91 İttifakı ile RP’den Meclis’e girmiş, ancak bünyeye uyum sağlayamamıştı. Rüzgarlı’daki RP İl Yönetim toplantılarına müdahale ediyor, kafasına göre davranmak istiyordu.

Bir keresinde, genç Teşkilat Başkanı Yahya Coşkunsu, “Toplantı düzenine uyacaksın!” diye uyardı.

Melih Gökçek hoşlanmadı, bunu “Kendine açılmış bir savaş” olarak algıladı. “Bu savaşı başlatmayacaktın” diye tehdide yöneldi. İl Başkanlığı’na Zahid Akman’ı getirmek istedi.

“Ben üzerine kurulu felsefe” Hizmet-İş Sendikası Başkanı Hüseyin Tanrıverdi ile de problem çıkarmıştı. Refah’ın Gökçek problemi büyüyordu.

Mesele, Dava Liderine aksetti. Erbakan Hoca’nın işi ise şahısların, milletlerin ve ülkelerin problemini çözmekti.

Hoca Coşkunsu’ya dedi ki;

“Bir salon adamı vardır. Bir de arazi adamı. Arazi adamı salonda da yapar, ama salon adamı arazide yapamaz!”

Coşkunsu mesajı aldı. Emre itaat etti, Ankara’yı “bir süreliğine” bıraktı. Memleketi Yozgat’a döndü. Arazide, Yozgat İl Müfettişliğinde davaya hizmetini sürdürdü. 94’te tekrar Ankara’ya geldi.

1970’te daha 15’inde bir çırakken MNP Yenimahalle İlçe Başkanı Ustası Hüseyin Koçak sayesinde tanıdığı Milli Görüşe hizmetini Saadet’te de sürdürdü. Numan Kurtulmuş döneminde kazan yeniden kaynamaya başlayınca Kastamonu, Amasya ve Kırşehir İl Sorumluluklarına geçti, araziye çıktı.

Ne zaman görev verilse, koştu geldi. 2011’den beri Saadet Partisi Yüksek Disiplin Kurulu üyesi.

Bu 45 yıllık siyasi mücahedesinde hiçbir seçimde aday olmadı.

Erbakan Hoca ile de 1984’ten 95’e kadar şoför, koruma ve yakın hizmetinde olarak Türkiye’yi birlikte gezdi.

Kendisini 25 yıldır görürdüm, ama hiç konuşmamıştım. 

Geçen gün, Saadet Genel Merkezi’nde rastladık. Arkadaşım Ahmet Açıkay dedi ki, “Zor zamanların adamı ortaya çıktı!” Meğerse, kendisiyle bir yolculuk yapmış. Bu “Arazi-salon” meselesini sordu. Bu portre çıktı ortaya.

SON KEZ HÜZÜNLE BAKTI, AYRILAMADI!

TBMM Genel Kurul’u 23 Nisan’da Cemil Çiçek başkanlığında 24. Dönem olarak son kez toplandı.

Salonda bir isim dikkat çekti. Muammer Güler!

24. Dönem Genel Kurulundan en son O çıktı. Boş salona hüzünle baktı. Uzun uzun inceledi. Tek başına bir süre içeride dolandı. Çıkarken el salladı. Belki de o ceylan derili koltuklu salona bir daha hiç giremeyecekti.

Ya o hafif kıvırcık saçları.

17-25 Aralık 2013’ten sonra gelen İçişleri Bakanlığı istifası. Ardından son bir yıllık “Rüşvet, yolsuzluk, suistimal” iddialarıyla geçen Yüce Divan süreci. Saçları neredeyse bembeyaz olmuştu. Objektiflerden kaçmadı.

Hey gidi Muammer Güler!

Üst düzey bürokratik görevler, koskoca İstanbul Valisi, İçişleri Bakanı…

Bu dünya böyle işte. Hiçbir dünya metaını çok sevmeyeceksin. Yoksa insanı perişan, sonunu hüsran eder… Allah, hiçbirimizi azgın nefislerimize bir an bile uydurmasın!

ÜÇ DEĞİL, DOKUZ!

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “3 çocuk” fikrini zihinlere kazıyıp duruyor. İyi de ediyor.  Geçen hafta Milli İttifak Liderleri Mustafa Kamalak ve Mustafa Destici Şanlıurfa’da aday tanıtımlarını yaptılar. BBP İl Başkanı Sabri Çalcı‘nın oğlunun düğününde nikah şahitliği yaptılar. Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Celalettin Güvenç’in nikahı kıydığı düğünde Mustafa Destici gelin, damat ve misafirlere döndü. Peygamberler diyarına göre konuştu. “Biz birileri gibi 3 çocuk sınırlaması koymuyoruz. 7-8-9 çocuk olabilir. Bu yöremize de yakışır. Biz de 9 kardeşiz.” Havalanında ise, Ak Parti Şanlıurfa Milletvekili Halil Özcan denk geldi. “Biz de yakında adaylarımızı tanıtacağız” deyince, Mustafa Destici “Sizin tanıtım yapmanıza gerek yok. Millet sizi iyi tanıdı!” dedi.

UĞURSUZ KATLAR(!)

AK Parti 175, CHP 80, MHP 20, HDP 14 vekilini yeniden aday göstermedi. Neredeyse Meclis’in üçte ikisi aday değil. TBMM yeni yapılan halkla ilişkiler binası 3 ve 4. Katları geziyoruz. Sağa bakıyoruz aday değil, sola bakıyoruz aday değil.

Her koridordan bir vekil zor listelere girebilmiş. Görevlilerin söylediğine göre bu katlarda bir uğursuzluk varmış. Veya bir beddua gelmiş.

Yeni vekillere bizden tavsiye, bu katları seçmeyin!

GÖZÜNÜ SEVDİĞİMİN SEÇİMLERİ!

KARAYOLLARI’NIN asli işlerini yapıyorlar. Ama taşeron işçiler. Yargıtay 4 yıl önce karar verdi. Kadroya alınsınlar diye.

Ama hukuk dinlemeyen, hak dinlemeyenlerin ne olduysa, seçim öncesinde akılları başına geldi.

İşçiler 1 Mayıs’ta Arena’ya toplanacak.

Başbakan Davutoğlu, “Biz taşeron değiliz, asli işçiyiz” davalarını kazanan Karayolları İşçilerine kadro müjdesi verecek.

Gözünü sevdiğimin seçimleri! Seçimler, nelere kadir!

Kılıçdaroğlu, Demirtaş, Milli İttifak Liderleri Kamalak, Destici, Bahçeli...

Ne olur vaatte bulunmaya, bastırmaya devam edin.

İktidar ancak bu şekilde harekete geçiyor çünkü.

OPİS, BU PİS!

EMEKTAR yazarımız Zeki Ceyhan Ağabey.

6 yaşındaki torunuyla seyahat ediyor.

Önlerinde ise bir otomobil.

Arka camında meşhur bir markanın yetkili tamir servisinin logosu. OPİS!

Yalnız arabanın camları “Beni yıka” diye bağırıyor.

Okumayı yeni sökmüş Ahmet, kirli camlara ve logoyu  okuyup dedesine dönüyor.

“OPİS” diyor ama aslında kendi PİS!