Başbakanda derman yok! - 2

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın, sanayicilerin dertlerini dinlemek ve bu dertlere derman olmak için geldiği İSO/İstanbul Sanayi Odası nda insafsızlık ve haksızlık tartışması yaşandığını, Başbakanın beceriksizlik, insaf, bir teşekkür bile yok ifadelerinin dikkat çektiğini dün yazmıştım.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın ifadelerinde beş önemli hata vardır demiş, dün bu hataların üçü üzerinde durmuştum.

Bugün, Başbakanın diğer iki hatası ve çözümler üzerinde duracağım.

*

Dördüncü Hata: Bir araba kaza yapmış, çarpılmış ve birçok arızalar yapmışsa, bütün arızaları gidermeden sadece yeni bir tekerleği takmakla veya fren balatalarını değiştirmekle araba yürümez.

"Sen şimdilik bununla idare et de, diğerlerini sonra yaparım!.." deseniz de, araba sizi dinleyip yürümez, yürüyemez. Yürüyor gibi olsa bile, durmadan sağa-sola yalpa yapar. Her an bir yerlere toslama, kaza yapma, yani kriz riski vardır.

Böyle bir-iki kalemdeki şeyleri iyileştirmek, KDV yi % 18 den % 8 e indirmek işadamlarına yaramıyor, çünkü piyasalar hareketlenmedi.

Dertlere deva ve derman yok

Hastanın şikâyetleri devam ediyor

Halkımız kurulu zalim düzen altında inliyor

O halde, bu şikâyetlerinden dolayı sanayicileri ve halkımızı haksız bulmak son derece yanlıştır.

*

Beşinci Hata: Başbakan, "Kusura bakmayın, siz beceriksizsiniz!" diyor.

Bir topluluğa Siz beceriksizsiniz demek bir şey ifade etmez.

Çünkü topluluk beceriksiz olamaz, o topluluğun yöneticileri beceriksiz olur.

Mevcut mevzuat ve sistem bozuksa, bozuk düzen halkı beceriksiz hâle getirir.

Yöneticiler beceriksiz, sistem yanlış, kurulu düzen bozuk ve zalim ise halk ne yapsın

*

Tesbit, teşhis ve "tedavi"

Sözkonusu İSO/İstanbul Sanayi Odası ndaki toplantıda AKP Hükümeti döneminde ekonomideki başarılarını( ) dile getiren Başbakan Erdoğan, sanayicilere dedi ki;

"Sadece durum tespitini yapmayı başarı olarak görmüyorum.

Tespiti yapın; ama yerine gelecek çözümü koyun ortaya."

Sayın Başbakan!

Sanayiciler mevcut hastalıklı yapı içinde dertlerine derman olacak çare ve çözümleri bilselerdi, sizi toplantılarına ne diye çağırsınlar ki Ayrıca, bu çözümleri bilselerdi, her halde bugüne kadar açıklarlardı. Açıklamadıklarına göre demek ki onlar da bilmiyorlar.

Bu durumda çözüm olarak neler yapılmalıdır konusunu yazmak, her zaman olduğu gibi yine bizlere düşüyor.

*

Birinci Çözüm: "Vergi Islah Yüksek Kurulu" kurulmalıdır.

Siyasi partiler bu kurula kendi seçtikleri ilim adamlarını üye olarak vereceklerdir. AK Parti 7, CHP 4, MHP 2, DYP 2, ANAP 2, HDP 1, GP 1, SP 1 üye vermelidir.

Kurul başkanını başbakan atamalıdır.

Vergi Islah Yüksek Kurulu, vergi mevzuatını sıfırdan ele alıp bugünün şartlarına ve Türkiye nin imkânlarına göre düzenlemeli, kanun üzerinde ordunun da görüşü alınıp Meclis ten geçirilerek kanunlaştırılmalıdır.

Hükümetlerin vergiler üzerinde oynaması tamamen ortadan kaldırılmalıdır. Hükümetlerin uygulanagelen kanun hazırlama metoduna da son verilmelidir.

Anayasadaki kuvvetler ayrılığı ilkesi göstermelik olmaktan çıkarılmalıdır.

*

İkinci Çözüm: İşi kanun yapmaz, kanunu uygulayan hükümet de iş yapmaz; işi yapacak olan halktır. Halk organize olmadıkça işler yapamaz.

Halkı ya sermaye organize eder, ya da devlet organize eder. Türkiye de halkı organize edecek bir sermaye oluşmamıştır. Halkı devlet organize ederse sosyalizm olur ki, dünyada bu alanda yapılan uygulama başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Türkiye şimdilik millî varlıklarını peşkeş çekerek bu durumdan uzaklaşmak istemektedir. Çıkmaz yollardadır. O halde iş başa yani halka kalmıştır ve halkı mevzuat organize etmelidir.