Bir yandan her gün açıklanan bir takım müjdelerle(!) toplum oyalanırken, özellikle de Millet İttifakı’nı Cumhurbaşkanı adayını açıklamaya zorlamak için yürütülen kampanya sanki bir yandan fiyat artışlarının engellenememesini, öbür yandan özellikle dar ve sabit gelirlilerin içine yuvarlandığı ekonomik sıkıntılar toplum için ciddi bir tehdit oluşturan yeni kovid varyantı başta ABD olmak üzere Avrupa’yı da tehdit ettiği bir dönemde nedense ülkemiz yöneticileri salgının bu yeni varyantını ya görmezden geliyorlar ya da söz konusu salgın bir türlü Avrupa, ABD ve Çin’i aşıp ülkemize ulaşamadı! Dileğimiz bundan sonra da söz konusu varyantın ülkemize hiç ulaşamaması. Ancak, geçmişte bu salgınla ilgili yaşadıklarımız söz konusu varyant için ülkelerin sınırlarını aşmanın hiç de zor olmadığını hatırlatıyor. Çünkü ilk Çin’de ortaya çıktığından kısa bir süre sonra tüm dünyayı işgal etmeye başlamış, ülkemiz ise 2 yıl bu salgının etkisi altında kalmıştı.

O günleri biraz olsun hatırlayacak olursak, her gün yeni vakaların sayısı açıklanıyor, salgından hayatını kaybedenlerin sayısı ise toplumu korkutur hale gelmişti. Şimdilerde ülkemizde sanki söz konusu virüs girecek bir yer bulamamış havası estiriliyor olsa da medyaya yansıyan haberlerde Çin’de, ABD’de ve çeşitli ülkelerdeki durumu yansıtan haberler yer alırken bu haberler arasında ülkemizle ilgili boyutu nedense gündeme pek gelmiyor. Boğazı ağrımaya, hapşurup öksürmeye başlayan çocuklarımızı doktora götürdüğümüzde görüyoruz ki, ülkemiz adı ister kovidin yeni varyantı olsun, ister başka bir şekilde tarif edilsin rahatsızlığın yaygın olduğu görülüyor. Ancak, bu salgını görmeyen, belki de görmek istemeyenler sorumluluk mevkiinde olanlar olsa gerek.

Etkileri konusunda resmi açıklama yapılmayan bu yeni varyant konusunda sadece dünkü gazetelere intikal eden haberlerden bir kaçının başlığını aktarmak istiyorum. Bir haber başlığında, “Yeni varyant kolay bulaşıp antikordan kaçıyor” deniyordu. Kısacası haberde salgının korkutucu olduğuna vurgu yapılıyordu. Söz konusu haberin hemen altında yer alan iki haberden birinin başlığı, “Kreşlerde adenovirüs alarmı” ikincinin başlığı ise “Üç ülkeden grip salgını ilanı” başlığını taşıyor ve söz konusu ülkenin Belçika, Almanya ve Slovakya olduğu haberin içeriğinde aktarılıyordu.

Olay bir başka gazetede, “Sessiz bir ‘HİV Pandemisi’ var” başlığı altında yer alıyordu. Aslında salgın elbette sessiz yayılıyor ama unutulmasın ki karşı tedbir alması ve toplumu bilgilendirmesi gerekenlerdeki sessizlik salgını sanki dikkatlerden kaçırıyor. Bu arada aynı haberin hemen adlında, “Çin’de acillerde boş yer kalmadı” ve “Yeni kabus XBB. 1. 5” başlığı altında iki haber yer alırken,  bir başka gazete ABD ve Avrupa’da hızla yayıldığına dikkat çekilen yeni kovid varyantı ile ilgili olarak, “Yaşlılar için tehdit” başlığı ile toplum uyarılmaya çalışılıyordu.

Özetle son günlerde yeni salgın konusunda özellikle başka ülkelerdeki durum ön plana çıkartılarak toplumun salgına dikkati çekilmeye çalışılıyor ama nedense ülkemizdeki durum konusunda yetkili ağızlardan net bir açıklama gelmiyor. Eğer açıklama yapmamak salgını etkisiz hale getiriyorsa bir problem yok ama dünyayı kasıp kavuran salgının ülkemizdeki durumun boyutunu toplumun öğrenme hakkı olmalıdır. Çünkü iki sene bu salgını tüm dehşeti ile yaşamış bir toplumuz. Özellikle hemen her gün çılan yeni vaka ve ölüm rakamları hala hatırımızda tazeliğini koruyor. Dileğimiz söz konusu salgını tekrar yaşamamaktır. Bu konuda yetkililer ve toplum olarak gerektiğinde müşterek bir hareket tarzı uygulanmalıdır diye düşünüyorum.