Edebî metinlerle yolculuğu olanların her an yaşayabileceği bir duygudur şaşkınlık. İlginç bir söz veya anlam sanatı, yeni bir buluş, taze bir söyleyiş, sarsıcı bir üslûp, çarpıcı bir mesaj Belki daha başka şeyler

Sizde heyecan uyandıran unsurlar arasında yer alır mı bilmem; farklı edebiyatçıların metinlerinde ortak benzerliklere rastlamam, beni harekete geçirir.

Hareket başlangıçta belki estetik ürperti, haz ile sınırlı ise de, bir adım ötede mahiyet değiştirir: Adına ister transposition (zaman/mekân/unsur transferi), ister allusion (anıştırma), isterse adaptosyon diyelim; son aşamada metinlerarası bir bağlam la boğuşmaya başlarsınız.

Bu yazı, böylesi bir serüvenin özetini sunacak.

Belirtmekte fayda var; beş altı yıldır yazmağa fırsat kollayıp durduğum, fakat bir türlü kaleme alamadığım (gerekçesi aşağıda ortaya çıkacaktır) edebî bir makalenin kısa bir girişi olacaktır şu satırlar.

Belki, olur ya, birileri benim geri adım atmama sebep olacaktır, ilgisiz denklemler kurduğumu söyleyecektir.

Gerçekleşmemiş plânları ve sonrası için ihtimalleri bir kenara bırakıp, beni "etkin" kılan edebî metinlere (tabii ki şiirlere) bakalım.

Bu metinler  Sezai Karakoç un "Hızırla Kırk Saat, 2. Bölüm" (Şiirler I), Turgut Uyar ın "Sonsuz ve Öbürü" (Büyük Saat), İlhan Berk in "Teşekkür" (Güzel Irmak), Metin Eloğlu nun "Hepinize Teşekkür" (Bu Yalnızlık Benim-Toplu Şiirler)  ve Bedri Rahmi Eyüboğlu nun "Sana Acımayı Öğreteceğim" (Dol Karabakır Dol, Bütün Eserleri, I) adlı şiirleridir.

Şimdi, bu şiirlerin içeriğine göz gezdirelim.

Sezai Karakoç un şiiri "Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz _Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz" dizeleriyle başlar. Şair, şiirin devamında kendisine öğretilmeyen başka hususları da sayar. Ulu hocalar ın öğretmediği bu realiteler şurada dursun, O, Hz. İbrahim den köklü bir bilgi öğrenmiştir: "Kardeşim İbrahim bana mermer putları _Nasıl devireceğimi öğretmişti". Artık, bu bilgi doğrultusunda, kendisi de faaliyete devam etmektedir

Turgut Uyar ın "Sonsuz ve Öbürü" başlıklı metnine "En değerli vakitlerinizi bana ayırdınız_sağolunuz efendim" diye girilir. Kendisine öğretilenler arasında şunlar vardır: Gökyüzünün, yeryüzünün, hayatın ve zamanın sonsuz olduğu Fakat şairin efendim dediği muğlak öğreticiye teşekkür etmesinin sebebi, baskı, zulüm, kıyım, açlık, aşk, mutluluk gibi sonsuz olmayan gerçeklerdir. Üstelik, sıralanan bu değer leri efendi si öğretmemiş; bulmayı (keşfetmeyi ) kendisine bırakmıştır.

Kimliği, niteliği muğlak bırakılmış olmakla birlikte, Turgut Uyar ın efendi si toplumsal bir çaba ya hizmet için var kılınmıştır.  İlhan Berk in "Teşekkür" metnindeki öğretici nin kimliğine de benzeri bir örtü serilmiş zannedilebilir, fakat hayır, bu, şiir dilinin doğallığından kaynaklanan bir haldir ve şair, hayranlıkla bağlandığı bir sevgili ye seslenmektedir. Metinde bu sevgilinin uzuvları, unsurları sıralanır: Ağız, konuşma, saç, ses; ayrıca tabiata ve sosyal ortama ait birkaç husus Şair, kendisine böyle bir âlem sunan sevgiliye şu son dizeyle şükran borcunu öder: "İşte bütün ama bütün bunlar için sana teşekkür ederim."

Metin Eloğlu nun "Hepinize Teşekkür" adlı metninde pek çok değer e gönül borcu ödenmektedir. Bu değerler metinde sayım dökümle, dahası gelişigüzel bir sıralama (yığma) ile dikkatlere sunulmuştur:  Sarı buğdaylar, değirmenci, yağmur, bakkallar, bayramlar, kızlar, kış, soba... Birkaç dizeyle pekiştirelim: "Sana müteşekkirim cebimdeki para;/Beni doğurtan ebe, saçımı kesen berber./Seni unutmadım testideki su,/Beni sevindirdin cepheden gelen haber!"

Bedri Rahmi Eyüboğlu na ait "Sana Acımayı Öğreteceğim" başlıklı metnin bu yazı bağlamında ele alınması ilk bakışta bize karşı tepki doğurtabilir. Boşuna sancılanmayın derim. Evet, bu metinde bir öğrenci değil, bir öğretici konuşmakta, muhatabına birtakım duygu, düşünce ve davranışları öğreteceğini söylemektedir: " /Sana bir incir yaprağına bakmasını öğreteceğim/Kendi avuçlarının içinde seyahati/Ve gökyüzünün her yerde mavi olduğunu öğreteceğim."

Anahtar kelimeleri ortak (öğretmek, öğrenmek, teşekkür, vb.) olan bu şiirlerde başka ortaklıklar de bulunabilir. Mesela metinlerin hemen hepsinde benzer bir kurgu vardır. Bu kurgu içerisinde birtakım değerler sıralanır veya yığılır.

Kuşku yok; bu şiirlerin birbirlerine göre pek çok farklılıkları da var. En azından seslenilen (birisinde seslenen) varlıklar, şairin kâinat algısı bağlamında değişkenlik gösterir.

Nereye gelmek istiyoruz Yazımızın başında şiirsel transfer, anıştırma gibi metinlerarası kavramlardan söz ettik. Biliyoruz, bunlar, günümüz edebiyat araştırmalarında olağan karşılanan durumlardır.

Peki bu şiirlerde böyle bir bağlam varsa, merkeze hangi şairimizi yerleştireceğiz Mesela kaynak metnin şairi Sezai Karakoç olabilir mi Zira onun, vaktiyle, kendisine ait bazı dizeleri çağdaşı (arkadaşı) şairlere hediye ettiğini yazılı kayıtlardan öğrenebiliyoruz.

Bunun dışında, yabancı bir kaynak da sözkonusu olabilir. Yukarıda adı geçen şairlerin batı dillerinden en az birisine vâkıf olduklarını ve hatta birçoğunun şiir çevirisiyle ilgilendiğini biliyoruz.

Fakat bu zannı mağlup edebilecek birkaç ayrıntıyı buraya kaydetmeliyim: Batı şiirinin Türk şiirine (şairlerine) etkileri konusunda var olan önemli (örneklemeli) bazı çalışmaları inceledim. Ayrıca, uzunca bir zamandır takip etmeye çalıştığım Fransızca şiirde de belli bir ize rastlayamadım.

Ne dersiniz, bu metinlerin ortak bir kaynağı var mıdır gerçekten Yoksa ben yanılıyor muyum

(İletişim için: http://cevatakkanat.blogcu.com)

Teşekkür

Evet hep açık gidip gelen ağzın içindi;

Gökyüzünün o huysuz maviliği içindi;

Elma kokan bir Türkçeyle konuştuğun içindi;

Ölümün sefil, kötü belleği içindi;

Her gün Pazar kurulan o sokaklar içindi,

Saçında uykusu kaçmış çiçekler ıslattığın içindi;

Çocuklar okuldan dönüyormuş gibi sesin içindi;

İşte bütün ama bütün bunlar                             

 için sana teşekkür ederim.

İlhan BERK

Hızırla Kırk Saat, 2. Bölüm

Ey yeşil sarıklı ulu hocalar bunu bana öğretmediniz

Bu kesik dansa karşı bana bir şey öğretmediniz

Kadının üstün olduğu ama mutlu olamadığı

Günlere geldim bunu bana öğretmediniz

Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı

Ama yine de eşsiz zulûmler işlediği vakitlere erdim

Bunu bana söylemediniz

İnsanlar havada uçtu ama yerde öldüler

Bunu bana öğretmediniz

Kardeşim İbrahim bana mermer putları

Nasıl devireceğimi öğretmişti

Ben de gün geçmez ki birini patlatmıyayım

Ama siz kâğıttakileri ve kelimelerdekini ve sözlerdekini

nasıl sileceğimi öğretmediniz

Bir kentten daha geçtim

Buğdayları yakıyorlardı

Yedikleri pirinçti

Birbirlerine açılan borular gibi üfürüyorlardı

Sonra birbirlerinden borular gibi çıkıyorlardı

Pirinçler gibi çoğalıyorlardı

Atlarını yalnız atlarını cana yakın buldum

Öpüp çıkıp gittim yelelerini"

Sezai KARAKOÇ

Hepinize Teşekkür

Benim velinimetim sarı buğdaylar,

İyi değirmenci, bereketli yağmur;

Memnunum hepinizden bütün bakkallar,

Senenin bayramları, alçakgönüllü kızlar.

Gelip çatan kış ve sac soba,

Sana müteşekkirim cebimdeki para;

Beni doğurtan ebe, saçımı kesen berber.

Seni unutmadım testideki su,

Beni sevindirdin cepheden gelen haber!

Metin ELOĞLU

Sonsuz ve Öbürü

en değerli vakitlerinizi bana ayırdınız

sağolunuz efendim

gökyüzünün sonsuz olduğunu bana öğrettiniz

öğrendim

yeryüzünün sonsuz olduğunu öğrettiniz

öğrendim

hayatın sonsuz olduğunu öğrettiniz

öğrendim

zamanın boyutlarının sonsuzluğunu

ve havanın bazan kuşa döndüğünü öğrettiniz

öğrendim efendim

ama sonsuz olmayan şeyleri öğretmediniz

efendim

baskının zulmun kıyımın açlığın

bir yerlere kıstırılıp kalmanın susturulmanın

aşk mutluluğunun ve eski hesapların

aritmetiğin bile

bunları bulmayı bana bıraktınız

size teşekkür ederim.

Turgut UYAR