik değil. Bu imkansızlık varlıksal bir durumdur. Herhangi bir sosyal hareketin yahut herhangi bir yapının devamlılığı metafizik ilkelerinin sağlamlığı ve kavram dünyalarının belirginliği ile irtibatlıdır. Mesele metafizik olarak bir idraka bağlanmadığı sürece konuşulan her şey laf-ı güzardır. Her algı bir gerçeklik taşıdığı gibi her hayal hakikatin bir seviyesine işaret eder. İşin tabiatı budur. Ancak burada algı ile gerçeklik, hakikat ile hayal arasında var olan irtibat koparılırsa yani kendi başına bir algı ve kendi başına bir hayal söz konusu olursa süreç başka bir manaya döner.
Toplumlar, zan üzere düşünür; zan üzere iş yapar; zan üzere karar verir. Zan ise bilgi içermez. Zan ile bilinen hakikat ve gerçek değildir. Zan algı ve hayal alanı için kullanılabilir.
Seçim sonuçları niçin böyle çıktı diye soran arkadaşlara meseleye birde bu yönden bakmalarını tavsiye ediyorum. Toplumun zan ile yönetildiğini idrak etmediğimiz sürece başarılı olmak mümkün değildir. Zira toplumun yekvücut olarak hakikati idrak etmesi fıtrata aykırıdır. Fıtrata aykırı olanın başarıya ulaşması ise mümkün değildir.
Bir toplumun tamamı ile hakikati bilmesini beklemek; bu konuda çalışma yapmak yanlıştır. Yapılması gereken gerçek ile algı irtibatının canlı tutulması ve gerçeği gösteren algılarla hakikati gösteren hayallerin inşa edilmesidir.
Bırakın toplum hayal kursun, bırakın toplum hayal inşa etsin. Bırakın hayallere ulaşmak isteyen kitleler yeni heyecan dalgaları oluştursun.
SAADET PARTİSİ seçim sürecinde hakikatin temsilcisi oldu mu? Evet. Ancak siyaset, mahza hakikat anlatılacak alan değildir. Hakikatin hayale dönüştürülmesi gerekir. Hayale dönüştürülmemesi durumunda toplumun hakikat karşısındaki algısı ortadadır. Şükür bu kadar oran gelecek için umut veriyor. Bu umut birilerine retorik gelse de hakikaten inşa edilmiştir. Yapılması gereken sadece siyasal ve toplumsal süreçlerin yeniden inşa edilmesidir. Ayrıca bu süreci inşa edecek olan ekibin zihin dünyasının yenilenmesi gerekiyor.
Hakikatin taşıyıcısı olmak zahmete talip olmak demektir. İnsan niçin zahmete talip olur? Niçin zahmeti ister? Mesele, Allah’a kulluk gayrından hürlük meselesidir. Mesele insanın kendisi ile ilgilidir. Bu bir varoluş sürecinin inşa edilmesi ve toplumun en azından bir kısmının hakikatin taşıyıcısı olmasını sağlamaktır.
Karamsarım ancak ümitsiz değil. Karamsarım zira sürecin sahiplerinin zihin dünyası hakkında emin değilim. Umut varım; tevile muhtaç olmayacak kadar açık seçik görülmüş rüyamız var. Bu rüya bizlerin umududur. Dikkat ediniz hayal demiyorum. Bir ayrıma dikkat etmek lazım. Hayal kurulurken rüya görülür. Kurulanda fail insan, görülende fail Rab’dir. Bu yüzden rüya hakikat, hayal ise mecazdır. Eğer bir dava var ise oda hakikatin taşıyıcısı, hayalin inşa edicisi olmalıdır. Aksi durumda zafer beklenenden uzaktır.