ABD ve müttefikleri dünyanın çeşitli köşelerinde ya birtakım çatışmaları kışkırtıyor ya da bölgesel savaşlara zemin hazırlıyorlar. Uzun yıllardan beri bölgemizde yaşanan zaman zaman da sıcak çatışmalara varan gerginlikler de dikkat edilirse ABD ve yandaşları ile Rusya hep taraf olarak ortada görünüyorlar, bazen arabuluculuğa soyunuyor, daha doğrusu çatışmaların engellenmesinden yanaymış görüntüsü ile çatışan taraflara bazen tek yanlı bazen de iki tarafa da silah satışı ile insanların hayatları üzerine ekonomik çıkarlarını bina ediyorlar. Özetle diyebiliriz ki, dünyanın sömürüsünü ortaklaşa yürütüyorlar. Bir bakıyorsunuz, çatışmanın eşiğine gelmiş taraflardan birisi ABD’nin, diğeri de Rusya’nın ya desteğini almaya çalışıyor ya da birtakım açıklanmayan ikili anlaşmalarla birlikteliklerini sürdürüyorlar. Kısacası, diyebiliriz ki barış yanlısı görüntüsü altında çatışmaları körüklüyorlar. Artık bu işin gizli bir tarafı kalmadı. Söz gelimi sadece bölgemizde yıllardan beri yaşanan çatışmalarda dikkat edilirse hayatını kaybedenler, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri sömürülenler hep Müslümanlar oluyor. Denebilir ki sömürgeciler kanla besleniyorlar.
Ukrayna ve Rusya’dan yapılan açıklamalarda ne kadar samimiler bilinmez ama iki taraf da çatışma olmayacağını, daha doğrusu Rusya’nın Ukrayna’yı işgal gibi bir düşüncesinin olmadığını tekrarlıyor. Buna karşılık ABD ve İngiltere kaynaklı haberlerde Rusya’nın Ukrayna’yı her an işgal edebileceği, bunun için her türlü hazırlığı yaptığı haberleri tekrarlanıyor. Bu arada AB ülkeleri de özellikle doğalgaz bağımlılıkları sebebiyle Rusya’ya yönelik bir takım suçlamalarda bulunuyorlar. Tüm bunları hatırlatırken elbette Rusya’dan söylendiği gibi bir işgal hareketinin olmayacağını söylüyor değilim. Çünkü bu hususta Rusya’nın da ABD gibi sicili bozuk. Bunun da ötesinde dünyanın çeşitli köşelerinde ABD ve Rusya’nın ülkeleri sömürü konusunda birbirlerine destek oldukları unutulmuş değil. Hatta, Afganistan’da olduğu gibi ülkeler bu sömürgeci güçler tarafından dönüşümlü olarak işgal edilebiliyor. Böyle olunca da Pazartesi günü bir gazetemizde, “Savaşı en çok onlar istiyor” başlığı altında yer alan haberden kısa bir alıntıyı aktarmak istiyorum:
“Rusya sınıra asker yığsa da Rus-Ukrayna savaşını daha çok ABD ve İngiltere’nin kışkırtması dikkat çekiyor. İki ülke abartılı ya da asılsız haberler yayıp, dünyayı olası Rus işgaliyle korkuturken diğer taraftan Doğu Avrupa’ya silah yığıyor.”
Ukrayna’dan yapılan açıklamalarda ısrarlı bir şekilde Devlet Başkanı Zelensky başta olmak üzere ABD Başkanı Biden’ın, “Rus işgali için sürekli takvim vermesini” eleştirmiş ve “Bizim böyle bir paniğe ihtiyacımız yok” karşılığını vermiştir. Kısacası ABD’nin gerilimi tırmandırarak siyasi manevra alanını genişletme peşinde olduğu görülüyor.
Çünkü ABD’nin yakın geçmişte Irak’ı elinde kimyasal silah var iddiaları ile işgal ettiği, işgalin ardından tüm bu iddiaların asılsız olduğunun ortaya çıktığı hatırlanacak olursa, özellikle ABD’nin çatışma kışkırtıcılığı içinde olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Böyle olunca da sömürgeci güçlerin söyledikleri ve attıkları adımların doğru okunması gerekiyor. Kaldı ki, ABD’nin iddia ettiği gibi Ukrayna’nın Rusya tarafından işgali gündeme gelecek olsa bile bunun arkasında da bir ABD-Rusya gizli ittifakının olabileceğini unutmamak gerekiyor.