Mahalli seçimlere iki aydan az bir zaman kaldı ama ülkede

ciddi bir seçim havası görülmüyor. Elbette partiler imkânları ölçüsünde

kampanyalarını yürütüyorlar, cadde ve sokaklarda her parti diğerlerinden daha

fazla görünmenin yarışı içinde ama olay gövde gösterisinden öte geçmiyor.

Hâlbuki seçim kampanyaları partilerin sorunlara ürettikleri çözümlerin yarışı olması

gerekirken böyle olmuyor. Bu arada yıllardan beri devam eden medyanın bazı

partileri topluma göstermeme ve gizleme çabası da buna eklenince seçim

kampanyası sessizlik içinde geçiyor.

Seçim kampanyasına hâkim olan sessizliğin sebebini

cemaat-iktidar çatışması oluşturuyor. Medyada haber ve yorumlarda başı söz

konusu çatışma çekiyor. Denebilir ki bu iktidar-cemaat çekişmesi giderek seçim

kampanyasını karartma vesilesi olmaya başladı. Çünkü karşılıklı itham ve meydan

okumaların her geçen gün dozu artarken tüm bu iddialar havada kalmaya devam

ediyor. Söz gelimi bir taraf karşıyı devlet içinde paralel yapı oluşturmak ve

bunun sonucu olarak devleti ele geçirmek için operasyon gerçekleştirmekle

suçlarken, karşı tarafın mensupları da ev ev dolaşarak ürettikleri korku

senaryoları ile toplumu ürkütmeye çalışıyor. Ne derece etkili olduklarını

bilemem ama olay karşılıklı düşmanlığa dönüşmüş durumda.

Havada uçuşan tehdit ve ithamların ne derece doğru olduğu

ayrı bir konu. Ancak, bu ithamların doğuluğunu kim ya da hangi kurum

araştıracak ve topluma doğruyu gösterecek İşte bu sorunun cevabı şu günlerde

yok. Görünen o ki, karşılıklı itham ve tehditlere rağmen taraflar

birbirlerinden hesap soracak noktada ya da güçte değiller. Elbette, iktidardan

hesap soracak olan toplumun bir kesimini oluşturan cemaat olamaz. Bu hesabı

soracak kurumun yargı olması gerekir ama görünen o ki, yargı içinde de birlik

yok. Sanıyorum iktidar kanadı burada bir birlik sağlamaya çalıyor. Buna karşı

cemaat ise elde ettiği gücü kaybetmememin direnişini sergiliyor. Tekrar

ediyorum medyaya yansıyan yorumlar ve evlere kadar ulaşmaya çalışan bir takım

kişilerin estirdiği havaya bakarak işin doğrusunu görmek mümkün değil. Bu

noktada herkes kendine göre bir tercih sergiliyor. Ama toplumun büyük kesimi ise

olayları seyretmekte, bilgisine güvendiği kişilerle karşılaştığında da bu

hususta görüşlerini öğrenmeye çalışıyor. Ancak, toplumun tümümün bu noktada

huzursuz olduğu kesin. Eğer çatışmanın taraflarının maksadı toplumu korkutmak

ve ürkütmek ise istedikleri hedefe ulaştıklarını söylemek yanlış olmaz. Ama

bundan toplumun ne faydası olur derseniz toplumun kârı olmadığı gibi yaşadığı

tedirginlik sebebiyle huzursuz oluyor.

Bu noktada taraflar arasındaki kavganın boyutlarına ve

şiddetine bakınca insan bunun sebebini izahta güçlük çekiyor. Çünkü görünen bir

fikir ayrılığı sebebiyle karşı karşıya gelmekten çok sanki devam edip gelen bir

kan davasının hesaplaşması olduğu duygusuna kapılıyor. Bir tarafta kendisine

hizmet hareketi diyen bir grup, karşısında iktidar partisi var. Bu iki taraf 11

yıldır gül gibi birlikte yaşıyor, ortak hareket ediyorlardı. Ne oldu da şimdi

birdenbire kılıçlar çekildi bunu toplumun bilmesi gerekiyor. Bir taraf

yolsuzluk ve rüşvet iddialarını ortaya atıp, ev ev dolaşarak bu iddialarını yaygınlaştırmaya

çalışıyor ve kendilerini bu iddiaların hesabını sormakla görevli görüyorlar,

Buna karşılık iktidar kanadı ise bir sivil darbenin hayata geçirilmeye

çalışıldığını ve bunun arkasında da ABD nin olduğunu bazen dolaylı bazen de

doğrudan ileri sürüyor. Olaya neresinden bakarsak bakalım karanlık bir durumla

karşılaşılıyor. Bu arada bir seçim kampanyası söz konusu gürültü arasında

kaybolup gidiyor. Topuluma projelerini sunan partilerin sesi de topluma

duyurulmamış oluyor. Acaba istenen bu mu Ne dersiniz Yıllardan beri devam

eden horoz dövüşü aynen devam etsin, toplum çıkarına projelerden insanımız

haberdar olamasın mı isteniyor