Tüm aracılar kâr eder, sadece ev alanlar zarar eder!
Meselenin köküne inildiğinde, geleneksel bankacılığın sakat zihniyeti kendini gösteriyor. Bankalar yükselen faizler nedeniyle birkaç mortgage taksidini ödeyemeyeni yasal takibe alıyor. Müşterinin tamamen iyi niyet sahibi olması, bankanın ona gaddarca çullanmasını engellemiyor. Yuvası elinden alınan masum kimselerin çoluk çocuk arabalarında barınmaları veya sokakta yatmaları, banka yöneticileri için keyfe keder bir hadiseden ileri gitmiyor. Bir mortgage işinde inşaatçı şirket parasını alır, hiçbir sorun yaşamaz, tahvili çıkaran uzman şirketin (özel amaçlı şirket) kazancı ise hem garantili hem yüksektir. Hukuk büroları arada gayet güzel nemalanır. Emlakçiler işlemin kaymağını yiyenler arasındadır. Bankaya gelince, güya risk yönetme sanatını icra eden kuruluşlardır; ama bu lafta kalır. Banka, mortgage kredisini değişken faiz koşuluyla açar. Yani, faiz riskini en baştan borçluya yükler; makro ekonomik koşullardaki değişikliğin müşterisini nasıl etkilediğiyle ilgilenmez. Ülke, hatta dünya ekonomisine ne olacağı umurunda değildir. Banka, her halükârda ve sadece kendi menfaatine bakar. Çünkü para ticaretinin geleneksel ve şaşmaz kuralı böyledir. Neticede, okkanın altına, başını sokacak bir evin hayaliyle yaşayan vatandaş girer. Halbuki, muamelenin diğer taraflarına kârlarını sağlayan tek başına müşteridir, bütün masraflar ona aittir, gelecekte ortaya çıkabilecek her türlü riski kimseyle paylaşamadan üstlenir. Sırtından geçinen banka ve diğer şirket ve kişilerin aklından "acaba ona fazla mı yükleniyoruz " diye bir düşünce geçmez.
Bu bölümde, konuyu bölmemek için alıntıyı uzun tuttum. Evet, durum özet olarak böyle. Bankaların yani sömürü sermayesinin hiçbir riski, hiçbir endişesi, hiçbir korkusu yok. Elbete bankalara sırtlarını dayayıp çöreklenenlerin de hiçbir risk ve endişeleri yok!
Ama mortgage kredisi alanların yani müşterilerin/halkın vay hâline!
Biraz da iyimser olmaya çalışalım. Meseleye iyi tarafından bakmaya gayret edelim ve diyelim ki; aslında bu operasyonlarda müşteri yani mortgage kredisi alan da dahil olmak üzere, kimse zarar etmez. Nasıl zarar etmez
Mortgage yani ipoteğe dayalı konut kredisi alanların en sonunda olacak ve kalacak kazancı, bir evde kiracı olarak da olsa, oturmalarıdır! Ama artık sadece "işçi"dirler, sermayenin işçisidirler. Hiçbir şey düşünmemekte, ücretlerini almakta ve kiralık evlerinde rahat etmektedirler!
Evet, kira ödüyor ama, sermayenin fabrikasında iş bulduğu için kirayı rahatlıkla ödemektedir. Ev var, iş var, aş var, maaş var; bunlardan başka daha ne isteyebilir ki !.
Dünyaya hakim olma sevdasındaki tekel sermaye dünyadaki üretimi ve tüketimi planlamakta, onun hesaplarına göre her şey dengeli gitmektedir. Devletler borçlanmış, ordularını besleyemez hâle geldikleri için orduları dağılmış, artık savaşlar durmuş, insanlığa barış gelmiştir! Herkesin işi var gücü var; savaş yok, barış var! İşte size dünya cenneti; sermayenin kapitalizm cenneti!
Hazırlanan senaryo, tutulan yol, yapılmakta olan iş bundan ibarettir.
Şunu herkes bilsin ki, sermaye istemezse hiçbir yerde hiçbir kriz çıkmaz.
*
Faizli bankacılığın temelleri sarsılıyor
Ama, masumların mağdur edilmesi kimseye uğur getirmez, getirmiyor. İşte, ABD mortgage piyasasındaki hastalık hızla dünyaya sirayet ederken, ortalama insanın vicdanına bir türlü sığmayan faizli bankacılığın temelleri de sarsılıyor.
Her şey sermayenin eline geçtikten, artık bütün firmalar onun taşeronu olduktan, halk da sermayenin işçisi/kiracısı/kölesi hâline geldikten sonra, sarsılacak bir şey yoktur!
Mesele hallolmuş ve kapanmıştır!
Yeni ve de acayip bir dünya düzeni kurulmuş, dünyaya istikrar ve barış gelmiştir!
Artık dünya tersine dönmüş, faiz verebilecekler yok edildiği için faiz ortadan kalkmış, faizsiz bir ekonomik dünya düzeni oluşmuş; ya da oluşuyor!..
*
Çare ve çözüm var mı
Eğer Kur an ı okumasak, Kur an ın Allah sözü olduğuna inanmasak; o zaman sermayenin hayal ettiği bu sözde dünya cennetini kuracağına inanmamamız için bir sebep yoktur.
Akılları, sadece akılları, onları başaracaklarına, başarabileceklerine ve böyle bir şeyin olabileceğine dair hayali olarak da olsa bir sonuca götürür, götürebilir.
Zaten bütün okumuşlar da onlara teslim olmuşlardır...
Ama gerçek durum, reel durum hiç de düşünüldüğü ve planlandığı gibi değildir.
Toparlamak ve o arada çare ve çözümleri de yazmak üzere, devamı var