Bu seçimlere damgasını vuran en önemli söylem “beka” meselesi oldu.
Sonuçları etkileyen, kitleleri harekete geçiren bu etkileyici söylemi, malum; Cumhur İttifakı’nı oluşturan parti liderleri gündeme taşıdılar.
AK Parti’nin her ne kadar bazı büyükşehirleri kaybetse de, bu kadar oy alması, oluşturulan bu algıya bağlıdır.
Peki, Türkiye’nin bir beka sorunu var mı, yok mu?
Bu soruya şöyle cevap vermek mümkün:
Ülkemizin bir beka sorunu vardır elbette. Bu sorun İstanbul’un fethiyle başladı. Hatta Malazgirt Zaferi sonucunda, Anadolu’yu yurt tutmamızla başladığını düşünmek mümkün.
Ancak şunu da belirtmezsek eksiklik olur: Asıl sorun AK Parti’nin geleceği. İktidar partisinin ortaya koyduğu ayrıştırıcı dil Pütürge ilçesinde olumsuzluğunu göstermiştir. Saadet’in sandık görevlisi olan her iki merhuma da Allah rahmet etsin.
Ayrıca, içerisinde bulunduğumuz coğrafyaya o zamanlarda Rumeli deniliyordu. Erzurum ve Kayseri illerimizin niçin bu isimleri aldıkları iyi düşünülmelidir.
Evet... Artık 31 Mart geride kaldı. Bütün tartışmalarıyla birlikte. Elbette ki, Milli Görüşçüler ileriye, yani, önlerine bakacaklardır. Geriye bakma, elbette önemlidir. Aynı yanlışı tekrar etmeme adına.
Bu defa, seçim sonuçlarını tartışmak, hatta seçim sonucuna ulaşmak, bir hayli zor olacağa benziyor. Sn. Cumhurbaşkanı işaret vermişti. İtiraz edilmesi gerektiğini belirtmişti. Öyle de oldu. Özellikle, Ankara ve İstanbul’daki oy sayımlarına itirazlar var; süreç devam etmekte.
Bu sefer seçim sonuçlarının açıklanması gecikecek gibi.