Ve de bekleyiş!

Okurlarımın büyük bir kısmı ne zamandan beridir şu soruyu soruyor: “Bu sezon kim şampiyon olur ” Bu okurların bazıları transfer şampiyonu Fenerbahçe taraftarı ki, bu toplu alış onları açık ara bu işi bitirir beklentisine sürükledi. Bazı okurlar da son şampiyon Galatasaraylı... Onlar da kadronun, belki de Melo da olmak üzere, korunacağını, üstüne üstelik Podolski ile de takviye edilişiyle kendilerini favori görmektedirler. Beşiktaşlılar mı Onlar bozuk genelde. Alına alına iki bek alındı. Demba Ba’nın yerine ille de adam diyorlar. Satışlardan pek memnun gibi görünmüyorlar ama, bence o işlemler doğrudur. Trabzonspor cephesinde ise bir sessizlik hüküm sürüyor. Mbia işinin arkası nasıl gelecek diye soranların sayısı da çok az. Vahid amca döneminde neredeyse bir buçuk takım kurulduğunda ne düşünmüşlerdi bilemem ama topyekûn yenilenme zararlıdır diyenler de var.

Neyse biz okurlara şöyle yaklaşalım... Fenerbahçeliler Nani ile birlikte tribün doldurmaya kararlılar. Ancak ne var ki tepeden tırnağa yenilenmiş takım futbol dünyasında yok gibidir. Aynı masada yemek yememişlerin hep birlikte doğru işleri yapmaları beklenemez. Fenerbahçe’de en büyük mesele, bence, Avrupa Kupası’dır. Şampiyonlar Ligi’ne kalamamak kaos düğümünün erken açılması anlamına gelir. UEFA Avrupa Ligi keser mi kesmez mi bilemem ama bizim lig gelmeden yaşanabilecek bir aksilik ligi de olumsuz etkiler. Bazı yerlere girmeme kararı alanların o alanlarda sık görünmelerine yol açar ki, kaos büyür.

Galatasaray önce lige girecek. Uygun fikstür, yani kazanılması yüksek ihtimal maçlar olursa, erken moral bulunur. Şampiyonlar Ligi gruplarındaki maçlarda ise, şahsen, ben çok umutlu değilim. Umarım yanılırım. Ama dediğim gibi lige Avrupa macerasından önce girilecek olması bence Galatasaray’ın tabii ki kağıt üzerinde avantajıdır. Ancak ne var ki, erken bozgunlar da olursa koca bir sezonu etkiler.

Beşiktaş, bence diğer iki büyüğe oranla daha sessiz ve derinden gidecek. Ancak ne var ki, gerek Avrupa Kupası’nda, gerekse de ligde alınacak kötü sonuçlar her şeyi alt üste edebilir. Bu arada stadın hâlâ bitmemiş olması, geçen sezonlardaki problemlerin yeniden önlerine gelmesine neden olur. Çok yazdım, çok söyledim; Beşiktaş’ın bence ilk işi kendi saha maçlarını devamlı oynayacağı bir yer edinmesidir. Önerim mi Ya Olimpiyat Stadı, ya da İstanbul’a daha doğrusu Ümraniye’ye 40 dakikalık yakınlıktaki Kocaeli Stadı... Benden söylemesi... Çünkü bir gün ki, göçebe hayatı devam ederse, yakındır, bir oyuncu çıkıp, “Yeter be” diyebilir.  

Trabzonspor ne yazık ki, okurlarımın sordukları “Şampiyon adayın kim” sorusunu şimdilik cevapsız bırakacak durumda... Şota, önde basıp, hızlı oynayacağız falan diyor da, yeni hoca, yeni elemanlarla maceraya girmemelidir derim ben.

Bursaspor mu Neler kaybetti neler! Kaymak tabakanın altı ne alemdeydi bilemem. Ertuğrul hoca ne yapar, o da meçhul... Şayet Volkan ve Ozan da giderse, Bursaspor’da bu göbeğimle oynamaya talip olurum. Bu nasıl bir yönetim Şener’le üç kuruşa anlayamıyorsun, Fernandao’nun kafa kağıdını daha sezon bitmeden alacak kadar paran yok mu Neyse ki kaleci Mert’i kaptılar. Civelli de gitti. Yoksa yine göbek çakmalardan mı oluşacak Hatırlarsanız Bursaspor ilk şampiyonluğundan sonra da bütün hücum hattını elinden uçurmuştu. Büyük olunmak isteniyorsa ki, şimdi harika bir de stat var, büyük gibi davranmak gerekir.

Özetle; şampiyon kim olur sorusuna, izin verirseniz bir kaç izleyelim öyle yaklaşalım. Aksi taktirde fal olur...