Ayda en az bir kere çoğu zaman üç dört defa gittiğim Cağaloğlu’na salgın mevzusundan dolayı epeydir yani bir yıl kadardır gitmiyordum, geçen hafta gittiğimde üzüldüm. Cağaloğlu demek yayınevleri, kitabevleri ve kültür ortamları demektir. Kültürün üretim merkezidir. İki üç yıl öncesine kadar öyleydi. Şimdi öyle mi ya. Çoğunlukla kitap almaya, bazen bir dostla buluşmaya, bazen bir dergi almaya gittiğim o güzel mekânlar nerede. Gördüğüm manzara içler acısı.
Cağaloğlu ölmüş salası verilmiş de ben duymamışım. Daha doğrusu duymak istememişim! Ne kadar üzülsem az. Daha dün en az yirmi yayınevi ve en az otuz kitabevi olan sokakta sadece üç tane yayınevi ve beş tane kitabevi kalmış. Kalmış diyorum bir yıl önce gittiğimde daha fazlaydı çünkü. Yayınevleri ve kitabevlerinin olduğu sokaklarda ne var derseniz yabancılara yönelik oteller ve yine yabancılara yönelik fastfood yiyecek içecek yerleri açılmış. Kültürün üretim, dağıtım ve sergileme merkezinde neredeyse kültürden eser kalmamış. Sanat, edebiyat, düşünce kısacası kültürün üretim, dağıtım, sergileme, sohbet ortamı olan sokaklar şimdi ‘boyalı cilalı’ oteller, lokantalar, görgüsüzlükler merkezi olmuş. Türk kültürü adeta ortadan kaldırılmış ‘gavur ağırlama alanı’na dönüştürülmüş. Kalan üç yayınevi de eski yani doksanlar ve öncesinde kurulmuş yayınevleridir. Kitabevleri de zaten üçü üç yayınevinin, iki tanesi de -aslında onların da üzerinde yayınevi ismi yazıyor- sadece kitabevi. Cağaloğlu şubesi olan bir yayınevinin kitap satış yerinde eskiden bütün dergiler olurdu şimdi ise, bizzat sordum, herhangi bir dergi satmıyorlarmış. Dahası eskisi gibi bütün edebiyat dergilerinin bulunduğu bir yayınevi kitap satış yeri veya kitabevi kalmamış Cağaloğlu’nda. Hepsine tek tek sordum; aynı cevap; dergi satmıyoruz. Dergi satmıyorsun ne satıyorsun? Abidik gubidik sözüm ona kitaplar. Ciddi bir edebiyat dergisini almak istesek bulabileceğimiz bir kitabevi yok şu an Cağaloğlu’nda. Kitabevi olmayan bir ortamın kültürle ne işi olur. Üç tane eski yayınevinden başka bir yayınevi olmayan bir ortamda kültür nereden neşet eder. O yayınevlerinden de birisi ciddi edebiyat ve düşünce (şiir, hikâye, roman, deneme vb.) kitapları yayımlıyor. Diğer ikisi eski yazarlardan ya da popüler abidik gubidik şeyler yayımlıyor. Yok yani.
Yirmi yıldır gidip geldiğim yerlerin yerinde yeller estiğini görünce bir hüzün çöktü. Kitabevleri nereye gitti? Aradığım veya aramadığım -görünce aldığım- kitapları bulduğum kitabevleri… Kitabevinden kitap almak öyle hesaplı kitaplı olmaz; bir kitabı almak niyetiyle girdiğim kitabevinden beş kitap alıp çıktığım çok olmuştur. İşte o kitabevleri yok artık Cağaloğlu’nda. Güzel, seviyeli sohbetlerin olduğu yayınevleri ortamları yok artık. Çünkü yayınevleri yok artık Cağaloğlu’nda. Sayılı şekilde var. İslamcı yayınevlerinin çoğu Cağaloğlu’ndan gökdelenlere taşındı. İktidar yalakalığıyla parayı buldular taşındılar. Hükümete/iktidara göbek bağıyla bağlandılar; kendi kendilerini sınırladılar. Beş on şair ve yazarın bir araya gelip sohbet ettiği Cağaloğlu’ndaki yayınevleri yerine, aynı yayınevleri gökdelenlere taşınıp ofislerinde sadece çalışanlarının olduğu bir yayınevi haline geldi. Kendi şahsen tanıdıkları (kendileri gibi hükümet/iktidar yalakası olanlar) dışında kimsenin kitabını yayımlamadıkları gibi yine şahsen tanıdıkları dışında kimseyle de görüşme ortamı yok. Cağaloğlu’nda insanlar tesadüfen tanışır dost olurdu eskiden. Artık dostluklar geçersiz sadece yalakalık geçerlidir İslamcıların ortamında. Tam gökdelenlik iş! Onlar parayla satılır parayla alınırlar. Mal, makam ve nesnedirler. Ürettikleri edebiyat yoktur ürettikleri kültür yoktur. Al gülüm ver gülüm yapıp haram para alıyorlar. Ajans kurup kendi kendilerini davet edip alın teri dökmeden haram para yiyorlar. Kültür bunun neresinde. İktidar, kültürde bir şey yapamadık diyordu; Cağaloğlu’nu boşaltarak tabiî ki yapamazsın. Adaletsiz olursan tabii ki yapamazsın. Kültür yalakalık ve yalakalar üretmez tam aksine yalakalığı ve yalakaları ortadan kaldırır. Sabah akşam hükümeti/iktidarı övenlere makam ve paralar verip kültür oluşturamazsın. Adaletsiz olduğu için etkisi olmaz. Özgür düşünceli muhaliflere ve taraftarın olmayanlara onlardan yalakalık beklemeden adil olursan etkin olabilir. Kültür makam ve parayla olmaz. Eğer olsaydı Müslümanların yüz yıldır kesintisiz çıkan bir edebiyat dergisi olurdu. Var mı, yok. İslamcıların yirmi yıllık iktidarında Cağaloğlu bitti. Bütün Müslüman şair ve yazarları bir araya toplayan bir tane edebiyat dergisi yok. Bütün Müslüman şair ve yazarların kitaplarını basan bir tane yayınevi yok. İslamcılar iktidar yalakalığında ortak hareket ediyorlar ama edebiyat ve kültüre geldiğinde küçük küçük kliklerle tanrıcılık oynuyorlar. Her kliğin tanrısı farklı. Etrafına üç beş tane genç toplayan kendini tanrı sanıyor. Kültür bunun neresinde.
Kültür mekânı ortadan kalkmış daha ne olsun!