Bundan yıllarca sonra acaba şimdilerde yaptıklarımız ya da yap(a)madıklarımız dolayısıyla nedamet duyacak mıyız?

Mesela, 60’a yakın İslam ülkesi yöneticileri, “Keşke Gazze’ye zamanında sahip çıksaydık, keşke Gazze’ye vaktinde sahip çıkabilseydik!” diyecekler mi, acaba?

Bu hassasiyetle ilgili çok anlatılan bir öykü var. Okuyalım;

“Eski zamanların birinde bir otlakta öküz sürüsü yaşarmış.

Ama civardaki aslanlar bir türlü rahat bırakmazlarmış onları.

Hemen her gün saldırırlarmış bu sürüye.

Öküz dediğin öyle yabana atılır bir hayvan değil ki!

Bir araya toplandılar mı kolayca defetmesini bilirlermiş o koca aslanları.

Gün geçtikçe aslanları almış bir kaygı.

"Herhalde bize bu otlağı terk etmek düşüyor!" demiş aslanlardan birisi.

"Nereye gideriz" diye düşünürlerken.

"Bir dakika" diye bir ses duymuşlar!

Sürünün en çelimsiz, ama kurnaz mı kurnaz bir ferdi olan topal aslanmış söze atılan.

"Hayır" demiş, "Hiçbir yere gitmiyoruz. Siz bana bırakın, ben hallederim bu işi."

Topal aslan, elinde beyaz bayrak, gitmiş öküzlerin yanına.

Topal aslan, "Saygıdeğer öküz efendiler!" diye başlamış lafa;

"Bugün buraya sizden özür dilemek için geldik. Evet size defalarca saldırdık, ama niye biliyor musunuz? Hep o sizin aranızdaki sarı öküz yüzünden. Verin onu bize, siz de kurtulun, biz de barış içinde yaşayalım!.."

Boz öküz, diğer önde gelenlerle görüşmek üzere geri çekilmiş.

Hepsi de sıcak bakmışlar bu teklife.

Bir tek yaşlı benekli öküz, "Olmaz" demiş ama kimseye dinletememiş sözünü.

Zavallı sarı öküz teslim edilmiş aslanlara. Bütün sürünün selameti için bir öküz.

Gerçekten de günlerce sürüye saldıran olmamış.

Ama aslan milleti bu, ne kadar sabreder ki? Hele öküz etinin tadını aldıktan sonra.

"Acıktık!" demişler

Yine o topal aslan, yine boz öküzün yanına giderek "Selam" diye girmiş söze:

"Gördünüz ya biz aslanlar ne denli uysal milletiz. Ama büyük bir problemimiz var!.."

"Nedir?" demiş boz öküz…

"Şu sizin uzun kuyruklu öküz" demiş topal aslan ve devam etmiş:

"Gelin verin onu bize, bu mevzuyu burada kapatalım. Eskisi gibi barış ve huzur içinde iki taraf da hayatını sürdürsün."

Boz öküz yine istişare yapmış sürünün ulularıyla.

Yine sadece benekli öküz olmuş karşı çıkan!

Hepsi de "Verelim gitsin!" demişler.

Tekrar tekrar yinelenmiş bu olanlar.

Her geçen gün aslanlar daha da güçlenmişler.

Öküzlerse her geçen gün daha da zayıflamışlar

Aslanlar küstahlaştıkça küstahlaşıyorlarmış.

Artık bir sebep bile söyleme gereği duymuyorlarmış.

"Verin bize şu öküzü sonra karışmayız!" derlermiş sadece.

Zavallı öküzlerin "Hayır!" diyebilecek güçleri kalmamış.

Boz öküz de aralarında olmak üzere birkaçı kalmış en sona!

"Ne oldu bize ne zaman kaybettik bu savaşı aslanlara karşı? Oysa ne kadar da güçlüydük!" diye sormuş biri boz öküze.

“Biz" demiş boz öküz, gözleri nemli ve sesi pişmanlıkla titreyerek,

Sarı öküzü verdiğimiz gün kaybettik bu savaşı!..”

GAZZE SOYKIRIMINDA 521. GÜN!

* Bugün, 7 Mayıs 2025, Çarşamba…

* Gazze soykırımında 521. gün!

* Bir İslam coğrafyası olan Gazze, 60’a yakın İslam ülkesi dahil tüm dünyanın gözü önünde yok ediliyor!

* Vebalimiz çok büyük!

NE ZAMAN KURULACAK İSLAM BİRLİĞİ?

Sahi, ne zaman kurulacak İslam Birliği?

İslam dünyası darmadağınık!

Her kafadan bir ses geliyor!

Adeta ölü toprağı serili İslam ülkeleri üzerinde!

Irak… Afganistan… Libya… Suriye…

Ve sırada İran ve Türkiye…

Vadedilmiş Topraklar (Arz-ı Mev’ud) hedefi ile İslam coğrafyasını kana ve gözyaşına boğan, Gazze’de soykırım uygulayan İsrail tehlikesinin sınırımıza kadar dayandığı en üst seviyede dile getirilmedi mi?

O halde İslam ülkeleri gerçek manada somut olarak iş birliği yapmıyor, yapamıyor?

Erbakan Hocamızın kurduğu D-8 projesi ruhuna uygun olarak ne zaman hayata geçirilecek?

60’a yakın İslam ülkesi başta savunma ve teknoloji alanı olmak üzere diğer sahalarda da ne zaman somut adımlar atacaklar?

Bekliyoruz… 

BİRGİVİ KÜLLİYESİ’NE DAİR YENİ NOT!

İzmir’in Ödemiş ilçesine bağlı, Bozdağ’ın eteklerinde kurulu Birgi köyü...

İmam-ı Birgivi Hazretleri bu köyde metfun.

Geçenlerde bu köşede bu köyde yer alan Birgivi Külliyesi'nin bakımsızlığına, ilgisizliğine dikkat çektim; Aydın’da mukim okurumuz Selim Bey’in anlatımıyla…

Okurlarımızdan Ali Can, Birgivi Külliyesi’ne ait bir not yolladı. Okuyalım;

“Adnan Hocam selamlar. 7 Nisan 2025 tarihli yazınızı o gün gazeteden okumuştum. Ne zamandır ek olarak yazmak istiyordum. Şimdi yazmak nasip oldu. Öncelikle konuyu gündeme taşıdığınız için sağ olun.

Ben de Birgi konusunda hassas bir okuyucunuzum. Sürekli de ziyarete giderim. İmam Birgivi Hazretleri’nin mezarının bulunduğu yerdeki külliye konusunda ben de muzdarip oldum.

Geçtiğimiz kasım ayında ikindi vaktinden bir süre sonra mezarlığa vardık. Namaz kılmak istedim. Abdestimi aldım ve külliyeye yöneldim. Kapılar kilitliydi. Emin olmak için birkaç kez yokladım. Ne var ki hem erkekler hem de kadınlar bölümü kapalıydı.

Taşın üzerinde bir erkek kardeşimiz namaz kılıyordu. Bekledim. Bitince “Orayı kilitlemişler. Gel buyur, bu namaz örtüsü üzerinde kıl!” dedi. Sağ olsun, ben de başka imkân olmadığı için orada kıldım.

Öncelikle şunu söyleyeyim; İmam Birgivi ve diğer alimlerin medfun olduğu mezarlık birçok insan tarafından ziyaret ediliyor. Önerim şudur; en kısa zamanda Diyanet İşleri Başkanlığı orayı daha aktif hale getirmelidir. Hiç olmazsa öğle, ikindi ve akşam vaktinden sonraya kadar açık olmalıdır.

Bir diğer husus da şudur; ne yazık ki Müslüman ve Türk dünyasındaki kıymetli isimlere yeteri kadar değer vermiyoruz. İmam Birgivi, yaşadığı çağa ilmiyle damga vurmuş bir isimdir. Onun kıymetli eserleri günümüzde insanlığa ışık tutmaktadır. Yarından tezi yok İmam Birgivi için büyük ilmi çalışmalar ve etkinlikler yapılmalıdır. En azından Birgi’de bir sürü çalışma yapılabilir. Bu büyük âlimleri bugün hatırlamayacaksak ve hayatımızda rehber edinmeyeceksek ne zaman edineceğiz?

Bu hususlar ve varsa başka eksik hususların en kısa sürede dile getirilip düzeltilmesi dileğiyle. Kolaylıklar dilerim.”