Türkiye de televizyon yayıncılığının yönünü belirleyen irade, yeni yüzlerin, yeni programların, kaliteli ürünlerin ortaya konulmasını engelleyen bir tavır sergiliyor Televizyon ekranlarına program üreten yapımcıların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor Reyting arenasında birbirleriyle mücadele eden televizyon ekranlarında yayınlanan dizilerin, yapımların, ürünlerin tamamı birkaç ajansın tekelinden çıkıyor

Ekranlara yapım satan ajanslar, belirledikleri bir kategoride, perspektifte reyting yakalamışlarsa, daha sonra üretecekleri programların tamamını da aynı çizgide yapmaya devam ediyorlar Geçtiğimiz dönemlerde televizyon ekranlarında moda olan dizi senaryoları, ağa-aşiret-töre çizgisindeydi Bu dönemde bu çizgi, holding sahibi aile-fakir kız-aşk eksenine kaydı

Haziran Gecesi Kanal D Hastane sahibi aile, takı tasarımcısı esas oğlan, kafe sahibi kız

Aşka Sürgün ATV Holding sahibi aile, töre gereği evlenmek zorunda kalan esas oğlan ve kız

Büyük Yalan ATV Holding sahibi aile, aslında ailenin gerçek oğlu olmayan karakter, fakir kız

Yanık Koza Show TV Holding sahibi aile, başka biriyle gönül eğlendiren esas oğlan, gazeteci kız..

Gümüş Kanal D Holding sahibi aile, elbise tasarımcısı kız, O nunla evli zengin oğlan

Yağmur Zamanı Eğlence mekanı sahibi esas karakter, bu karakterin çocuklarının bakıcısı olan esas kız

Bu listeyi uzatmak mümkün Görüldüğü gibi, televizyon ekranlarında yayınlanan dizilerin hemen hepsinde, gerçek hayattan uzak, kendilerince kurdukları konforlu dünyalarında yaşayan ailelerin hayatları anlatılmaktadır Bu ailelerin gerçek hayatın sıkıntılarından azade yaşamları, arızalı ve mahrem ilişkileri gözümüzün içine sokulmaktadır Kelimenin tam anlamıyla "enayi" yerine konulan Türk izleyicisi, zengin ve ihtişamlı yaşantılara, renkli hayatlara özendirilmekte, bu parıltılı dünyanın parçası olmak için zorlanmaktadır. Asgari ücretin 380 YTL olduğu ülkemizde, akşam ekran başına geçen insanlarımızın bu tür dizileri nasıl seyrettiği,  bu yapımların reyting rekorları kırması ise tartışılması gereken başka bir konudur. Bu dizilerde insanlarımız ne buluyorlar Bu dizilerin seyredenlere vermek istediği mesaj nedir Televizyonların program koordinatörleri ve yapım ajansları doğal olarak diyeceklerdir ki, "Bizim amacımız insanlara hoş vakit geçirtmek Eğlendirmek Ekran karşısında zevkle izleyecekleri yapımlar üretmek"

İyi de, her birisi sabun köpüğü olan bu tür yapımlar, insanlarımızın zihinlerini boşaltmaktan başka ne işe yarıyor Televizyon ekranlarını işgal eden sabun köpüğü dizilerin, boş, sığ, içeriksiz yapımların ana amacı işte budur İnsanlarımızın zihinlerini boşaltmak Hayatı sorgulamaktan uzaklaştırmak Gerçek yaşamdan hiçbir enstantenenin olmadığı, sığ, düzeysiz ve tuzu kuru ailelerin arızalı ilişkilerini ele alan bu tür yapımları ekranlara getirenler, insanlarımızı sanal bir dünyaya hapsederek gerçek hayatın acımasızlığını gizlemektedirler. Türkiye nin kronikleşmiş çözüm bekleyen sorunlarını insanlarımızın tartışmasını engellemektedirler... Düşünme, sorgulama, hesap sorma İzle ve itaat et Bu yayıncılık felsefesinin özeti bu