Türkiye, 10 Ağustos ta cumhurbaşkanlığı seçimi için
sandığa gidecek. Halk, ilk defa cumhurbaşkanını doğrudan kendisi seçecek.
Bundan önce yapılan 11 cumhurbaşkanlığı seçimi hep sancılı olmuştur.
Gelişmeler, 12. cumhurbaşkanlığı seçiminin de öyle olacağını göstermektedir.
Cumhurbaşkanlığı seçimi için taktik savaşları devam
etmektedir. Tam bir satranç oyunu oynanmaktadır. Her gün yeni senaryolar, yeni
isimler. Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanı olursa başbakanın kim olacağına kadar her
şey.
Cumhurbaşkanı ve başbakan arasında gizli bir rekabet,
hatta ayak oyunlarının var olduğu gözleniyor. Sayın Gül, karar vermeden önce
Erdoğan la oturup konuşacağını açıklamıştı. Fakat Sayın Erdoğan; bakanlar,
milletvekilleri, il başkanları ile görüşerek konuyu istişareye açtı.
Cumhurbaşkanı ile görüşmeden bunun yapılması Gül ü rahatsız etti. Hatta AKP
çevrelerinden Gül e borcumuz kalmadı, 7 sene yeter şeklindeki sözler basına
yansıdı.
Mücadele sürerken Başbakan, Türkiye Ağustos ta başkanını
seçecek cümlesini kullandı. Bu da Erdoğan ın Hem cumhurbaşkanı, hem
başbakanın yetkilerini içine alan Başkanlık sistemi ne geçecek olduğu
yorumlarına yol açtı. Erdoğan ın seçilirsem bütün yetkileri kullanırım sözü
de bunun ispatı.
Bu gelişmeler, TBMM de yeni düzenlemeler yapılacağının
işareti. Birlikte yola çıkanların birbirine basın ve sosyal medya üzerinden
mesaj göndermeleri neyin işareti dersiniz
Türkiye, kimin cumhurbaşkanı, kimin başbakan olacağını
tartışırken; devleti en üst düzeyde temsil edecek kişide hangi şartların
aranması gerektiği konusunu pek dile getirmiyor. Halbuki, bu dedikodular yerine
lekesiz, şaibesiz, Türkiye nin uluslararası temizlik notunu yükseltecek bir
yöneticinin özelliklerini tartışmak daha akıllıca değil mi
İdeal Devlet Yönetimi
Tarihimizde, âlim ve bilge kişilerin yöneticilerine
rehberlik etmek üzere ideal devlet yönetimini ve yöneticilerin taşıması gereken
özellikleri anlatan eser ve risaleler yazma geleneği vardır. Hz. Ali nin (k.v)
Nehcü l Belâğa sı, Yusuf Has Hacib in Kutadgu Bilik i, Şeyh Edebâli nin Osman
Bey e Nasihatleri, İmam Mâverdi nin Ahkâm-ı Sultaniyye si bunlar arasındadır.
Bu eserler ışığında baktığımız zaman devlet adamlarımızın
pek çoğunun hırslı, kibirli, menfaatçi ve dünyevileşmiş olduklarını görüyoruz.
Devlet adamlığı büyük bir sorumluluktur, bir emanettir, hatta ateşten
gömlektir. Yöneticilerin bu ve benzeri eserleri içlerine sindirerek okumaları
gerektiğini düşünüyorum.
Yöneticilerimizin durumu hepimizin malumu. Çoğu kavgacı,
üslûbu bozuk ve uzlaşma kültüründen mahrumlar. 2012 de yeni Anayasa nın hazır
olacağı ilân edilmesine rağmen; saldırgan, itham edici, kutuplaştırıcı üslûp
buna fırsat vermedi. En sonunda, bu şartlarda Yeni Anayasa yapmanın mümkün
olmadığını kabullendiler. Problemlerimizi çözsünler diye seçip gönderdiklerimiz
böyle mi olmalı
Meselâ; R. Tayip Erdoğan. Seçimlerde ondan en yakası
açılmadık itham edici, kavgacı, hatta savaş dilini içeren sözler duyduk. Hukuk
devletinin hâkim olduğu bir ülkenin yöneticisi böyle mi olur Yargının görevini
üstlenmek de neyin nesi İş, devletin kurumlarıyla restleşmeye kadar
vardırılmadı mı Dedikleri doğruysa, 12 sene kucak kucağa olduğu insanları
tanımamak büyük gaflet değil mi Yoksa işin içinde başka sebepler mi var
Eğer, cumhurbaşkanı veya başkan olursa, Türkiye bu
gerilim ve kavga üslûbunu katlanmaya mecbur mu olacak
Yönetici Lekesiz Olmalı
Başbakan eski Yardımcısı Abdüllâtif Şener ve 17 Aralık
Rüşvet ve Yolsuzluk Operasyonu sürecinde istifa eden 4 bakanın Sayın Erdoğan la
ilgili yenilir yutulur cinsten olmayan sözlerini tekrar etmek istemiyorum. Hele,
Kılıçdaroğlu nun Başbakan için başçalan ifadesini kullanması. Son 4 yılda
birçok belediyeye rüşvet, yolsuzluk, ihaleye fesat karıştırmaları gerekçesiyle
İçişleri Bakanlığı tarafından soruşturma açılması. Hepsi izaha muhtaç iddialar.
Basında, Başbakan ve yakınları ile ilgili o kadar çok
rüşvet ve yolsuzluk iddiası çıktı ki Cumhurbaşkanı olacak kişinin mutlaka
suçlanan yakınları ile birlikte mal beyanında bulunup aklanması gerekir, diye
düşünüyorum. Yargıyı ilgilendiren konuların seçim kazanmakla temizlenmesi
mümkün mü
Daha geçtiğimiz günlerde, Avustralya nın Galler Eyaleti
Başbakanı Barry O Farrel e bir hayranı pahalı bir içki hediye etmiş, o da
teşekkür yazısı göndererek kabullenmişti. Rüşvet aldığı iddiası ile suçlanması
sonucu görevinden istifa etmek zorunda kalmıştı.
Almanya eski Cumhurbaşkanı Christian Wulff, ihtiyacı için
bir bankadan kredi almış, muhalefet ise görevi kötüye kullandığı gerekçesiyle
istifasını istemişti. O da, sonucuna katlanmalıyım diyerek istifa etmişti.
Batı da bunun çok örneğini görürsünüz.
Yöneticilik önemli bir görevdir. Hele, cumhurbaşkanı veya
başkan, devleti en üst seviyede yönetecek bir yetkilidir. Lekesiz bir insan
olması gerekir. Şaibeyi kaldırmaz. Bu yüzden, kimin cumhurbaşkanı olacağından
çok; devletimizi yüz akıyla temsil etme özelliğine sahip bir kişi aranması daha
gerçekçi olur.