YEMEK yiyenlerin sofralarına birbirlerini çağırdıkları gibi, çeşitli ümmetlerin sizin aleyhinize birleşmeleri yaklaşmaktadır. Ashaptan biri “Ey Allah’ın Resûlü! O gün (sayıca) az olacağımızdan mı (aleyhimizde birleşecekler)? diye sordu.
Resûlullah (s.a.v) “hayır, bilakis o gün (sayıca) çok olacaksınız. Fakat selin üzerindeki köpük ve çerçöp gibi olacaksınız. Allah, düşmanınızın kalbinden size karşı duyduğu “mehâbeti” (korkuyu) çekip alacak ve kalbinize “vehn” (zafiyet) atacak (bu sebeple düşmanınız sizden çekinmeyecek ve korkmayacak) tır” buyurdu.
Ashaptan biri “Ey Allah’ın Resûlü! “vehn” nedir?” diye sordu. Bunun üzerine Hz. Peygamber “dünya sevgisi ve ölüm korkusu” diye cevap verdi.”
Efendimizin ileriye dönük Müslüman ahvalini anlattığı bu tür uyarıları zaman zaman yapmıştır. Çünkü çağımız insanı çağın verileriyle düşünüp karar almaktadır. Çağın kulağımıza fısıldadıkları anlam dünyamızı belirleyen temel gerçekliktir. O yüzden asırlar öncesinden Efendimizin dilinden günümüze uzanan ilahi işaretler bize asli kodlarla düşünmenin yolunu açacaktır.
Efendimizin (sav) “vehn” olarak ifade ettiği dünyayı ziyadesiyle sevmek ve ölümü kötü görmek hastalığı bünyemize ahir zaman alameti olarak girdiği aşikârdır. Sayıların kibrinde debelendiğimiz nicelik çağında Müslümanların niceliksel yeterliliğine rağmen niteliksel açıdan çok kötü vaziyette bulunması Efendimizin (sav) ashabına hatırlattığı gerçeğin tezahürüdür.
Çağımız sayıların egemenliğini yaşadığı bir çağdır. Bütün değerlerin sayısal bir karşılığı vardır artık. Değer bir fiyatın karşılığıdır. Fiyatı ifade eden tek somut gerçek sayılardır. Sayıların bu denli bütün alanlara nüfuz etmesi elbette bir sorun, fakat asıl sorun sayısal fazlalığın veya sayısal artışın, hakikatin merkezine oturmuş olmasıdır. Sayıların hayatımıza kurduğu tahakküm bu noktada kendini göstermektedir.
Sayısal veriler üzerinden doğru ile yanlışın belirlendiği bir vasattayız. Bu yüzden hak, ekseriyet adına incitilmektedir. Müslümanların sayısal üstünlüğü bir değer olarak kabul etmesi zafiyetlerinin göstergesidir. Hakkın ve doğrunun yanında olmak Müslüman için gücü ifade ederken, artık çokluk güç olmaya başladı. Bu noktadan hareketle şunu ifade edebiliriz ki; hakikat bahçesinde sayısal çokluk gücü değil, zafiyeti doğurur. Çünkü Müslümanı güçlü kılan değerleridir.
Sayısal veriler siyaset için de önemlidir. Günümüz siyasetinin temel değeri demokrasidir. Demokratik değerlerin temel belirleyicisi ise sayılardır. Aynı şekilde iktisadi değerler de sayılar verilerle anlam kazanır. Demokrasi için hak, iktisat için bereket kavramlarının günümüzün nicelik çağında bir karşılığı yoktur. Çünkü ne hak kavramını ne de bereket kavramını sayı ile ifade edemiyoruz. Sayısal verilerden güç devşirmek Müslüman muhayyilesinde bir karşılığı yoktur. Bu tür güç beklentisi ancak kirlenmiş ve kirletilmiş aklın marazlarıdır. Bu yüzden berrak ve dingin bir akla ihtiyacımız olduğunu unutmayacağız. Asli kaynaklara inmek bu berraklığı ve duruluğu saylayacaktır.